Neler yeni

Hayat Nedir ?

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
sevgili enkaz, bilindiği gibi maddenin çok çeşitli hareket biçimleri vardır ve belki de en basit hareket biçimi, a noktasından b noktasına gitme şeklinde düşünülebilecek, mekan içinde yer değiştirme hareketidir ve benzer olarak daha karmaşık bir hareket biçimi de ,örneğin demirin oksijenle tepkimeye girip demiroksitleri oluşturması gibi moleküler bağların kurulup çözülmesi anlamına gelen kimyasal hareketidir ama bunların da ötesinde çok daha karmaşık süreçlerle; dışdünyayı algılayabilen kendi varlığını koruyarak üreyebilen canlı varlığı açığa çıkaran, bir hareket biçimi de vardır ve bu da maddenin biyolojik hareketidir...işte bütün çeşitliliği içinde hayat da bu karmaşık hereketin sonuçlarından başka bir şey değildir....
anlıyorum sizi. ama gene de bu bir cevap değil sadece sorudur. ya da diğer bir sorunun başlangıcı gibi duruyor, onu söylemek istiyorum. ve tabi ki önemli olan sormaktır ancak gen de "hayat nedir"e karşılk gelmiyor. "hayat nasıl var oldu"ya karşılık geliyor, belki de ben öyle anlıyorum...cevabınız belki doğru ama neden hayat var. nedir bu? sebebimiz nedir? neden varız? benim "hayat nedir"den anladığım bu soruların cevapları.
fikriniz bir sözlük cevabı gibi ya da sanki bilimsel bir makale okuyor gibiyim hayat hakkında.

bir şeyin var oluş şekli onun anlamını içerir diyorsunuz. bir makinenin nasıl yapıldığını anlatarak makineye neden ihtiyaç duyulduğunu bilemezsiniz. ancak neden(neyden değil) yapıldığını sorgulayarak amacını ya da nedenini anlamlandırabilirsiniz.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
anlıyorum sizi. ama gene de bu bir cevap değil sadece sorudur. ya da diğer bir sorunun başlangıcı gibi duruyor, onu söylemek istiyorum. ve tabi ki önemli olan sormaktır ancak gen de "hayat nedir"e karşılk gelmiyor. "hayat nasıl var oldu"ya karşılık geliyor, belki de ben öyle anlıyorum...cevabınız belki doğru ama neden hayat var. nedir bu? sebebimiz nedir? neden varız? benim "hayat nedir"den anladığım bu soruların cevapları.
fikriniz bir sözlük cevabı gibi ya da sanki bilimsel bir makale okuyor gibiyim hayat hakkında.

bir şeyin var oluş şekli onun anlamını içerir diyorsunuz. bir makinenin nasıl yapıldığını anlatarak makineye neden ihtiyaç duyulduğunu bilemezsiniz. ancak neden(neyden değil) yapıldığını sorgulayarak amacını ya da nedenini anlamlandırabilirsiniz.
Sordugunuz sorularin cevabini bilim, bilimsel olarak gozlemi, olcutu, deneyi, olgusu, teorisi v.s. ile epistemolojik olarak yanitlamaya calisiyor.

Bundan sonraonemli olan, ya bilimin bilimsel yanitlarinin surekli yenilenir, degisir ve daha cok bilinir olacagini bilmek, algilamak ve bunun ile yetinirken de, yeni bilgiler icin, gozleme, olcume, bulguya, olguya, deneye v.s. devam etmek ve bunu surekli suregelen surec olarak yapmak.

Ya da bilimin bilimsel yaniti ile yetinmeyip, sirf aklin tatmini adina, akli tatmin edici ve aklin dogrulayacagi, ama bilimsel olmayan inanclar, spekulasyonlar, mitler,m mitolojiler, mistisizmler v.s. turetmek ya da olanlari dogrulamak ve onlara inanmak.

