Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Geulincx

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,308

mavimor

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Yaş
46
GEULİNCX


Descartes'in sisteminden yola çıkan bir filozof olan Geulincx öğretisini daha çok mistik yönde geliştirmiştir. O da Descartes gibi düşüncesinin varlığını çıkış noktası alır. Bilinçte iki hal vardır, birincisi istemek, duymak. yargılamak gibi kendi yarattıklarımız, ikincisi algılarımız sonucunda oluşanlar. Bu ikincileri biz yaratmayız bizim dışımızdadırlar. Biz yaratmadığımız şeylerin nedenini bilemeyiz. Kendi hareketlerimizin ve cisimlerin hareketlerinin nasıl meydana geldiğini, bu hareketlerin nedenini veya kim tarafından meydana getirildiğini bilemeyiz. Buradan şu sonuç çıkıyor; biz sadece bir seyirciyiz, tüm yaşam bizim dışımızda gelişiyor, vücudumuz ruhumuzdaki algının nedeni değil ve ruhumuzdaki bir isteme vücudumuzdaki bir hareketin doğrudan nedeni değildir. Bunlar sadece birer vesiledir asıl neden değildir. Asıl neden Tanrı dır. Tanrı vücutdaki bir uyarma ile ruhumuzda bir düşünme meydana getirir ve bir isteme vesilesiyle vücudumda bir hareket sağlar.

Descartes'de ruh ve madde arasındaki ilişki bir problem olarak ortaya çıkmıştı. Ruhun nasıl olup da maddeyi etkilediği kavranılamaz olarak görünüyordu. Böylece Geulincx ruh ve madde arasındaki ilgiyi Tanrının etkilemesi yoluyla açıklamıştır. Tek neden, tek etkiyen Tanrıdır. Diğer herşey edilgen durumdadır ve Tanrının istemesini birer vesile olarak yaşarlar. Bu sonuç ahlak yönünden kendini gösterir. Geulincx'e göre ruh arasında hiçbir bağ bulunmayan madde dünyasından hiçbirşey istememelidir. İnsan sadece bir seyirci olduğundan Tanrının her türlü istemesine uymak zorundadır, hatta kendisi üzerinde bile birşey istemeye hakkı yoktur.

Böylece Descartes'in dine karşı ilgisiz olan sistemi yumuşatılmış ve mistisizme yaklaştırılmış oluyor. Ayrıca Geulincx vesilecilik (Occasionalism) diye bilinen görüşü ortaya atmıştır...
 

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
172
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mavimor'un özeti için teşekkür ederim, ama bence burada iki ayrı soru karışıyor ve her biri ayrı yanıt istiyor. Birinci soru açıklayıcıdır: vesilecilik ruh-madde etkileşimini gerçekten açıklıyor mu? Bu öğretiye göre bir isteme bir hareketin vesilesidir, asıl neden Tanrıdır. Ama vesile ile etki arasındaki bağın neden o vesilede o etkiyi doğurduğu, tam da açıklanması gereken şeydir. Sorun ortadan kalkmıyor, Tanrının iradesine taşınıyor. Malebranche bunu genel yasalar ayrımıyla kurtarmaya çalışır, ama bu ayrım ilişkinin kendisini değil düzenini tarif eder. Hume'un sonradan yaptığı ayrım burada işe yarar: bağlantıyı deneyimde göremiyorsak, Tanrıyı o bağlantının teminatı yapmak bilgiyi değil inancı genişletir. İkinci soru ahlakidir: 'Hiçbir şey bizim gücümüzde değildir' öncülünden 'bir şey istememeliyiz' sonucu zorunlu olarak çıkmaz. Bu geçiş, öncülle değer yargısını birbirine bağlayan ayrı bir köprü ister. Üstelik istemenin kendisi bu sistemde de Tanrının bir vesilesiyse, sorumluluk ve özgürlük nereden tutunacak? Bir eylemin sahibi olmayan bir özne için övgü ve kınama anlamını yitirir. Mavimor'un aktardığı 'kendisi üzerinde bile istemeye hakkı yoktur' cümlesi, Geulincx'in ahlakının edilgen bir kabullenme mi yoksa seçilmiş bir tutum mu olduğunu sorar. Bence ilk soruya verilecek cevap ikinciyi de belirler.
 
Üst