Neler yeni

Hayatın anlamı nedir?

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,676
Puanları
38
(kızılderili şarkısı dua gibi bi şey- ben şimdi yazıyorum tabi;)

hey varlığım varlığım;
bana anladığım bi gün getir;
hey varlığım varlığım bana bildiğim bi gün getir;
b gün getir ki öyle aydın olsun;
bi gün getir ki öyle güneşli olsun,

aklımda şimşekler kopsun, hey şimşekler aklımda kopsun/çaksın;
yağmurlar-yağmurşar zihnimde yağsın;
ıslansın zihinmin kurak toprakları; umut-bilgi filizlensin oralarda;
umut yağsın, bilinç yağsın, bilmek yağsın aklıma/düşünceme;

sabah kaltığımda ayna/aynadaki benden korksun;
sabah kaltığımda ayna/aynadaki bana gülümsesin;
sabah kaltığımda bana aynadaki seni tanımıyorum demesin;
hey sen benim ben seni mdesin
sabah kaltığımda aynadaki bugün de ne yapacağımı bilmiyorum demesin;
sarılsın hayata bildiği yerden;
bilgi eksin/dersin sürsün;
bilgi bulamadı umut hayal ticareti yapsın;
satmadıkı gökyüzüne dağıtsın
olmadı karanlık avlasın, bahar sulasın, çiçekten bulut-yağmurdan umut yapsın;

hey varlığım varlığım bana bilmenin çarptığı bi gün getir;
hey varlığım varlığım
bilmek altında kalsın aklım bi gün;
bilmek düşsün başıma emi!
hey varlığım varlığım felaketim-buhranım-kederimde bilmekten olsun emi!

neşe ama neşe onsuz olmaz hayat;
unutursam bunu; tüm hayatıma mayın gibi döşediğim neşeler olsunda üstüne basayımda patlasın emi!

--
hayat hayattan yapma bi yolculuk; uzatırsın uzar, çekersin kısalır; somurtursun somurur, gülersin güler;
ne demiş sevmek diye bir şey varmış sevmek diye bir şey yokmuş;
belki dostluk diye bi şey vardır;
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,676
Puanları
38
hayat anlamını bana söylemeden ölme hayat;
hayat, anlamını kulağıma fısılda olur mu? sır tutarım ben, sırdaşım, hem kimseye belli etmem;
ama hayat, anlamını bilirseme herkesle paylaşamdan duramam ben, en iyisi söyleme sen, hey ben bulayım seni;
saklansana;
saklandın mı hayatın anlamı, iyice saklan-kolay olması nseni bulmak emi,
hey hayatın anlamı nereye saklandın,
elma dersem çı karmut dersem çıkma, armut!
hayır kazan çömlek patlamasın buralarda bi yerlerde olmalısın;
hayır ben bulacağım seni, nereye saklandın;
hey hayatın içindeyim ben, başka nereye saklanabilirim ki;
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,676
Puanları
38
bırak şimdi hayatın anlamını, nedir bu olmak?
olmak işte varolmak;
varolmakta nedir ki? duyulur mu? yenilir mi?
varolmak işte varolmak;
nedir ki bu varolmak,
olmak işte varolmak, var bulunmak anlıyor musun? varolmak, varsın, varsın işte öylece,
delidizgin varsın, doludizgin varsın;

--

(dünyadışı telefon bağlantısı gibi bi şey; kuzenim varmış X gezegende, buldum bağlantı,
bilmeyim kurgu hikaye gibi bi şey;)

bi bedenin avatarın var, koşarsan gidiyor; hava var, şu var, dağ taş- kaya var,
sıkıldın mı bunlardan; sıkıcı mı bunlar; bedende olmak-oynamak sıkıcı mı?;
nereye istersen oraya gidiyor o,
özgür mü değil sin? özgür değil misin? iyi ama neden özgür değilsin/iz ki?
en çokta diğerleri var, konuşabiliyorsun onlarla biliyor musun? gerçekten?
dokunabiliyorsun onlara biliyor musun? gerçekten?
yeni keşfettim bunları
,, baktım düşündüm, şimdi hemen yokladım ve keşfettim bunları,

