SONSUZLUK VE BİZ

  • Konbuyu başlatan Adem
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar : 114
  • Görüntüleme : 1K

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Evet ,demiştik ki insanın SONSUZLUK yolculuğu , AKLIN sınırını kabul ederek , SONSUZLUK u BİLINEMEZ olarak tanıyıp kendi sonlu varlığının sonsuz yanında bir HİÇ olduğunu idrak etmesiyle başlar. Aslında bu insanın kendisini tanımasıdır. Kendisini tanımayan insan daracık dünyasını tek dünya ve kendi SONLU benliğini TANRI olarak görmeye devam ederken, SONSUZLUĞUN engin deryasından aldığı bir DAMLA ile yetinmiş sonsuz hayatındaki tek azığı işte o bir damla olmuştur. Ölüm öncesi hayatında bu bir damla belki onu idare edebilir ama ebedi bir hayatta okyanusun ortasında bir damla su ile idare edemezsiniz.

Kendini tanımayan insanın benliği kendini TANRI olarak gördüğü ve özgür olduğunu düşündüğü için daima SONSUZ ile savaşmak zorundadır. Çünkü etrafında bir çok TANRI vardır ve kimisiyle İTTİFAK kurmuş olsada , çoğu onun TANRI lığına boyun eğmez, ve TANRILAR arası savaş devam eder durur. Ama sonunda hiçbiri kazanamaz çünkü aslında hiçbiri TANRI değildir.
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Evet ,demiştik ki insanın SONSUZLUK yolculuğu , AKLIN sınırını kabul ederek , SONSUZLUK u BİLINEMEZ olarak tanıyıp kendi sonlu varlığının sonsuz yanında bir HİÇ olduğunu idrak etmesiyle başlar. Aslında bu insanın kendisini tanımasıdır. Kendisini tanımayan insan daracık dünyasını tek dünya ve kendi SONLU benliğini TANRI olarak görmeye devam ederken, SONSUZLUĞUN engin deryasından aldığı bir DAMLA ile yetinmiş sonsuz hayatındaki tek azığı işte o bir damla olmuştur. Ölüm öncesi hayatında bu bir damla belki onu idare edebilir ama ebedi bir hayatta okyanusun ortasında bir damla su ile idare edemezsiniz.

Kendini tanımayan insanın benliği kendini TANRI olarak gördüğü ve özgür olduğunu düşündüğü için daima SONSUZ ile savaşmak zorundadır. Çünkü etrafında bir çok TANRI vardır ve kimisiyle İTTİFAK kurmuş olsada , çoğu onun TANRI lığına boyun eğmez, ve TANRILAR arası savaş devam eder durur. Ama sonunda hiçbiri kazanamaz çünkü aslında hiçbiri TANRI değildir.
İnsan benliği öyle bir şeydir ki kendisini TANRI ilan etmiştir ve kendisinden başka TANRI tanımaz. Her kes ve her şey O na boyun eğmelidir. Boyun eğmeyeni cezalandırmak ister. Herkese herşeye tepeden bakar , kibirlenir. Çünkü o TANRI dır.

Neden peki insan benliği böyledir ?

Çünkü aslında SONSUZ yönünü KENDİSİ zannetmektedir. Bilinçaltında bilmektedir ki SONSUZ yücedir, her şey O na boyun eğmiştir ...

Bu büyük yanılgısı ona ne kadar büyük acılar tattırsa da İNAT ından vazgeçmez. O nu yaksanız yerin dibine batırsanız o yine BEN TANRIYIM diye bağırmaya devam eder. Ama elbet bir gün yanılgısını anlayacak ve ne yazık ki PİŞMANLIK fayda etmeyecektir.

Kısacası insanın dünyadaki en önemli ve hatta tek işi KENDİNİ TANIMAK olmalıdır....
 

ignostik üye

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
1 Ocak 2021
Mesajlar
396
Tepkime puanı
24
Puanları
18
Yaş
54
Üniversite Bölümü
felsefe
İgnostik O TEK tir,eşi benzeri YOK tur. Yani sen ALLAH ' ın kendisini yaratmasını mı istiyorsun ?

Bu ne kadar aptalca .....

Bu zırvaları bırakta biraz öleceğini düşün. Eğer ALLAH varsa bu halinle gidersen vay ki ne vay haline.....
Hahaha cahil bir teist zihniyetindesin diyorum.o ornegi ben niye verdim?

Farkinda bile degilsin.
😂 😂
Sen nesin biliyor musun?
Uzunca yazarak kendini zeki sanan ama reelde siradan basit bir teist misyonersin.
Formubu gercegide gorucek kadar zeki degilsin.

Ictenligi bile sacmaliklarinla bezdirdin ya tebrik ederim
Cehalizmde evren rekoru
kirdin.


