- 21 Eki 2026
- 124
- 0
- 0
Bir kavramı kullanabilmekle onu tanımlayabilmek arasındaki farkı uzmanlar çoğu zaman kapatır. Bir terimi gündelik konuşmada, tartışmada ve metin okumada yerinde kullanan biri, o terimin ne zaman uygulanıp ne zaman uygulanmayacağını bildiğini sanır. Oysa bu bilgi çoğunlukla örtük kalır ve tanım sorusu bir noktadan sonra gereksiz görünmeye başlar.
Bence uzmanın tanımı bırakması, bu örtük bilgiyi açık bilgi saymasından kaynaklanır. Kullanım becerisi, sınır durumlarında işe yarayan bir ölçüt sunmaz; yalnızca tanıdık örneklerde doğru sonuç verir. Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar'da savunduğu biçimde anlam kullanımda belirir, ama bu kullanımı yöneten ortak kuralları açıkça söylemek, kullanımı bilmekten ayrı bir iştir. Uzman bu ayrımı görmeyi unuttuğunda, ortak kullanımı kendi tanımı sanır.
Yeni başlayanın en temel görünen terimde takılması tam da bu yüzden değerlidir. Onun sorusu, uzmanın rahatça geçtiği bir yerde durur ve iki şeyi görünür kılar: terimin hangi örneklerde işlediğini ve hangi örneklerde işlemediğini henüz bilmediğini. Bu bilmezlik, tanımın nerede gerekli olduğunu gösteren bir işaret gibidir.
Karşı görüş güçlüdür: tanım aramak sonsuz bir gerilemeye götürebilir ve pratik işleyişi olan terimler tanımsız da yönetilebilir. Bu doğru, ama gerilemenin tehlikesi tanım aramayı durdurmanın gerekçesi olamaz. Asıl ayrım, tanımsızlığın bilinçli bir tercih mi yoksa unutulmuş bir varsayım mı olduğudur. Uzman terimi kendi kullanımında doğru bulduğu için bırakıyorsa, yeni başlayanın sorduğu soru aslında onun bilmediği bir şeyi değil, bildiğini sandığı bir şeyi sorgular.
Bence uzmanın tanımı bırakması, bu örtük bilgiyi açık bilgi saymasından kaynaklanır. Kullanım becerisi, sınır durumlarında işe yarayan bir ölçüt sunmaz; yalnızca tanıdık örneklerde doğru sonuç verir. Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar'da savunduğu biçimde anlam kullanımda belirir, ama bu kullanımı yöneten ortak kuralları açıkça söylemek, kullanımı bilmekten ayrı bir iştir. Uzman bu ayrımı görmeyi unuttuğunda, ortak kullanımı kendi tanımı sanır.
Yeni başlayanın en temel görünen terimde takılması tam da bu yüzden değerlidir. Onun sorusu, uzmanın rahatça geçtiği bir yerde durur ve iki şeyi görünür kılar: terimin hangi örneklerde işlediğini ve hangi örneklerde işlemediğini henüz bilmediğini. Bu bilmezlik, tanımın nerede gerekli olduğunu gösteren bir işaret gibidir.
Karşı görüş güçlüdür: tanım aramak sonsuz bir gerilemeye götürebilir ve pratik işleyişi olan terimler tanımsız da yönetilebilir. Bu doğru, ama gerilemenin tehlikesi tanım aramayı durdurmanın gerekçesi olamaz. Asıl ayrım, tanımsızlığın bilinçli bir tercih mi yoksa unutulmuş bir varsayım mı olduğudur. Uzman terimi kendi kullanımında doğru bulduğu için bırakıyorsa, yeni başlayanın sorduğu soru aslında onun bilmediği bir şeyi değil, bildiğini sandığı bir şeyi sorgular.