--

yeni doğmuş gibi oldum bi an
bu gerçekliğe dışarıdan girmiş-gelmiş gibi, bilmiyordum ya, sordum, heeyyy neler oluyor
burda,
hiç işte öyle takılıyoruz hayatın anlamını felan arıyoruz diyolar;
yapma yaavv
ooof çook sıkıcı,

dokunuluyormuş, ee dokunmaca felan oynasanıza;
felsefe varmış burada biliyo musun? varlık geçrği-hayatın anlamı felan arıyolar, öyle kavramlar felan düşünüp duruyolar;
ee düşünüp durmaca oynayın sizde; düşünce paylaşmaca felan, ben anlamadım dokunmaca olmuyo mu? eğlenceli değil mi?
ee o dağları taşları felan boyayın-bi şeyler yapın sizde, neden eğlen miyorsunuz ki?
bak bizim burada öyle fazla şey yok ama eğlenip duruyoruz biz;
he valla;
ee biriyle karşılıklı konuşmaca felan oynasana; ses çıkarmaca oyna; ne bilim oyna işte,
oynasana heey sıra sende;
--
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,676
Puanları
38
"Ne diyordum?"
"Tanrı'nın evreni yaratmaya çalışırken havaya uçtuğunu söylüyordun."
"Evet. Evren bir deneydi. Tanrı'nın bir deneyi. Ancak her şey yolunda gitmedi. Tanrı patladı ve parçaları her yere yayıldı. Buna Big Bang adı verildi. Bizim yapmamız gereken, her şeyi birleştirmek. Her şeyi ve kendimizi bir araya getirmek. O zaman Tanrı yeniden tek parça olacak. Şimdiki zayıflığımız bundan kaynaklanıyor. İyiliğin ne olduğunu biliyoruz ama iyi olamıyoruz. Çünkü içimizde Tanrı'nın sadece küçük bir parçasını taşıyoruz. İyilik ve kötülük çelişkisi buradan geliyor. Gücümüzün asla yetemeyeceği hayallerimiz var: erdem, yüksek değerler, sonsuz kardeşlik, insanlık barışı gibi. Ama birleşmediğimiz sürece ne yazık ki hiçbiri gerçekleşmeyecek."
Hakan GÜNDAY, Malafa(Sf.159)


Hayal kırıklığı, varoluş uykusuzluğu ya da sadece merak kurbanı olan insan, yeryüzündeki benzerlerinin tamamını öldürüp Tanrı'yla yalnız kalmak isteyebilir. Eğer oralarda bir yerdeyse, Tanrı'yla konuşmak için en yüksek dağın zirvesine çıkıp "Neden?" diye sorabilir. "Artık yalnızız. Ne mucizelerinden korkacak yığınlar var, ne de cennet ve cehennemine yollayabileceğin iki ayaklı hesap makineleri. Sadece sen ve ben. Anlat şimdi. Neden?" Düşünce, insanın ölümsüz olan tek organıdır.

Hakan GÜNDAY, Malafa(Sf.105)

"Kendimden nefret ediyorum ve ölmek istiyorum" cümlesinin aksine "Ölümden nefret ediyorum ve kendimi istiyorum"

Hakan GÜNDAY, Piç

Ben, diyordu insan değilim..
Çünkü üşüyorum..
Sizler üzerinize hatıralarınız, aileleriniz, dostlarınız, mesleklerinizle örterken ben üşüyorum..
Çünkü bunların hiçbirine sahip değilim..
Ve olmak da istemiyorum..