Hadi evladim hadi bu forum 15 yas altina uygun degil.
Coluk cocukla vaktimizi harciyamayiz.
Sen 30 yaşında olsan ne olucak?
Zeka yasin 15.😂😂
 

ignostik üye

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
1 Ocak 2021
Mesajlar
396
Tepkime puanı
24
Puanları
18
Yaş
54
Üniversite Bölümü
felsefe
İnsan benliği öyle bir şeydir ki kendisini TANRI ilan etmiştir ve kendisinden başka TANRI tanımaz. Her kes ve her şey O na boyun eğmelidir. Boyun eğmeyeni cezalandırmak ister. Herkese herşeye tepeden bakar , kibirlenir. Çünkü o TANRI dır.

Neden peki insan benliği böyledir ?

Çünkü aslında SONSUZ yönünü KENDİSİ zannetmektedir. Bilinçaltında bilmektedir ki SONSUZ yücedir, her şey O na boyun eğmiştir ...

Bu büyük yanılgısı ona ne kadar büyük acılar tattırsa da İNAT ından vazgeçmez. O nu yaksanız yerin dibine batırsanız o yine BEN TANRIYIM diye bağırmaya devam eder. Ama elbet bir gün yanılgısını anlayacak ve ne yazık ki PİŞMANLIK fayda etmeyecektir.

Kısacası insanın dünyadaki en önemli ve hatta tek işi KENDİNİ TANIMAK olmalıdır....
Ateistler gibi zirvaliyorsun;
Allah baska bir allah yaratabilir mi?
Bu tarz sorular demode oldu artik.
15 yas alti yorumlarla bu foruma gelmeyin.
Bak soruyi tekrar
Soruyorum.
.senin allahin herseye gucu yeten ozgur iradesi sonsuz olan insan yaratabilir mi?
Allahin baska bir ilah yaratmasi sacma olurdu.
.ama senin allahin.
Madem yaratiyormus ve herşeye gucu yetiyormus.
Bu evrende herseye gucu yeten iradesi sonsuz olan bir insan yarata bilir mi?
Cok basit bir soru.
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
İnsan benliği öyle bir şeydir ki kendisini TANRI ilan etmiştir ve kendisinden başka TANRI tanımaz. Her kes ve her şey O na boyun eğmelidir. Boyun eğmeyeni cezalandırmak ister. Herkese herşeye tepeden bakar , kibirlenir. Çünkü o TANRI dır.

Neden peki insan benliği böyledir ?

Çünkü aslında SONSUZ yönünü KENDİSİ zannetmektedir. Bilinçaltında bilmektedir ki SONSUZ yücedir, her şey O na boyun eğmiştir ...

Bu büyük yanılgısı ona ne kadar büyük acılar tattırsa da İNAT ından vazgeçmez. O nu yaksanız yerin dibine batırsanız o yine BEN TANRIYIM diye bağırmaya devam eder. Ama elbet bir gün yanılgısını anlayacak ve ne yazık ki PİŞMANLIK fayda etmeyecektir.

Kısacası insanın dünyadaki en önemli ve hatta tek işi KENDİNİ TANIMAK olmalıdır....
Tanrılığını ilan eden BENLİK artık kendisini kendi dar dünyasına hapsetmiş, SONSUZ luktan nasibi kalmamıştır. Eğer kendi dar dünyasında işler yolunda giderse kendince MUTLU olur. Peki bu dar dünyada işler yolunda gidebilir mi ? Evet gidebilir, tabi ancak ölene kadar. Bunun örneği FİRAVUN ve NEMRUT dur. Ellerindeki güc ve saltanat onları TANRI olduklarına öyle inandırmıştır ki etraflarındaki insanları KÖLE yapmışlar, onların sahibi olduklarını sanmışlardır.

Firavun ve memrutun başına onların TANRI olmadığını ihtar edecek hiçbir bela, musibet, zorluk gelmediğinden TANRI olduklarına inanmaları daha güçlü gerçekleşmiştir. Evet her insanın içinde bir FİRAVUN saklıdır. Eğer insan aklını gereği gibi kullanmaz ve kendisine BEN gerçekten TANRI mıyım ? dedirtecek bir sıkıntıyla karşılaşmazsa artık onu TANRI olmadığına ancak SONSUZ la karşılaşması inandırabilir.

O zaman ise elindeki bütün güçler alınmış yapayalnız ve çaresiz kalmış olacaktır. Madem sen tanrısın göster bakalım TANRI lığını denir ona...
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Tanrılığını ilan eden BENLİK artık kendisini kendi dar dünyasına hapsetmiş, SONSUZ luktan nasibi kalmamıştır. Eğer kendi dar dünyasında işler yolunda giderse kendince MUTLU olur. Peki bu dar dünyada işler yolunda gidebilir mi ? Evet gidebilir, tabi ancak ölene kadar. Bunun örneği FİRAVUN ve NEMRUT dur. Ellerindeki güc ve saltanat onları TANRI olduklarına öyle inandırmıştır ki etraflarındaki insanları KÖLE yapmışlar, onların sahibi olduklarını sanmışlardır.

