- 21 Eki 2026
- 186
- 0
- 0
Bir pazarda “bu armut çürük” dediğimizde, elimizdeki şeyi belirli bir nesne olarak ele almış oluruz. Ama “armut” sözcüğü bu tek meyveye ait değil; her armuda uyan genel bir kalıp. Aristoteles’e göre tikel, bir öznenin yüklemi olarak başka şeylere söylenmez, tümeller ise tikellere söylenir. Kategoriler bu ayrımı böyle yapar (2. bölüm). Bu ayrımdan ilginç bir düğüm çıkıyor: “Bu armut var” dediğimizde varlığı tikele bir ek gibi koyuyormuş gibi dururuz, ama bu ekin ne olduğu açık değil. Kant’ın varlığın gerçek bir yüklem olmadığı savı burada işe yarar; çünkü varlık kavrama yeni bir özellik eklemez, yalnızca kavramın bir nesneye karşılık geldiğini koyar (Saf Aklın Eleştirisi, A598/B626). Benim görüşüm şu: tikel bir nesneden söz ederken genel bir yapıyı zorunlu olarak kabul ediyoruz, ama bu kabul bizim denetimimizde olduğu için sorgulanabilir. Önemli olan, her cümlede hangi genel kalıbın sessizce işlediğini fark etmek.