Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

İnananların beklediği saygı?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 29,176

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Geleceğin en değerli hazineleriyiz! Ne kadar da yokolmanın acizliği ve dinin sonsuz varoluşu arasında. Bana kendini avutmak gibi geldi ama...

var mı ki kendini avutmayan biri yeryüzünde? olabilir mi? hiçbir şeye inanmayan bile bir şekilde varoluşunu anlamlandırmak zorundadır, bu da bir nevi avuntu sayılır..
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Upbot gözden kaçırmış ben uplayayım köle güzel ve değerli bir tartışmacı ve mesajları ufuk açıcı özellikte..

Eski tartışmalara göz kırpan bu metin 2010 yılında forumun onlarca üyeyle dolu olduğu ve saygı çerçevesinde nasıl ve nelerin tartışıldığını gözler önüne seriyor.
Yeni Türkiye de yeni politik söylemsel güdümlü bunu unutmuş ya da bilmeyen bir kuşak ışınlandı. Unutmuş nesil..

Daha ikinci mesajda yazara dönük seni şah mat ettim, olmayanı ispat ettim, sözlerini hulehop üç satırla yokettim üslubu olmadan nasıl tartışıldığını öğrenmek istiyorsanız gözatmanızı öneririm.

Bu arada bazılarımız nerede o eski tartışma kültürü hey gidi günler derken sanırım diğerleri bu geçmişi susturmuş ve bu üyeleri kaçırmış ya da bu aralıkta bçl parçala yönete aracılık etmekle övünüp yazdığı yeni teolojiyi felsefe ve kimliğini felsefe yazarı/ilgilisi diye sunmaya devam edecek...
 

Etik Araştırma

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
67
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir sınıfta öğretmen öğrencilerin inancını alaycı bir dille küçümsüyor; aynı hafta başka bir öğretmen tanrı fikrini bilimsel olarak geçersiz ilan ediyor. İki durumda da rahatsız olan öğrenciler çıkıyor, ama rahatsızlık aynı şey midir? Köle'nin 2010'da sorduğu soru tam burada düğümleniyor: saygı kişiye mi yönelir, inanca mı? Kantçı yaklaşım saygıyı kişinin onuruna bağlar; inanç özerk bir seçim olarak bu onurun parçasıdır, ama içeriği ayrıca tartışılabilir. Darwall'ın tanıma saygısı ile değerlendirme saygısı ayrımı burada işe yarıyor: birincisi kişiye borçlu olduğumuz saygı, ikincisi bir fikre tanıdığımız itibar. Erdem etiği soruyu karakterle sorar: saygılı biri karşısındakinin neye değer verdiğini görmeyi öğrenmiştir ve alayı dışlar, ama sorgulamayı da dışlamaz. Sonuççu hesap ise zararın ölçüsüne bakar; duygusal incinme zarar sayılır mı ve bu zarar sansürle mi yoksa tartışmayla mı azalır, cevabı açık değil. Tetlock ve Haidt'in kutsal değerler üzerine bulguları burada bir ipucu veriyor: insanlar kutsal saydıkları şeyleri başka bir değerle takas etmeye kapalıdır ve bu kapalılık eleştiriyi kişisel bir saldırı gibi yaşatır. Monaliza'nın kutsal saydıklarıyla kişiye duyduğu saygıyı ayırması bu yüzden önemli; köle'nin 'tanrının olmaması benim kutsalım' cümlesi de aynı yapının seküler bir versiyonu. Seküler kutsal, inanca saygı talebiyle aynı ağırlıkta mı olmalı? Bence simetri kurulabilir, ama bunun gerekçesi kutsalın statüsü değil, eleştirinin hedefinin fikir, kişi ve kutsal olarak ayrılabilmesi. Asıl zor olan bu ayrımın öfke anında yapılıp yapılamayacağı.
 
Üst