Firavun ve memrutun başına onların TANRI olmadığını ihtar edecek hiçbir bela, musibet, zorluk gelmediğinden TANRI olduklarına inanmaları daha güçlü gerçekleşmiştir. Evet her insanın içinde bir FİRAVUN saklıdır. Eğer insan aklını gereği gibi kullanmaz ve kendisine BEN gerçekten TANRI mıyım ? dedirtecek bir sıkıntıyla karşılaşmazsa artık onu TANRI olmadığına ancak SONSUZ la karşılaşması inandırabilir.

O zaman ise elindeki bütün güçler alınmış yapayalnız ve çaresiz kalmış olacaktır. Madem sen tanrısın göster bakalım TANRI lığını denir ona...
Dikkat edilirse insan benliğindeki tüm özellikler bir TANRI da bulunan özelliklerdir. Bir tanrı, kendisine boyun eğilmesini ister, her şeyi bilir ve bunun KUL ları tarafından tasdik edilmesini ister, etmeyenlere GAZAP lanır, hatta onları CEZA landırır . Her şey O na aittir , başkasına ait hiç bir şeyin olmamasını, kendisi tasdik etmedikçe kimsenin ÖZGÜR olmamasını , her şeyin O nun idaresinde olmasını ister. KİBİR lenir çünkü O en büyüktür. Bunların yanında bir tanrı kullarına karşı SEVGİ , MERHAMET , CÖMERTLİK ,HOŞGÖRÜ gibi özellikler de taşır.

İşte insan benliğindeki tüm bu özellikler, insanın SONSUZ yönünden ona akseden özelliklerdir. İnsanın bir yönü sonsuza bakar ve aslında SONRADAN kazanılmamış tüm bu özellikler insanda tezahür eder. Yani insanın SONSUZ un yeryüzündeki AYNA sıdır. İnsan sonsuza bakarken kendisini gördüğü gibi SONSUZ da insanda görünür.
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Dikkat edilirse insan benliğindeki tüm özellikler bir TANRI da bulunan özelliklerdir. Bir tanrı, kendisine boyun eğilmesini ister, her şeyi bilir ve bunun KUL ları tarafından tasdik edilmesini ister, etmeyenlere GAZAP lanır, hatta onları CEZA landırır . Her şey O na aittir , başkasına ait hiç bir şeyin olmamasını, kendisi tasdik etmedikçe kimsenin ÖZGÜR olmamasını , her şeyin O nun idaresinde olmasını ister. KİBİR lenir çünkü O en büyüktür. Bunların yanında bir tanrı kullarına karşı SEVGİ , MERHAMET , CÖMERTLİK ,HOŞGÖRÜ gibi özellikler de taşır.

İşte insan benliğindeki tüm bu özellikler, insanın SONSUZ yönünden ona akseden özelliklerdir. İnsanın bir yönü sonsuza bakar ve aslında SONRADAN kazanılmamış tüm bu özellikler insanda tezahür eder. Yani insanın SONSUZ un yeryüzündeki AYNA sıdır. İnsan sonsuza bakarken kendisini gördüğü gibi SONSUZ da insanda görünür.
Örneğin insan SEVER ama NEDEN sevdiğini bilmez....

Sevgi BAĞ veya BAĞLANMAK demektir. Sonsuz aslında KENDİSİNİ sevmiştir. Ama SEVGİ bağı sevilecek ikinci bir varlığı zorunlu kılar. İşte tüm bu gördüğümüz varlıklar SEVGİ yüzünden ortaya çıkmıştır. SEVGİ hayatın kaynağı, varlığın esasıdır. Ancak BİLİNEBİLEN bir varlığın ortaya çıkması kendi ZID dını da zorunlu kıldığından NEFRET de olmak zorunda kalmıştır. Her şey zıddıyla bilinir, ve ZIIDDI olmayan tek varlık SONSUZ dur.

İnsan daima KONUŞAN bir varlıktır. Dışından konuşmasa da İÇİNDEN , daima konuşur durur. Neden ?

