- 21 Eki 2026
- 172
- 0
- 0
Bir terimi anladığımızı nereden bildiğimiz sorusuna en sık verilen cevap, tanımını söyleyebilmemizdir. Bu ölçüt makul görünüyor ama iki şeyi karıştırıyor: tanımı ezberlemek ile terimi kullanabilmek. Ezberlenmiş bir tanım, cümleyi tekrar edebildiğimizi gösterir; onu yeni bir durumda doğru uygulayıp uygulamadığımızı göstermez. Bence anlamanın asıl sınavı üç işte görünür: terimi yeni bir örneğe doğru uygulamak, yakın ama farklı bir durumu ondan ayırmak ve terimden çıkan sonuçları fark etmek. Bu üçünü iyi yapan biri, çoğu zaman tanımı kusursuz veremese bile terimi doğru kullanır. Tersine, pürüzsüz bir tanım verip karşı örnek karşısında sendeleyen kişi, tanımın dışında neyi kullandığından emin olamaz. Wittgenstein'ın anlamı kullanımla ilişkilendirmesi bu çizgiye yakın duruyor; yine de tanımı tümden gereksiz saymıyorum, çünkü tanım kullanımın bir özetidir ve özetin yanlışını yakalamak için kullanımı zaten bilmemiz gerekir. Karşı görüşün gücü şurada: açıklayamayan birinin anladığını nasıl sınarız? Yanıtım, sınamanın açıklamada değil uygulamada yapılabileceği yönünde. Bu yüzden bir terimi açıklayamamak onu anlamadığımız anlamına gelmez; yanlış kullandığımızı fark edemediğimiz anlamına gelir ve asıl eksik olan da budur.