Bilimsellik mi, inancsallik mi? secim sizin.
 

faşist

Yeni üye
Katılım
25 Kas 2011
Mesajlar
313
Puanları
0
Yaş
27
Insanoglu, fenomenonumeal ve numenofenomenal kavramsal bir olgudur. Iste insanoglunun bu kavramsalligi onu sosyal bilgi kullanan bir olgu yapar. Bu sosyalligin da parcasal, bolgesel, etik, ideolojik, inancsal v.s. temelli farkliligi, insanoglunun dogal zihniyetinden ve egosal/akilsal sinir ve elbiselerinden dolayi, insanogluna farkli bir cesni, mozaik,m cesitlilik v.s. saglayacagina; ustunluk, ayrimcilik, cikar ve bencillik temelli ayrisma/yarisma saglamaktadir.

Onemli olan bunun kalici bir dogallik olmadigini algilamak ve insanoglunun bunu kendi eliyle insanlastirabileceginin bilinc ve farkina varmaktir.

Tabiki insanoglunun insanligi yerine, neyin insanlikdisi oldugu algi ve bilgi konusudur. Yalniz, bunun saglikli bir beyin sorgulamasi icin, sorununun, rahatsizliginin ve zararinin algilanmasi yaninda, bundan gelen; cikara, ayrimciliga, bencillige ve bunlari saglayan guce, otoriteye, zorakilige ve teslim edip/almaya, ihtiyac duymamak gerekir.

Insanoglunun turselligi onun yasam ve iliskisidir. Bu da sosyal birliktelik demektir. Iste bu temeldeki bencillik, bu sosyal birliktelikteki egonun akilsal olarak kendini ustun, ayrimci, cikarci gormesi ve bunun icin de kendine her yolu mesru ve mubah saymasi ve bunu da guc ve otoritesinin zorbaligi ile saglamasi olan bireyci akilciliktir.

Bunun diger bir ucu da, sosyalligin cemaatligi ve robotsalligi ve baskalarinin yonlendirim ve yonetimine ihtiyac duyma duygusalligi ve gonullulugudur.

Iste bu temelde tursel sorun iki turluidur, ya bireycilik, ya da surululuk. Bu ikisi de insanoglunun insanlasmasinin onundeki engeldir. Insanoglu turunun biri olarak konuya bakildiginda, ilk farkindalik ve bilinc birey olarak yansir ve bunu tarihte bencillige, bireyciligi, bene, akilcilik olarak tasiyan dusunurler olmustur.

Ama insanoglu tarihi henuz, bir tursel bilinc ve farkindalik olarak numenal yeti uretimine ve dusunmesine gecemememistir. Bunun en buyuk nedeni, "bilimsel/dogal" ortaya atilan vekalici kilinmaya calisilan ego ve akil elbisesidir.

Bir kisinin bireysel yasami ve sosyal yasami,m birbirinden ayrilmaz bir butundur. Bu butunlugu bireyin ve sosyalliginin zarar gormemesi adina dusunmek ve davranmak yerine; dusunce cikarci ve ayrimcidir. Insanoglunun hic bir duygusu bireysel dsegildir. Cunku o duyguyu veren sosyal yapilanis, ya da kendi disindaki algidir. Insanoglunun her turlu gelisebilmesi, iste bu sosyallikteki bireylerin biri birinbi tamamlamasi ve desteklemesi ile mumkun olur. Halbuki olan biribirini kosteklemek ve "ayagini kaydirmaya calismaktir."

BEnim algimda, konu etigin iyiligi kotulugu degil; her turlu gorulen zarar ve rahatsizlik sorunudur. Iste bu rahatsizlik ve sorun, maalesef sosyal degil; bireysel yansima durumundadir. Halbuki bireyler bunu sosyal yansi olarak algilar ve herkes kendi ideolojisi ve inanci temelinde kendi istedigi duzen ve sistemi getirme mucadelesi verir.

Iste insanoglu turu birinin, birsel ve sosyal butunlugundeki bu caprasiklik, dogal zihniyet ve onun yerlesmis ogelerinden kaynaklanir. Bu oyle bir durum alir ki, kisi verdigi sosyal mucadelenin icinde kendisinin de var oldugunu algilayamaz. Cunku bu sosyal mucadeleyi kendi icin degil, baskasi icin verdigine inanmaktadir. Iste ilk birey bilincini onleyen zihniyet budur. Ya da kisi, sosyalligi tamamen kendi hakimiyeti altina almak istemekte ve bunun icin her seyi mubah ve mesru saymaktadir. Iste tursel bilinci de onleyen zihniyet budur.