Alemde gördüğümüz tüm varlıklar, SONSUZ un yüceliğini , güzelliğini, kudretini, sonsuzluğunu, sanatını anlatan KELİME lerdir. O sonsuza kadar bu kelimelerle kendini anlatır, ama söyleyecekleri HİÇBİR ZAMAN bitmez. İşte insan da SONSUZ dan aldığı bu özellikle vardır ve onunda söyleyecekleri HİÇBİR ZAMAN bitmeyecektir.
 

ferah_

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
9 Haz 2021
Mesajlar
5
Tepkime puanı
1
Puanları
1
Evet özgürlük ancak ve ancak SONSUZ için mümkündür ve ancak O nun hakkıdır. SONSUZ varlık bütüncül ve tek, kendisindeki tüm varlıklar hakkındaki tüm bilgilere sahip, herşeyi bilen , her şeye gücü yetendir ve

- O Dilediğini yapar...
Özgürlük sonsuz için mümkün değildir çünkü "mümkünat" zaten oluşu arz eden bir kavram ve potansiyel anlamına geliyor. Mümkün özgürlük, bir varlığın bir varlıktan özgürlüğü olarak anlam taşır. Sonsuz derken bir "şey" hakkında konuşmuyorsun, sonsuz zaten salt özgürdür, ya da özgürlüğün kendisidir, çünkü "varlık" değildir. Dilemek dediğini ise zaten "varlığın" yoksunluğu yaratıyor.

Evet bu böyledir, kendimize ve aleme baktığımızda SONSUZ un nasıl muhteşem bir düzen kurduğunu her şeyin diğeriyle nasıl mükemmel bir uyum içinde varolduğunu görebiliriz.
Hayır göremezsiniz, sahiden bakarsanız uyumsuzluğu ve evrimi görürsünüz. Uyum, dirençlerin kısmen azaldıkları uyumsuzluklar, ya da uyumsuzluğun görece pasifleşmesi.

Gökyüzünde milyarlarca galakside milyarlarca yıldız birbirine hiç dokunmadan korkunç bir süratle ışık saçarak dönerken bize O nun MUHTEŞEM sanatını anlatmakta ve bizi HAYRAN bırakmaktadır.
Hayranlık her alanda işin mutfağını görmeyenler için söz konusu olur. Evren temelde basit bir logos ile işler, bilim geliştikçe bu logosa biraz daha fazla hakim oluyoruz.


Dikkat edilirse insan benliğindeki tüm özellikler bir TANRI da bulunan özelliklerdir.
Dikkat edilirse? Tanrı?

İnsan benliği insanın tarihinden ve bu tarihin oluşturduğu dilden ibarettir.

Bir tanrı, kendisine boyun eğilmesini ister, her şeyi bilir ve bunun KUL ları tarafından tasdik edilmesini ister, etmeyenlere GAZAP lanır, hatta onları CEZA landırır . Her şey O na aittir , başkasına ait hiç bir şeyin olmamasını, kendisi tasdik etmedikçe kimsenin ÖZGÜR olmamasını , her şeyin O nun idaresinde olmasını ister. KİBİR lenir çünkü O en büyüktür. Bunların yanında bir tanrı kullarına karşı SEVGİ , MERHAMET , CÖMERTLİK ,HOŞGÖRÜ gibi özellikler de taşır.

İşte insan benliğindeki tüm bu özellikler, insanın SONSUZ yönünden ona akseden özelliklerdir.
Hayır, yanılıyorsun, bu saydığın özellikleri tam da sonluluğun bilinçaltı oluşturur. Tanrılaştırmaları yapan da aynı bilinçaltı. İnsanın sonsuz yönü ise kelimenin tam anlamıyla bir yöndür, insan o yöne gider ya da gitmez.

İnsanın bir yönü sonsuza bakar ve aslında SONRADAN kazanılmamış tüm bu özellikler insanda tezahür eder. Yani insanın SONSUZ un yeryüzündeki AYNA sıdır. İnsan sonsuza bakarken kendisini gördüğü gibi SONSUZ da insanda görünür.
İnsanın bilinci zaten sonsuz ve sonluluk arasındaki gerilim. Sonsuzun aynası maynası yoktur, bunlar sonlu varlığın, tam da sonlu oluşunun bir neticesi olan fikriyatı. Sonsuz ne insanda ne bir şeyde görünmez, sonsuzu "varlıklaştırıp" görüngüler dünyası üzerinden kavramaya çalışmak temel bir hata.

Örneğin insan SEVER ama NEDEN sevdiğini bilmez....

Sevgi BAĞ veya BAĞLANMAK demektir. Sonsuz aslında KENDİSİNİ sevmiştir. Ama SEVGİ bağı sevilecek ikinci bir varlığı zorunlu kılar. İşte tüm bu gördüğümüz varlıklar SEVGİ yüzünden ortaya çıkmıştır. SEVGİ hayatın kaynağı, varlığın esasıdır. Ancak BİLİNEBİLEN bir varlığın ortaya çıkması kendi ZID dını da zorunlu kıldığından NEFRET de olmak zorunda kalmıştır. Her şey zıddıyla bilinir, ve ZIIDDI olmayan tek varlık SONSUZ dur.
Sonsuzun varlık olmadığını (varlık olur, olan bir şeydir, sonsuz olmaz ki?) ifade ettikten sonra zıtlığı ontolojik boyutta düşünün; sonsuzun zıddı varlıktır, varoluştur.