Hakan GÜNDAY, Zargana(Sf.92)

İnsan doğar. On-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder. Bu aslında bir histir, bilgi değil. Ve ilk tepkisini verir. Avazı çıktığı kadar bağırarak. Bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışına benzer. Önce, aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da aşırı gürültüye dayanamayıp, içlerinden birini, bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir. O da gidip: "biz de çaldırdık cüzdanı, ne var? Senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz?" der. Böylesi bilimsel bir müdahale için, genelde diplomalı olanlar tercih edilir. Kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresini insanlarla doldurur. Buna, büyüme denir. Yetişkin olma. Tam olarak yetişkin uysallığı. Yapay bir haldir. Tasarlanmıştır. İşlevselliği üzerine hesaplar yapılıp öyle biçimlendirilmiştir. Yetişkin uysallığının temeli, toplumun varlığının sürdürülebilmesi için toplumdaki her bireyin bir boka yaraması gerektiği inancında yatar.

gözlerini dünyaya ancak on dört yaşlarında açabilen biri, her insanın ağzı tüten en az altmış ejderha tarafından kuşatılmış olduğunu anlayandır. Sonuç olarak, insanlığın ergenlik hali, bütün aptallığına rağmen, hayatı boyunca özgür bir yaratığa en çok benzediği dönemdir.

Hakan GÜNDAY, Az(Sf.120)

Hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken ve nefret ettiklerinle sevişirken bulursun, üzülürsün, pişman olursun, sonra biraz zaman geçer ve tersinin bu dünyada işlemediğini anlarsın.

Hakan GÜNDAY, Piç

alıntı; Hakan GÜNDAY
ya da burdan devam edebilirsiniz; dahaları ; http://www.turkishstudies.net/Makaleler/399956033_50kerimoğlucaner.pdf
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
ne lanet bir soru:) ruhumuz anlam anlam diyor ama anlam sürekli kaçıyor, aşk gibi kaçan kovalanıyor:)
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,676
Puanları
38
savaşmak

--

anlam?
dolan bir kase;

--

ne çok yazmışım/(saçmalamışız) böyle;
değişmeyecek hiç bi şey
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
savaşmak

--

anlam?
dolan bir kase;

--

ne çok yazmışım/(saçmalamışız) böyle;
değişmeyecek hiç bi şey
anlam sadece şimdide var olabilir öyleyse saçmadıksa normaldir bea Sanalmanik:)

ne geçmişte nede gelecekte mevcut bir anlam olamayacağını camus çok güzel özetliyor. zaman,insanın herşeye alışabilmesi ve ölüm tüm geçmiş ve gelecek anlamlarını saçmaya çıkarır.

hayatın anlamını ölümden sonrasına atmak kolaydır ama ölüm sonrasına geçildiğinde de anlam sorunu devam eder. cennet ve cehennem sonsuzlaştırılır gerisinede karışılmaz. çünkü akıl tüm sonlu anlamları anlamsızlaştırır. akıl bu durumda sonsuz gibi akla aykırı bir kavramı ortaya atarak sorunu çözer. birşey ne kadar akla aykırı ise o kadar inanılırdır. çünkü akıl inançsızdır. akıl en son ''sonsuz'' gibi rasyonel açıklamaya kapalı bir kavramı ortaya atarak kendi inancını yaratır veya inanca yer açar diyeyim. koyu bir fideistin dediği gibi ne kadar saçma ise o kadar iyidir:) varoluş açık bir biçimde akla aykırıdır. bu akla aykırılık aşkın olan ve ulaşılamayan Tanrıya karşı ilgiyi daima canlı tutarken diğer yandan da inanca yer açar. akıl insanı bilinmezcilikten öteye götüremez. imanın akli temelleri vardır ama imanın asıl temeli insanın içinde ''temel inanç'' ögelerini doğuştan taşıyor olmasıdır.
 

kestanmis

Yeni üye
Katılım
21 Tem 2011
Mesajlar
143
Puanları
0
Yaş
26
Genetik kodlarımızın hayatta kalıp, neslimizi çoğaltmamızı sağlamak için bizle oynadığı oyunlar dışında hayatın pek bir anlamı yoktur...

Dışkımız neden kötü kokar?
Çünkü dışkımızın vücuda hiçbir yararı yoktur, onu tekrar vücudumuza almayalım diye.
Karşı cins neden çekici gelir?
Çünkü üremek için karşı cins gereklidir, onlarla yakınlaşalım diye.
Bebekler neden çok tatlıdır?
Onları büyütmek için harcanan zahmeti göstermemizin bir nedeni olması için.

say say bitmez. hepsi oyun.
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Genetik kodlarımızın hayatta kalıp, neslimizi çoğaltmamızı sağlamak için bizle oynadığı oyunlar dışında hayatın pek bir anlamı yoktur...

