Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

İnsanda Öz ve Varoluş

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,194

Dem

Yeni Üye
Katılım
30 Nis 2015
Mesajlar
38
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bilinçli her eylemimiz (fiilimiz) bilgiye dayanır. Başka bir ifade ile biz bir bilgiye göre hareket ederiz. Bilgi varolan hakkında hüküm vermedir, varolanı tanıtan şeydir. Varolan'dan hakkında hüküm verilebilen maddi ve manevî herşeyi anlıyorum. Öyle ise varolan bilgi konusu olabilendir.

Varolan iki türlüdür: Birisi yaratan varlık, diğeri yaratılan varlıktır. Yaratan varlık yani Allah, tekdir, ezelden beri varolup yok olmayandır. Yaratılan varlık çoktur. O zaman yaratılan varlıklar demek doğru olur. Bunlar sonradan olmadır ve sonunda da yok olurlar. Burada yaratma'dan bir nesneyi ömeksiz ve asılsız varkümayı anlıyorum.Yaratılan varlıklar ya Allah tarafından varkılmmış veya insan tarafından ortaya konulmuşlardır. Allah'ın varkıidıklan tabiî sıfatı ile vasıflandırılırlar. Yani tabiî olan, Allah tarafından yaratılandır ve yoktan varfalınmıştır. insan tarafından varkıünanlar ise vardan varedilmişlerdir. Mesela şu üzerinde yazı yazdığım masa önceden yoktu. Ustası, varolan tahta, çivi vs.den bir projeye göre onu varkılnuşür. İnsan eseri olan her şey bu türdendir.Yaratılan varlık kavramına açıklık getirmek için nelik (mahiyet) ve gerçeklik'denbahsetmek gerekir.

İslâm mantıkçıları bu iki terimi şöyle açıklarlar: Bir kavramın ahindeki tasavvuru onun neliği (mahiyeti), buna tekabül eden zihin dışındaki fertler ise onun gerçekliğidir. Her kavramın neliği vardır ama her kavramın gerçekliği yoktur. Mesela insan kavramının neliği onun zihindeki tasavvuru, gerçekliği ise zihin dışındaki fertlerdir. Halbuki ejderha kavramının
neliği vardır ama gerçekliği yoktur. Ejderha denince onu karşılayan bir anlam vardır ama zihin dışında ejderhaya delalet eden bir fert bulunmaz.

Her kavram bir varolana tekabül ettiği için, diyebiliriz ki, her varolanın neliği vardır ama her varolanın gerçekliği yoktur. İnsan, güneş, masa, kalem.,bunların hem nelikleri hem gerçeklikleri vardır. Fakat anka kuşu, kaf dağı, Ömer Seyfettin'in Efruz beyi, Şekspir'in Hamleti'nin nelikleri vardır ama gerçeklikleri yoktur.

Hem neliği hem gerçekliği olan varlıklar asıl varlıklardır. Neliği olupda gerçekliği olmayan varolanlar da hayalî varlıklardır. Atlanın yarattığı varlıkların hepsi asıl varlıklardır. Neliği olupda gerçekliği olmayan varolanlar insan eseridir. Mitolojiler, masallar, romanlardaki kişiler hayalî varlık türiindedirler.

Necati Öner
• Ankara Üniversîtesi'nde Felsefe Profesörü.
 

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
126
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Dem'in ana hamlesi, her kavramın bir varolana tekabül ettiği ve bu yüzden her varolanın bir neliği olduğu. Bu geçişte 'tekabül' kelimesine takılıyorum. Dairesel kare kavramını alalım. Zihinde bir tasavvuru var, tarif edilebiliyor, hatta adını koyduğumuzda anlam taşıyor gibi. Ama ne zihin dışında ne de bir masal ya da roman içinde bir fert bulunabilir. Bu durumda dairesel kare, Dem'in sınıflandırmasında hayali varlık mı sayılacak? Yoksa insan eseri olmayan, sadece çelişkili bir tasavvur mu? Ejderha ile dairesel kare arasındaki fark tasavvur edilebilirlikte değil, ejderhanın biri tarafından kurulmuş bir hikâye olmasında mı yatıyor?

Bu soru, neliği zihindeki tasavvurla eşitlediğimizde daha da keskinleşiyor. Eğer her tutarlı tasavvur bir nelik ise, neliğin varlığı için hangi ölçüt geçerli? Tutarlılık mı, yoksa kurulabilirlik mi?

Dem, bir kavramın neliğinin olması için sadece zihinde kurulabilmesi yeterli mi, yoksa başka bir koşul da mı gerekiyor?
 
Üst