İnsan daima KONUŞAN bir varlıktır. Dışından konuşmasa da İÇİNDEN , daima konuşur durur. Neden ?
Konuşmanın sebebi beynin kavramlar tarafından yönetiliyor olması, sonsuzun vasıflandırılması da aynı iflah olmaz bilinçsizlik halinde oluşan bir zihniyet.

Alemde gördüğümüz tüm varlıklar, SONSUZ un yüceliğini , güzelliğini, kudretini, sonsuzluğunu, sanatını anlatan KELİME lerdir. O sonsuza kadar bu kelimelerle kendini anlatır, ama söyleyecekleri HİÇBİR ZAMAN bitmez. İşte insan da SONSUZ dan aldığı bu özellikle vardır ve onunda söyleyecekleri HİÇBİR ZAMAN bitmeyecektir.
Bu yorumlar insan beyninin fantazilerinden öteye gidemezler, kendilerinde varlıkları söz konusu değildir. Sonsuzun yüceliğini (aslında sonsuzun yüceliği diye bir şey de denmez, anlamı olmaz, sonsuz zaten yüceye özdeştir, töz ilinek ilişkisi, aidiyet şeklinde düşünmek, psikolojik zaaflarımızdan kaynaklanıyor) görüngü boyutuna indirmek, sonsuzu varlık olarak düşünmekten türeyen basit bir yanılgı, yanılsama hali...
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Ferah_ hanım, ilginiz ve değerli katkınız için teşekkür ediyorum...

Takdiri yazıları okuyan arkadaşlara bırakıyorum. Olumlu olumsuz fikrini beyan eden tüm okurlara minnettar olacağımı belirtmek isterim....
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Örneğin insan SEVER ama NEDEN sevdiğini bilmez....

Sevgi BAĞ veya BAĞLANMAK demektir. Sonsuz aslında KENDİSİNİ sevmiştir. Ama SEVGİ bağı sevilecek ikinci bir varlığı zorunlu kılar. İşte tüm bu gördüğümüz varlıklar SEVGİ yüzünden ortaya çıkmıştır. SEVGİ hayatın kaynağı, varlığın esasıdır. Ancak BİLİNEBİLEN bir varlığın ortaya çıkması kendi ZID dını da zorunlu kıldığından NEFRET de olmak zorunda kalmıştır. Her şey zıddıyla bilinir, ve ZIIDDI olmayan tek varlık SONSUZ dur.

İnsan daima KONUŞAN bir varlıktır. Dışından konuşmasa da İÇİNDEN , daima konuşur durur. Neden ?

Alemde gördüğümüz tüm varlıklar, SONSUZ un yüceliğini , güzelliğini, kudretini, sonsuzluğunu, sanatını anlatan KELİME lerdir. O sonsuza kadar bu kelimelerle kendini anlatır, ama söyleyecekleri HİÇBİR ZAMAN bitmez. İşte insan da SONSUZ dan aldığı bu özellikle vardır ve onunda söyleyecekleri HİÇBİR ZAMAN bitmeyecektir.
İnsan konuşurken kelimeler insanın ağzından çıkan NEFES ile hayat bulur, anlam kazanır. Nitekim NEFES insana hayat veren bir olgudur. NEFES iyle insan KELİMELER e HAYAT verir.

İnsanda SONSUZ un yaratma özelliği de bulunur ki bu da insanın DÜŞÜNCE si ve HAYAL idir. İnsan, düşüncesinde ve hayalinde dış dünyada varlığı olmayan bir çok şeyi yaratır.

Nasılki SONSUZ bu görünen evreni baştan sona en ince ayrıntısına kadar planlayıp sahneye koymuşsa insan da TİYATRO ve SİNEMA gibi sanatlara ilgi duyar , ve aynen SONSUZ gibi onları düşünce ve HAYAL dünyasından çıkarıp sahneye koyar...
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Bak içtenlik ALLAH insanı yakmakla tehdit etmez. Kuranı iyi okusaydın anlardın. Allah daima KENDİNİZE ZULMETMEYİN der ve sadece bize bir UYARI da bulunur. ALLAH kimseye zulmetmez , zulmü yapan insana yine insanın kendisidir.

Hatırlarsan sana yazdığım bir cevapta KİN tutmaktan bahsederken kin tutan ancak kendine kin tutar ve savaşan yalnız kendiyle savaşır demiştim. Sen kafanda yarattığın o TANRI ile cebelleşirken aslında hep kendinle savaşıyorsun ve bilmeden kendine ZULM ediyorsun. ALLAH ın bizi korkuttuğu CEHENNEM ateşi işte budur.

Gerçeği göremeyen insan kendi hayallerini gerçek sanır ve çoğu insan ALLAH ın kendisine eziyet ettiğini , zulme maruz bıraktığını düşünür. Oysa ki olan her şey olmak zorunda olduğu için olmuştur.