Tur bilincinin utopya olupolmadigina, birey bilinci almis kisinin kendi yasam ve iliskileri karar verir. Eger bunu sosyal olarak pratige tasiyabiliyorsa, utopik degildir. Su anda utopik olan, kendi yaptigini baskalarindan da beklemek ve hatta onlari bilince varmadan yonlendirmeye calismak ve onlara mudahele ederek bunun saglanacagina inanmaktir.

Evet, bilincli bir insanoglu sosyal yapisi ve isleyisi, yine bir birey bilinciyle, her turlu duygusunuda yasayabilir. Ama onemli olan kendine ve baskasina zarar ermemek algisi ve bilgisinin uygulamasidir.

Insanoglu tur bilinci ile robotlasmaz, aksine tum beyninin numenal yetisini, kendi turu arasi yaris yerine, tur farkliligi ve cesitliliginin butunlugu ile daha ozgur ve sinirsiz bir zihniyete tasiyarak, hem bilim hem de teknikte daha yasanabilir ve gecinebilir bir dunya kurma amacini tasir. Kendi varliginin ve turunun bilinc ve farkina varabilen insanoglu, boylece algiladigi kendi disi her turlu fenomenin de onemini, degerini v.s. daha iyi algilar, yikip/yakmak yok etmek yerine, korumak/kollamak gelistirmek ve kullanip/paylasmaya yonelir. Yani gereksizher turlu tuketim yerine uretime ve uretim yeniligine yonelir. Buradaki uretim zihinsel uretim ve bunun getirdigi somut duzen ve sistemdir.

Ayrim ile fark bilinc farkidir. Cunku ayrim, farklari ayirirken, antiayrimcilik, farklari farklarini koruyarak cesitlilik temelinde birlestirir. Sonucta fark ayirmak icin degil, farkina varmak ve korumak icin vardir.

Dedigim gibi, bu bir sorunsal ve zarar ve de rahatsizlik veren algi ve bilgi konusudur. Bunu algilayamayan beyinlerin, boyle ir sorunu yoksa, zaten boyle bir zihniyet yenilenimine ihtiyaci da yoktur.

Kisaca sosyallik ve bireylik birbirinden ayrilmaz fakat farkli algilardir. Bu farki her temelde ayirmak, iste insanoglunun dogal zihniyetinin bir urunudur ve ancak devrimci sorgulama ile degistirilebilir ve degisim, toplumsal degil; bireyseldir.

Benim bütün görüşlerimin ve ya başka her kavram ve görüşün insan algısı ile oluştuğunu düşünüyorsunuz.Belki de doğrudur.Bu mantıktan yola çıkarsak tür bilinci de insan algısı sonucu ortaya çıkıyor.Ama ben ısrarla şunu soruyorum tür bilincinin getireceği değerlerin bireylere ne faydası olacak ? Önce ki bir mesajınız da insanlar başkası için yaşarsa o hayatın kendi hayatı olmadığını yazmıştınız.Tür bilinci erişen birey kendi istemlerini tür bilinci adına geri plana itmek zorunda kalmayacak mı ? Bu bilince erişen insan (size göre farkın farkına varmak)kendi hayatını yaşamakta zorluk çekmeyecek mi ?Güdülerden bahsetmeyeceğim çünkü onların aslında olmadığını sadece insanların kavramlaştırdığını söylüyorsunuz.

Yazınız da toplum ve birey içi içe geçmiş ilişkiler olduğundan bahsetmişsiniz.Önce ki mesajım da verdiğim örnekler birey toplum ilişkisini açıklar.Toplum içine karışmak zorundadır birey.Bunun nedeni bireyin hayatını sürdürebilmesi için toplumda ki diğer bireyleri araç olarak kullanır.Yine kendi için bir fiil vardır.Eğitim almak zorundasınızdır bilgi ve para sahibi olmak için.Okula gider hocanızdan faydalanırsınız o da yaptığı eylemden kendi için fayda sağlar.Yine tekrar ediyorum bunu iyi düşünmenizi istiyorum hayat içerisinde yaptığımız her eylem kendimiz içindir.Bu çıkarımdan yola çıkarak bende herkes kendi istemlerini gizli ve bilinçaltı benzeri bir durumda yaşayacağına rahatlıkla ön plana çıkararak onlar için savaşmasını söylüyorum.O zaman bu değerler mutlaka çatışacaktır bu çatışma sonrasında güçlü olan ayakta kalacak böylelikle bilim,toplum,felsefe gibi birçok unsur gelişecektir.