Dışkımız neden kötü kokar?
Çünkü dışkımızın vücuda hiçbir yararı yoktur, onu tekrar vücudumuza almayalım diye.
Karşı cins neden çekici gelir?
Çünkü üremek için karşı cins gereklidir, onlarla yakınlaşalım diye.
Bebekler neden çok tatlıdır?
Onları büyütmek için harcanan zahmeti göstermemizin bir nedeni olması için.

say say bitmez. hepsi oyun.
O zaman bir yerlerde hata oldu ve insan türü böyle oldu:) üremeye pek katılmıyorum ama hayatta kalmak hala en güçlü temel güdümüz. bize akıl vermeside hesapta yoktu sanırım böylece hem diğer türlere baskın olduk hemde doğa ile savaşmayı öğrenerek doğal olmaktan da çıktık:)
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Cinsellikle üreme içgüdüsünü ayrı düşünüyorum onuda belirteyim. bu üreme içgüdüsüne yapılan atıflar benim pek aklıma yatmıyor.
 

RUH ADAM

Yeni üye
Katılım
22 Ocak 2015
Mesajlar
13
Puanları
0
Yaş
24
Size sürekli anlamlı gelen bir anlamı var mı hayatın/hayatınızın?
Sayın Don Kişot;

Hayatın anlamını iyice anlamak için Tolstoy'un ''Hayat Üzerine Düşünceler'' adlı eseri okumalısınız.
En azından Tolstoy'un hayata nasıl baktığını kavrayıp düşünceleriniz değişebilir.
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Sayın Don Kişot;

Hayatın anlamını iyice anlamak için Tolstoy'un ''Hayat Üzerine Düşünceler'' adlı eseri okumalısınız.
En azından Tolstoy'un hayata nasıl baktığını kavrayıp düşünceleriniz değişebilir.
tamam. aklımda bulunsun bu kitap.. ama okuduklarımın pek faydası olmuyor önce biraz etkileniyorsun sonra geçip gidiyor..bu kitapta sizi etkileyen neydi? kısaca paylaşırsanız sevinirim.
 

RUH ADAM

Yeni üye
Katılım
22 Ocak 2015
Mesajlar
13
Puanları
0
Yaş
24
Bu kitapta sizi etkileyen neydi? kısaca paylaşırsanız sevinirim.
Tolstoy tüm yaşamı boyunca yaşamının anlamını arayan bir insandı ve sonunda yaşamın amacını ömrünün sonlarına doğru keşfetmiş bir filozoftur. AMAÇ tüm insanlığı sevmek tüm insanlığı kardeş bilmektir. Kitap bilimden başlayarak hayatın amacını araştırmaya çalışan eylemlerden ve daha sonra ''aşk'' konusuna değinen ve gerçek aşkın ise başka şeyler olduğunu söyler (söylemiyeceğim merak uyandırsın ;) biliyorum bu konu ilginizi çekiyor). Açıkçası beni fazla etkileyemedi ancak Tolstoy'un sizi tatmin edeceğine eminim !

Esen Kalın !
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Tolstoy tüm yaşamı boyunca yaşamının anlamını arayan bir insandı ve sonunda yaşamın amacını ömrünün sonlarına doğru keşfetmiş bir filozoftur. AMAÇ tüm insanlığı sevmek tüm insanlığı kardeş bilmektir. Kitap bilimden başlayarak hayatın amacını araştırmaya çalışan eylemlerden ve daha sonra ''aşk'' konusuna değinen ve gerçek aşkın ise başka şeyler olduğunu söyler (söylemiyeceğim merak uyandırsın ;) biliyorum bu konu ilginizi çekiyor). Açıkçası beni fazla etkileyemedi ancak Tolstoy'un sizi tatmin edeceğine eminim !