Peki insan neden üzülür, acı çeker ?

İnsan kendini İLAH yerine koyarak olamayacak İMKANSIZ şeyleri oldurmaya çalışır. İstedikleri olmayınca başlar kendine eziyet etmeye. Bu neden böyle değil , şu neden böyle derken hep kendine ZULÜM eder. Halbuki O bir İLAH değildir ve eğer herkesin istediği olabilseydi yeryüzündeki milyarlarca İLAH çoktaaaan alemi yok ederdi.


Erzurumlu İbrahim Hakkı

TEFVİZNAMR
Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Ârif onu seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Sen hakk’a tevekkül kıl
Tefviz et ve rahat bul
Sabreyle ve razı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Kalbin ona berk eyle
Tedbirini terk eyle
Takdirini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hallak-ı rahim o’dur
Rezzak-ı kerim o’dur
Fa’al-ı hakim o’dur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Bil kadıy-ı hacatı
Kıl o’na münacatı
Terk eyle muradatı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Bir işi murad etme
Olduysa inad etme
Haktandır o reddetme
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hakk’ın olacak işler
Boştur gam-u teşvişler
O hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hep işleri faiktir
Birbirine layıktır
Neylerse muvafıktır
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Dilden gamı dûr eyle
Rabbinle huzur eyle
Tefviz-i umur eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Sen adli zulüm sanma
Teslim ol oda yanma
Sabret sakın usanma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabreyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hiç kimseye hor akma
İncitme, gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Mü’min işi renk olmaz
Âkil huyu cenk olmaz
Ârif dili tenk olmaz
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hoş sabr-i cemilimdir
Takdir kefilimdir
Allah ki vekilimdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Her dilde o’nun adı
Her canda o’nun yadı
Her kuladır imdadı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Naçar kalacak yerde
Nagâh açar o perde
Derman eder ol derde
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Her kuluna her anda
Kâh kahr-u kâh ihsanda
Her anda o bir şanda
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Kâh mu’ti-u kâh mani’
Kâh darr-u kâh nafi’
Kâh hafız-u kâh rafi’
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Kâh abdin eder ârif
Kâh eymen-ü kâh haif
Her kalbi o’dur sarif
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Kâh kalbini boş eyler
Kâh halkini hoş eyler
Kâh aşkina dûş eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Kâh sade-ü kâh rengîn
Kâh tab’ın eder sengîn
Kâh hırem-ü kâh gamgîn
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Az ye, az uyu, az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülşenine gel göç
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Bu nas ile yorulma
Nefsinle dahi kalma
Kalbinden ırak olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Geçmişle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hâl ile dahi olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Her daim o’nu zikreyle
Zeyrekliği koy şöyle
Hayran-ı hak ol şöyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut o’nu bul
Koy gafleti hazır ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Her sözde nasihat var
Her nesnede zinet var
Her işte ganimet var
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Hep remz-ü işarettir
Hep gamz-ü beşarettir
Hep ayn-ı inayettir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Her söyleyeni dinle
Ol söyleteni anla
Hoş eyle kabul canla
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Bil elsine-i halkı
Aklam-ı hak ey hakkı
Öğren edeb ve hulku
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler


Vallahi güzel etmiş
Billahi güzel etmiş
Tallahi güzel etmiş
Allah görelim netmiş
Netmişse güzel etmiş
Ad halkı, Ad (Lut) ve Semud Halkları bunlara ne oldu?
Dünden beri yoğunluktan dolayı bu soruya cevap yazamamıştım ve bu sorunun cevabı olan konuyu zaten yazmayı düşünüyordum....

Ad, Semud , ve Lut kavimleri ALLAH tarafından, yaptıkları çirkin ve İĞRENÇ fiiller yüzünden HELAK edilmişlerdir. ALLAH ın GAZAB ı çetindir.

Peki ALLAH onlara düşman mıydı da onları helak etti ? Hayır....

Onları yaratan, onlara sağlık veren , onlara yiyecek veren , beden veren , kendileri ile HUZUR bulacakları EŞ ler yaratan ALLAH elbette onların düşmanı değildi....

Peki onlara NEFSİNİZE ( Benliğinize ) uyup kötü işler yapmayın diyen UYARICILAR gelmemişmiydi ? Hayır gelmişti....

Onların düşmanları sadece kendileriydi ve sadece kendilerine düşmanlık ettiklerinin farkında değillerdi. ALLAH ın onlara sunduğu güç ve kudreti kendilerinin sandılar. Onlara verdiği özgürlüğü sonsuz sandılar. Kendilerinin SONSUZA kadar DÜNYADA ve bu nimetler içerisinde kalacaklarını sandılar. Yani diğer bir ifade ile SONSUZ yönlerini gördüler fakat SONLU yönlerini kabul etmeyerek -- Biz SONSUZ uz, öyle ise dilediğimizi yaparız dediler. Onlar , hiç düşünüp akıllarını kullanmadılar ve kendilerini İLAH yerine koydular.