Devrimci sorgulama.Devrim nedir ? Devrim yıkıcı gelişimden başka bir şey değildir.Yıkmadan ne gelişim olur ne de devrim.Yıkımın kaynağı da savaştır.Yeryüzünde hangi bilim hangi öğreti savaş olmadan ortaya çıkmıştır ? Faşizmin tanımı Mussolini ve Hitler'den sonra ortaya çıktıysa ve insanoğlu bugün faşizmi kötü ilan ettiyse bunun nedeni geçmişte yaşanmış savaştan başka ne olabilir ? Kapitalizmin vahşiliğini gören Marx onu tahlil etmiş ve ikamesini ortaya koymuştur.İşte bu zıtlıkların, zıt değerlerin savaşımıdır.Sizin tür bilinci çıkarımınız bireyleri,toplumu ya yerinde saydırır ya da geri götürür.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Benim bütün görüşlerimin ve ya başka her kavram ve görüşün insan algısı ile oluştuğunu düşünüyorsunuz.Belki de doğrudur.Bu mantıktan yola çıkarsak tür bilinci de insan algısı sonucu ortaya çıkıyor.Ama ben ısrarla şunu soruyorum tür bilincinin getireceği değerlerin bireylere ne faydası olacak ? Önce ki bir mesajınız da insanlar başkası için yaşarsa o hayatın kendi hayatı olmadığını yazmıştınız.Tür bilinci erişen birey kendi istemlerini tür bilinci adına geri plana itmek zorunda kalmayacak mı ? Bu bilince erişen insan (size göre farkın farkına varmak)kendi hayatını yaşamakta zorluk çekmeyecek mi ?Güdülerden bahsetmeyeceğim çünkü onların aslında olmadığını sadece insanların kavramlaştırdığını söylüyorsunuz.

Yazınız da toplum ve birey içi içe geçmiş ilişkiler olduğundan bahsetmişsiniz.Önce ki mesajım da verdiğim örnekler birey toplum ilişkisini açıklar.Toplum içine karışmak zorundadır birey.Bunun nedeni bireyin hayatını sürdürebilmesi için toplumda ki diğer bireyleri araç olarak kullanır.Yine kendi için bir fiil vardır.Eğitim almak zorundasınızdır bilgi ve para sahibi olmak için.Okula gider hocanızdan faydalanırsınız o da yaptığı eylemden kendi için fayda sağlar.Yine tekrar ediyorum bunu iyi düşünmenizi istiyorum hayat içerisinde yaptığımız her eylem kendimiz içindir.Bu çıkarımdan yola çıkarak bende herkes kendi istemlerini gizli ve bilinçaltı benzeri bir durumda yaşayacağına rahatlıkla ön plana çıkararak onlar için savaşmasını söylüyorum.O zaman bu değerler mutlaka çatışacaktır bu çatışma sonrasında güçlü olan ayakta kalacak böylelikle bilim,toplum,felsefe gibi birçok unsur gelişecektir.


