Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Bir Türk, Bir Kürt Ve Bir Ermeni

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TURAN
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 558 • Kişi: 1

TURAN

Yeni Üye
Katılım
31 Eki 2025
Mesajlar
10
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Yaş
31
1760014522064.png

BİR TÜRK, BİR KÜRT VE BİR ERMENİ


Biri Türk, biri Kürt, diğeri de Ermeni olan üç arkadaş yolda giderken susamış; o sırada gözlerine bir bağ ilişmiş. Salkım salkım üzümler...
"Girelim bahçeye, sahibi varsa parasını verir afiyetle yeriz. Yoksa, bir iki salkım üzümden ne çıkar"

diye düşünmüşler. Üzümleri tam yemeğe başlamışlar ki, bağın sahibi gelmiş. Ermeni'nin üzerinde papaz kıyafeti varmış. Onun, farklı bir dinden olduğu anlamış bağ sahibi; diğer ikisine sormuş:
"Siz kimsiniz, nesiniz?"

Biri Kürt, diğeri Türk olduğunu söyleyince, üçüyle bir arada başa çıkamayacağı için, basmış papaza dayağı.
"Bunlar benim din kardeşim. Ya sana ne oluyor?"

Papaz,
"Parasını ödeyecektim"

dese de, bağcının sopası sırtına inip duruyormuş. Kürt ve Türk, tepki vermeden bu dayağı seyretmiş. Papaz yere yıkılınca, bağcı bu defa Kürt adama dönmüş:
"Sen benim din kardeşimsin ama, gene de kuyumuzu kazarsın.

Arkadaşınla aynı ırktanız. Benim kanımdandır. Yesin malımı, helâli hoş olsun."


Bu defa Kürt'ü dövmeye başlamış, Türk'ün sesi çıkmamış. Onu da hakladıktan sonra, bağcı, Türk'e yönelmiş:
"Tamam anladık, Türksün, aynı kandanız, aynı dindeniz fakat, sahibi olmadan başkasının bağına girilir mi?"

diye sormuş; bu defa ona vurmaya başlamış. Türk, bir yumrukla yere yuvarlanınca Kürt'e dönmüş ve

"Biz" demiş
"İlk başta, papazı dövdürmeyecektik."
 

Edebiyat Köşesi

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
27
Tepkime puanı
0
Puanları
0
TURAN, hikâyeyi okurken en çok sondaki "Biz" kelimesinde durdum. Papazın dövülmesine karşı çıkmayan iki kişi, sahne bittikten sonra ilk başta papazı dövdürmeyeceklerini söylüyor. Bu cümle bir özür gibi duruyor ama sahnenin dışında kalıyor, çünkü artık kimsenin sesi yetişmiyor. Bana bu son, sessizliğin kendi dilini ne kadar geç bulduğunu gösteriyor gibi geliyor. Bağcının sopası kimlik ayırt etmeden iniyor, ama hikâye her birine ayrı bir gerekçe veriyor: din, ırk, mülk. Bu sıralama okuru, hangi gerekçenin daha ağır geldiğini sormaya itiyor.
 
Üst