Çünkü yaşadıkları ortamda gerçekten bir İLAH gibiydiler, çünkü akıllarına her eseni yapabiliyor istedikleri gibi yaşayabiliyorlardı...

Eğer gerçekten İLAH olsalardı yaşadıkları küçücük dünyaları onlar için bir cennet olabilir ve orada SONSUZA kadar yaşayabilirlermiydi ? Hayır.

Çünkü , her mekan ve herşey birbiriyle bağlıdır. Biri olmadan diğeri var olamaz. Mesela güneş olmasa dünya olamaz, dünya olmasa Güneş yerinde kalamaz ....

O halde SONLU varlıklar SONSUZ nizama uymadıkları takdirde HELAK olmaya mahkumdur. Bu SONSUZ nizamda insan benliğibiçin en büyük tehlike kendi SONSUZ yönünü KENDİSİ zannetmesidir. Yani kendisini İLAH zannetmesidir. Bu onun SONSUZ yönünü kendi daracık dünyasına hapsetmesidir. İşte insanın kendisine yaptığı ZULÜM dür.

İslam buna KÜFÜR demiştir ve KÜFÜR ün manası ÖRTMEK anlamındadır. Yani SONLU olduğunu örterekbkendini SONSUZ sanmaktır.

Devam ederiz İNŞAALLAH.
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
@Adem, bak şimdi

Soru şu

@Adem, tek soru tek cevap

Ad halkı, Ad (Lut) ve Semud Halkları bunlara ne oldu?
Cevap bu

Dünden beri yoğunluktan dolayı bu soruya cevap yazamamıştım ve bu sorunun cevabı olan konuyu zaten yazmayı düşünüyordum....

Ad, Semud , ve Lut kavimleri ALLAH tarafından, yaptıkları .... HELAK edilmişlerdir.
Bu cevabın sorumla ilgisi yok

Tekrar soruyorum ya da anlamadığını düşünerek ben yardımcı olayım,
Helak yıkım demek kent için kullanılır insan için değil
İnsan helak edildi demeyiz.
Ülke ya da kent yıkıldı . Bunu ben anladım ben onu sormadım.
Yani Tanrı insanı bir halk grubunu ya da inan grubunu helak etti (yıktı) öyle mi ele alalım

O yıkılan ülkedeki/kentteki insanlar, o kentin insanları ve orada o kentte yaşayan halka ne oldu?

Bunu soruyorum.

Kentin yıkıldığını anladım. Bak şimdi tanrı Türkiyeyi yıktı diyelim. Tanrı Türkiyeyi helak etti dağıttı yıktı deriz. Bunu anladım. Ben bunu sormadım. Ben sana sordum ki Türkiye yaşayanlara ne oldu?
Türk halkına ne oldu?
Sorunun içeriği dışına lütfen çıkma

Tekrar soruyorum

Ad halkı, Ad (Lut -Hud) ve Semud Halkları bunlara ne oldu?

Tek soru tek cevap, lütfen
 
Son düzenleme:

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
@Adem, bak şimdi

Soru şu



Cevap bu



Bu cevabın sorumla ilgisi yok

Tekrar soruyorum ya da anlamadığını düşünerek ben yardımcı olayım,
Helak yıkım demek kent için kullanılır insan için değil
İnsan helak edildi demeyiz.
Ülke ya da kent yıkıldı . Bunu ben anladım ben onu sormadım.
Yani Tanrı insanı bir halk grubunu ya da inan grubunu helak etti (yıktı) öyle mi ele alalım

O yıkılan ülkedeki/kentteki insanlar, o kentin insanları ve orada o kentte yaşayan halka ne oldu?

Bunu soruyorum.

Kentin yıkıldığını anladım. Bak şimdi tanrı Türkiyeyi yıktı diyelim. Tanrı Türkiyeyi helak etti dağıttı yıktı deriz. Bunu anladım. Ben bunu sormadım. Ben sana sordum ki Türkiye yaşayanlara ne oldu?
Türk halkına ne oldu?
Sorunun içeriği dışına lütfen çıkma

Tekrar soruyorum

Ad halkı, Ad (Lut -Hud) ve Semud Halkları bunlara ne oldu?

Tek soru tek cevap, lütfen
Evet helak edildiler yani YOK edildiler demektir. Kimi yerin dibine batırılarak, kimi başka şekillerde. Helak kelimesi sadece bir kent için kullanılmaz tek bir insan da helak olabilir....
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Evet helak edildiler yani YOK edildiler demektir.
İnsanın yokedilmesi ne demektir tam olarak anlayamıyorum
İnsan için yoketme kavramını mı kullanırız?