Devrimci sorgulama.Devrim nedir ? Devrim yıkıcı gelişimden başka bir şey değildir.Yıkmadan ne gelişim olur ne de devrim.Yıkımın kaynağı da savaştır.Yeryüzünde hangi bilim hangi öğreti savaş olmadan ortaya çıkmıştır ? Faşizmin tanımı Mussolini ve Hitler'den sonra ortaya çıktıysa ve insanoğlu bugün faşizmi kötü ilan ettiyse bunun nedeni geçmişte yaşanmış savaştan başka ne olabilir ? Kapitalizmin vahşiliğini gören Marx onu tahlil etmiş ve ikamesini ortaya koymuştur.İşte bu zıtlıkların, zıt değerlerin savaşımıdır.Sizin tür bilinci çıkarımınız bireyleri,toplumu ya yerinde saydırır ya da geri götürür.
Sence baska bir algi olanagi var mi, varsa nedir? Bireyler tursel olarak birey bilinc ve farkindaligi ile birbirlerine saygi gostererek birlikte yasayacaklar. Kalmaz. Cunku tur bilinci, birliktelik veberaberliktir. Bu da bireylerin her turlu numenal farkliligi demektir. Herkes kendi farkiyla ve biribirinin farkina da saygi gostererek yasar. Amac, bireylerin hem kendine hem de baskasina zarar vermemesidir. Sen nasil sana karisilmasini istemiyorsan, senin de baskasina karismani baskasi istemez. Zaten toplum dedigin, sosyal algi, bilgi ve yasam ve de iliskidir. Sosyallik bilinci, tur bilincidir. Herkesin kendi farki, insanoglunun bir acigini kapatir ve boylece herkes kendi bilgisini, becerisini baskasi ile paylasir. Degerler catismaz, catistirilir. Ama birey bilincinin tursel duzeyi, bunu catistirmaz, aksine farklarin fark cesitliliginden yararlanir. Burada bir gucluluk yoktur. beyin gucu de ortak insanlik ve dolayisiyle birey icindir.

Evet, devrim; bir kisinin kendi beyninde yer etmis, her turlu insandisi ve insanlikdisi degerleri insanlik adina sorgulayarak yikmasidir. Ama bu devrimin yikimi, sadece birey bilinci almis olanin, kendi beyni icindir. Bu da sorunun, ya dayikilacak olan verilerin, zarar ve rahatsizlik algisina ve bilincine paraleldir.

Oyuzden bahsedilen devrim, fenomenal degil; numenal devrimdir. Yani beynin o beynin tasiyicisi tarafindan kendini insanlastirma devrimi.
 

birazdahaderinmavi

Yeni üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,976
Puanları
0
Yaş
54
anlıyorum sizi. ama gene de bu bir cevap değil sadece sorudur. ya da diğer bir sorunun başlangıcı gibi duruyor, onu söylemek istiyorum. ve tabi ki önemli olan sormaktır ancak gen de "hayat nedir"e karşılk gelmiyor. "hayat nasıl var oldu"ya karşılık geliyor, belki de ben öyle anlıyorum...cevabınız belki doğru ama neden hayat var. nedir bu? sebebimiz nedir? neden varız? benim "hayat nedir"den anladığım bu soruların cevapları.
fikriniz bir sözlük cevabı gibi ya da sanki bilimsel bir makale okuyor gibiyim hayat hakkında.

bir şeyin var oluş şekli onun anlamını içerir diyorsunuz. bir makinenin nasıl yapıldığını anlatarak makineye neden ihtiyaç duyulduğunu bilemezsiniz. ancak neden(neyden değil) yapıldığını sorgulayarak amacını ya da nedenini anlamlandırabilirsiniz.
neden varız.....doğaldır ki buradan anlaşılması gereken 'varlığın ' neden var olduğudur.....madde neden vardır, problemin aslı bu.....hegel'e göre ,geist'in kendini açımlayıp serimlemesidir...ama ben w.f.von hegel gibi düşünmüyorum, bana göre varlık, bir şeyden ötürü ve bir şey için değil hep vardı...akıl sahibi varlık ortaya çıkmadan önce vardı -bilimler bunu belirler- ,akıl sahibi varlıklardan sonra da var olmaya devam edecektir.....
 

birazdahaderinmavi

Yeni üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,976
Puanları
0
Yaş
54
sevgili enkaz, aslında içtenlikle söylemek istediğim şey şu: zaten var olan madde ,sonsuzcasına değişip dönüşerek,ulaştığı yüksek düzeyde karmaşık hareket biçimiyle ,canlı organizmayı ve giderek insanı ortaya koymuştur diyeceğim...ve o da gelişiminin belirli -kesin olarak belirli olmasa da belirli -bir aşamasında kendi olan ve olmayanı algılamıştır.....
 