Esen Kalın !
Aşk konusunda benim bilmediğim ne demiş olabilir ya :p şaka şaka .Eyvallah Ruh Adam. teşekkürler
 

X

FAdmin
Katılım
25 Kas 2013
Mesajlar
710
Puanları
16
Arayanlar bulamaz ama bulanlar hep arayanlardir :)

Guzel soz aslinda, sahsim namina hayata gelis amacimizin gayesi inandigim dinin kutsal kabul ettigi Kuran-i kerim'de gayet net ifadelerle aciklanmistir.

Kendi bedenime dahi hukmetmekten aciz bir insan olarak buraya gelis amacim Allah'a kulluk etmek, yaratilisin ardindaki sirri anlamaya calismak ( ki tefekkur bunun guzel bir yoludur derler) ve yolculugun devamina hazirlanmak bkz: ahiret

Tsk :)
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,676
Puanları
38
Başka bir forumda üretilmiş bir yanıtımız/sentezimizdir
Objektif yanıt sondadır

X - Soran' Alıntı:
Size göre hayatın anlamı nedir?
Olmak, neden sonuç ve amaçtan yoksunsa?
Anlam ne demektir. Anlam dilde mantıkta bir belirlemedir.
Anlam belirlemesi nedir neyi işaretliyor?

Etimolojsine baktım düşündüm..

anla|mak
Oğ: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ol sözüg aÅ‹ladı [[sözü anladı - Oğuzca]]
KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
aÅ‹ [[ayıraç ve çit (al-hÄ￾ciz) demektir (...) bundan dolayı anlaşılan şeye (aş-şayË€u'l- mafḥūm) aÅ‹lu denir, çünkü gayrısından ayırt edilmiştir (tamayyaza) (...) ve bundan dolayı aÅ‹ladı (fahama) denir.]]
<< ETü-O aÅ‹la- ayırt etmek, idrak etmek < ETü aÅ‹/aÄ¡ ayrım +lA-

→ ağ2
Hayat gayrısından ayırt edilebilir mi?

Hayattan ne anlaşıldığı onun anlamı demek gibi.
Ya da hayatın hayat olmayanlardan farkı ve ayrımı

Hayatın anlamı? demek; hayat anlaşılabilir mi? ne anlaşılıyor? demek gibi
ya da anla'm benim içinse kişiye göre öznel subjektif tüm işaretlemeler kümesi onun/hayatın anlamı kümesidir.
Ya da hayatın subjektif anlam kümesini tüm subjektif öznel/nesnel işaretlemeler oluşturur ve doldurur.
ve bu küme hayatın bir anlam kümesidir.
bu küme de hayatın anlamı var mı?

An kökü ve fiili var bu zamanı ve anlak'ı vb. ni de işaretliyor

Ayrıca son yazdığım iki içeriği bu başlığa bir katkı olarak almak istiyorum

Olmak Üzerine 1
Olmak Üzerine 2

Yani "Olmak" ifadesi ve cümlesinin kendi Hayatın anlamı nedir? sorununun/sorusunun kendini işaretliyor gibi.
ya da tam eşit.

Hayat olmaktır
Olmak anlamsızdır, amaçsızdır ya da dayanaksızdır. Dışsal belirlenemez ya da dışsal bir dayanak belirlenemez öne sürülemez (içte saptanan olmanın/varolmanın kendi) o halde olmak ya da hayat anlamsızdır, kendidir..

Hayat neyse odur; hayat olandır.
Ya da hayat olarak tanımlanan ve hayat olarak tanım görendir.
Hayat olarak tanım gören (anlamı belirlenen) hayattır.
Hayat olmayanlara göre..

Ama anlaşılabilir mi? desek?

Hayatın anlamı "ondan ne anlandığı" işte. "ne anlaşıldığı" gibi...

Yani subjektif anlamı var. Subejktif anlamları var. Sonsuz subjektif geçerli anlam ya da küme

Objektif olarak hayat; Oluş'a göre (tüm Olan'a göre) bir belirleme kesit, ayraç ya da yine subjektifi işaretliyor.
Oluşa göre hayat subjektif bir bölümleme.
Subjektif bir kesit aralığı ya da bölümlemesi. Tıpkı Taş'ın ya da bir hayvanın farketmez kendi varlığını bölmesi/bölümlemesi ya da bizim onu bölmemiz/ayırmamız gibi olan..