Peki şunu sordum. ad ve semud halklarına ne oldu?
Tanrı tarafında yokedildi dedin değil mi?

Yani şöyle anlayabiliriz değil mi?
Tanrı onları (bu kentlerin içinde yalayan insanları) öldürdü ve katletti. (sana göre yok ve helak etti)

Peki bu katletme işlemi (ya da sana göre yok ve helak) nasıl yapıldı.? (Ad halkı ve kenti için )
 

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
İnsanın yokedilmesi ne demektir tam olarak anlayamıyorum
İnsan için yoketme kavramını mı kullanırız?

Peki şunu sordum. ad ve semud halklarına ne oldu?
Tanrı tarafında yokedildi dedin değil mi?

Yani şöyle anlayabiliriz değil mi?
Tanrı onları (bu kentlerin içinde yalayan insanları) öldürdü ve katletti. (sana göre yok ve helak etti)

Peki bu katletme işlemi (ya da sana göre yok ve helak) nasıl yapıldı.? (Ad halkı ve kenti için )
Ad kavmi bir rüzgarla helak oldular...
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Ad kavmi bir rüzgarla helak oldular...
helak
/.–/

ad
  1. 1.
    ölme, öldürme.

  2. 2.
    ortadan kaldırma, yok etme, ortadan kaldırılma, yok edilme.
Kim öldürdü ? Kim yaptı?

oldular (mı?) bu kendi kendine olmadı

Edildiler, öldürüldürüler

Tanrı tarafından yakılarak öldürüldüler
 

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,192
Tepkime puanı
162
Puanları
63
Ad kavmi bir rüzgarla helak oldular...
Şimdi nasıl bir tanrı insan öldürür ? -1

İkincisi semavi kabul edilen İbrahimi dinlerin bilinen suç ceza anlayışı şudur. Yasak serbesttir, özgür irade vardır. insan yasağı isterse seçer, isterse sakınır ve ölünce yargılanır. Yargılama işlemi bu dünyada değil öldükten sonra öte dünyada yapılacaktır ve yapılır ve gerekirse cezasını orada çekerdi değil mi? Ödül ve ceza öbür taraftadır. Yanılıyor muyum?

Şimdi bu dünya da ceza veriyorsan o halde herşeyi çözümle tek tek.

tek bir insan da helak olabilir....
Herşeye gücü yeten tanrı isterse tek tek tüm günahkarları da helak edebilir diyorsun yani öyle mi?

İkincisi; Ad kentinin öldürülen insanları bir daha cehennem görecek mi? Bir de orada yanacak mı?

Üçüncüsü; Son beşbin yıldır hiç azmış sapmış insan kavim yok mu? Bu olaylar beşbin yıl öncesi ve daha öncesine tarihleniyor. O halde beşbin yıldır bizi yakıp yıkmıyor o halde biz sapmadık mı?.

Dördüncüsü; Ad halkının helak (yokedilme ve öldürülmesi; kentinin yıkılması) gerekçesini açar mısın?

Beşincisi; Tüm bir halk tümden mi yokedildi ve eğer öyleyse hiç orada zayıf, mazlum, aç, çoluk çocuk, kadın ve masum insan yok muydu?
Masumlar taşındı mı? Kent boşaltıldı mı?


Altıncısı; Lut'un eşi de mi eşcinseldi ve erkekleri bırakmış kadınlarla mı sevişiyordu?

Kadınlar öldürüldü ise neden öldürüldü? Çocuklar öldürüldü ise neden öldürüldü?

Son olarak; Buna hala sorgusuz sualsiz tapmamı inanmamı mı beklersin yoksa tüm bunları araştırıp sorgulayayım mı?

,
 
Son düzenleme:

Adem

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
26 Nis 2009
Mesajlar
191
Tepkime puanı
5
Puanları
18
Kim öldürdü ? Kim yaptı?

oldular (mı?) bu kendi kendine olmadı

Edildiler, öldürüldürüler

Tanrı tarafından yakılarak öldürüldüler
Kimse bu dünyada kalıcı değildir, insanlar bir şekilde ve bir sebeple ölürler.. Bir yangında YANARAK ölen birini gördüğümüzde ona yanarak öldü deriz. Bak işte onu TANRI yaktı demeyiz..

Hayat varsa ÖLÜM olmak zorundadır ve bu ölüm, HAYAT ın sebeplerinden birinin ortadan kalkmasıyla oluşur. Bu , aşırı sıcak ,aşırı soğuk vücut bütünlüğün bozulması vb. olabilir.

Ama adı geçen kavimlerin hiç biri yakılarak yok edilmemişlerdir.

Yok edilmekten kastım DÜNYA dan yok edilmektir. Yoksa var olan hiçbir şey MUTLAK manada yok olmaz...