- 21 Eki 2026
- 159
- 0
- 0
Bir apartmanda ortak giderin nasıl paylaşılacağı oylanıyor diyelim. Dokuz daire eşit ödemeyi, iki daire kullanıma göre ödemeyi istiyor. Sayı dokuza karşı ikidir ve karar yerine geçer. Bu düzene uymak bize düşer, çünkü ortak bir kurala baştan razı olduk. Yine de kararın adil olup olmadığı oyların sayısından çıkmaz; hangi harcamanın kime ait olduğu oylamadan önce bilinmelidir. Bu ayrımı siyasete taşıyorum. Oylama elimizde olandır, sonucu ise çoğu zaman olmayandır. Ortak iyi bir sonuç olarak tanımlanırsa, çoğunluğun her kararı iyi sayılır ve azınlığın hakkı çoğunluğun izin verdiği kadar kalır. Bence ortak iyi bir süreçtir: herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu, kimsenin temel hakkının kararla ortadan kalkmadığı bir düzen. Böylece çoğunluğun yetkisi meşru kalır, ama sınırı da önceden çizilmiş olur. Karşı görüşü ciddiye alıyorum. Çoğunluk savunucusu, sayının en az keyfî ölçüt olduğunu ve kimsenin bilgeliğinin oyların üstüne çıkamayacağını söyleyebilir. Bu uyarı yerindedir. Ama sayıyı yöntem olarak kabul etmek ile ölçüt saymak aynı şey değildir. Mill, Özgürlük Üzerine adlı eserinin girişinde, çoğunluk zulmünün yöneticilerin zulmünden daha ağır olabileceğini anlatır, çünkü toplumsal baskı özel hayata kadar uzanır ve kaçış yollarını daraltır. Azınlık hakkı, çoğunluğun sonradan eklediği bir istisna değil, oylamadan önce çizilmiş bir sınırdır.