Nesnel olarak hayat subjektif bölümlemeleri mi işaretliyor, işaretler ya da bölünemez mi/Bölümlenemez mi?

Olmak'ın anlamı olmak'ı veriyor. Hayatın anlamı da hayatı verir. Hayatın kendi tanımını. Sözlük tanımını.
Nasıl tanımlandığına bağlı..
Ondan ne anlandığı işte.
Anlak var mı nedir?
Bir şeyler anlaşılıyor ve anlıyoruz.

Anlam, anlamakla içiçe.
Anlamak'ın ne olduğu belirlenmeli
Hayattan ne anladığımız belirlenmeli
Amaç, neden sonuç gibi ifadeler farklı..

Yaşam ki/Hayat doğum ölümdür, kendi antisiyle, kendi olmayanla (kendi olmayışıyla ya da bunun gözlemiyle, anti gözlemle) tarif görüyor.

Hayat (bize göre) doğumla ölüm arasındaki batın/aralık, geçit ve kesit ya da gözlem aralığı

Olmak ve Oluşa göre bir kesit/bölümleme türevi. Limitleme denilebilir. Olanın izafi bölümlerini ölçmek için, deneyimlemek için.
Subjektivitenin kendi-si bir çekim türevi yasa ya da gereklilik gibi.geçerli..
Ölçümlenemez olanın limitlenmesi
Bu kadar...
Sınırlı geçici ölümlü bir yaşam ve benlik

Yaşam limitlenmiş Olmak aralığı/sentezi
Olmak tanesi ya da parçası. Olmak'ın kendi...
Kum ve çakıl nasıl silis ve kaya parçası ise kaya nasıl toprak ve diğer örüntü ise (onun sıkışması ise).
Olmak parçası...
Parçalanmış bir olmak parçası olarak Hayat
Bu kadar.
Subjektif parçaçıklarız...

Hayat;
Oluşun parçalı bir diyalektiği ya da parçalı bir görünümü ya da yansıması...

Subjektif yansısallar..
Algı yansısalları.

Hayat;
Oluşun (Varolmak'ın) parçalı bir diyalektiği ya da parçalı bir görünümü

Hayat;
Oluşun (ve olanın) parça/parçalı/kısmi bir diyalektiği ya da parçalı bir görünümü/görünüşü/görümlenmesi ve deneyimi (ve ya da belirlenmesi/ölçümlenmesi)

Objektif olarak yaşam limitlenmiş bir Olmak aralığıdır..
 
Son düzenleme:

savaşcı

Üye
Katılım
1 Ağu 2018
Mesajlar
69
Puanları
8
Öncelikle böyle bir konu başlığı açtığınız için teşekkür ederim. yaklaşık 3 yıldır her nefes aldığımda düşüdüğüm ve sorduğum bir sorudur bu. hayatın anlamı nedir? fakat inanın bana artık yoruldum çünkü hayatın bana anlattığı hiç bişey yok.
Aslında çok karamsar bir insanda değilim fakat yaşananlar gözümle gördüklerim insanların bencilliği savaşlar yıkımlar bazen keşke hiç varolmasaydım diyorum.
inançta artık anlamsız gelmeye başladı bu duygudan nasıl çıkarım onuda bilmiyorum herşey çok basit ve gereksiz geliyor.
ve 3 yıldrı kendimde şu görüşü benimsedim sanırım.;
Yaşanması gereken bir hayatım var yaşıyorum nedensiz sebebsiz anlamsız ve komik.
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Sayın Don Kişot;

Hayatın anlamını iyice anlamak için Tolstoy'un ''Hayat Üzerine Düşünceler'' adlı eseri okumalısınız.
En azından Tolstoy'un hayata nasıl baktığını kavrayıp düşünceleriniz değişebilir.
Okudum. 2 yıl felan önce sanırım. etkileyici bişi bulamadım. şu an kitapla ilgili tek hatırımda kalan; pozitif bilime yaptığı bazı eleştiriler. felsefi olarak bu düşünceleri elbet değerlidir ancak şöyle bir yaklaşım vardır; bir konu hakkında varsayımlar ne kadar çoksa gerçekten o kadar uzaklaşılmış demektir. bilim bugun bizim diğer canlılarla bağlantımızı (evrim) reddedilemeyecek kuvvetle ortaya koymuştur. öyleyse gerçeğe yakın olan kimdir? bilim mi? felsefelerimiz,varsayımlarımız veya inançlarımız mı?

Tolstoy'a sevgiyle..




ve 3 yıldrı kendimde şu görüşü benimsedim sanırım.;
Yaşanması gereken bir hayatım var yaşıyorum nedensiz sebebsiz anlamsız ve komik.
İnançlar yıkıldığında ve yerine inanılmaya değer bir yenisi konulamadığında gelinen noktayı özetlemiş satırlarınız..

Yaşamak için insana illa fizik ötesi veya aşkın bir ilke şart değil. yaşamın içinden bir ilkede olur. yani ''nedensiz sebepsiz anlamsız ve komik'' de makul bir yaşam ilkesidir. kısacası bu durum illa içinden çıkmanız gereken bir durum değil..
 
Son düzenleme:
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
Hayat ve hayatın anlamı iyi hissettiren her şeydir.

Salt zevk veren demiyorum.

Bazen yattığınız yere bile olsa içkin bir iyi hissiyatı/iyilik gelir ya işte o zaman hayatın anlamına uygun yaşarsınız.



Senelerce ciddi sıkıntılar çektim. Lakin acı egoizmi yapmadım. Acılarımla bir yere gelmedim/istemedim.

Çevrem buna çok müsaitti. Örneğin param olmadığında birilerinden yardım almadım diyemem ama "fakir mağrurluğu" denir ya o duyguyu hiç kaybetmedim.

Gün geçtikçe yaşamımda ve kendi iç dünyamda bok çukuruna daha bir saplanışımı hissettim, bu hisle yaşadım.

Yetiştiğim ailenin vasat olması nedeniyle insanlarla ilişkim pek ol(a)madı. Birkaç kişi haricinde çevremdeki insanların yanında hep üçüncü sınıf insan gibi hissettim/hissettirildi.



Sonra bir gün içine saplandığım karanlığın en dibinde bir kız ile tanıştım.

İsmi bana özel kalsın o güzel insanın.

Bu kızda benden farksızdı. Bazı tek tük farklar vardı. Örneğin ben artık çukurumu kabullenmişken o hep bir kaçamak arıyordu. Misal hiç yangını sönmeyen bir İstanbul hayali vardı.

Bu kızla iyi denebilecek bir ilişki sürecim oldu. Sonlara doğru yine her şey karardı.



Bu ilişki bende bir milat yarattı.

Tatar Ramazan filmini hatırlayın. Ramazan bu bozuk hapishane düzenine bir uyanış sergiliyordu ya aynı o şekil bir uyanma oldu bende.

O vakit "daha iyi bir insan" modeli yaratmaya çalıştım.

Belki şu an hala çukurdayım ama artık çok ama çok mutluyum. Eh mutluysam da sorun görmüyorum ben.



Kendimin iyileşmesine tanık oldukça, denemeler-yanılmalar gerçekleştirdikçe insan psikolojisine dair kısa kısa teoremler oluşturdum yine kendimde kullanmak üzere.

Daha sonra bunları insanlara aktarmayı görev edindim kendi kendime.

O gün bu gündür çevremdeki insanları karınca kararınca bilinçlendirmeye/alevlendirmeye/düşündürmeye/konuşturmaya/anlamaya/fikretmeye/girişkenliğe sevk ediyorum.

Ne kadar başarılı olabiliyorum bilmiyorum. Lakin en nihayetinde ben/benliğim "ideal bir insan" olmaya "yaklaşıyorum".



İşte hayat ve anlamı budur.

Evrenin bilinmeyen logoslarını kavramaya çalışmak ve bunu yaparken kendini/çevreni/insanlığı ihmal etmemek, yaşam ve ölüm arasındaki zaman diliminde zıplayarak aya ulaşmaya çalışmaktır.