faşist

Yeni üye
Katılım
25 Kas 2011
Mesajlar
313
Puanları
0
Yaş
27
Sence baska bir algi olanagi var mi, varsa nedir? Bireyler tursel olarak birey bilinc ve farkindaligi ile birbirlerine saygi gostererek birlikte yasayacaklar. Kalmaz. Cunku tur bilinci, birliktelik veberaberliktir. Bu da bireylerin her turlu numenal farkliligi demektir. Herkes kendi farkiyla ve biribirinin farkina da saygi gostererek yasar. Amac, bireylerin hem kendine hem de baskasina zarar vermemesidir. Sen nasil sana karisilmasini istemiyorsan, senin de baskasina karismani baskasi istemez. Zaten toplum dedigin, sosyal algi, bilgi ve yasam ve de iliskidir. Sosyallik bilinci, tur bilincidir. Herkesin kendi farki, insanoglunun bir acigini kapatir ve boylece herkes kendi bilgisini, becerisini baskasi ile paylasir. Degerler catismaz, catistirilir. Ama birey bilincinin tursel duzeyi, bunu catistirmaz, aksine farklarin fark cesitliliginden yararlanir. Burada bir gucluluk yoktur. beyin gucu de ortak insanlik ve dolayisiyle birey icindir.

Evet, devrim; bir kisinin kendi beyninde yer etmis, her turlu insandisi ve insanlikdisi degerleri insanlik adina sorgulayarak yikmasidir. Ama bu devrimin yikimi, sadece birey bilinci almis olanin, kendi beyni icindir. Bu da sorunun, ya dayikilacak olan verilerin, zarar ve rahatsizlik algisina ve bilincine paraleldir.

Oyuzden bahsedilen devrim, fenomenal degil; numenal devrimdir. Yani beynin o beynin tasiyicisi tarafindan kendini insanlastirma devrimi.
Tür olarak insansak,konuşuyorsak bu konuşma görüp,duyma gibi unsurlarla dilimize yansıyorsa tabi ki başka algı yoktur.-(Bunu daha önce tartışmıştık ama...)-Fakat insanın yaptığı birçok fiilin kaynağında güdü vardır.Bu güdüler de var oluş kaynaklıdır.Aşk bir güdüdür,aşk benim algım diyebilir misiniz ? Ama örneğin saygı bir algıdır.Zarar ve rahatsızlığı kim/nasıl belirleyip karar verecek ? Merhamet yerine acımasızlık topluma,bireylerin kendisine daha fazla fayda sağlıyorsa ne yapacağız ?

İnsanlar tartışırken (en ılımlı görünen bile farklı yöntemlerle) karşısındakinin kendisi gibi düşünmesini ister.İstemem diyen biri kesinlikle doğruyu söylemiyordur.Her ideoloji ve öğreti tüm insanları kendine katmak ister.İşte bu algıdan ve ya doğal zihniyetten kaynaklı bir durum değil insanın istemi ya da güdüsüdür.Örneğin siz herkesin tür bilincine katılmasını,birey ve toplum için en doğru olduğunu düşünüyorsunuz.Bunun için bir savaş veriyorsunuz bu savaş illa ki fiziki ya da zorlayıcı herhangi bir unsur içermek zorunda değil.İşte bu da bir güdüdür.Güdülerin kaynağı var oluş ve yeryüzünde sadece kendi için yaşıyor olmasıdır.


Sizin görüşlerinizi doğru kabul etsem bile tür bilincine ulaşım yine toplum da değil birey de başlamak zorundadır.Tür bilincine ulaşımda bile yine bireyin biricikliğine varıyoruz.Birey kendi için yaşar ve bundan kaçış(size göre malesef) yok.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Tür olarak insansak,konuşuyorsak bu konuşma görüp,duyma gibi unsurlarla dilimize yansıyorsa tabi ki başka algı yoktur.-(Bunu daha önce tartışmıştık ama...)-Fakat insanın yaptığı birçok fiilin kaynağında güdü vardır.Bu güdüler de var oluş kaynaklıdır.Aşk bir güdüdür,aşk benim algım diyebilir misiniz ? Ama örneğin saygı bir algıdır.Zarar ve rahatsızlığı kim/nasıl belirleyip karar verecek ? Merhamet yerine acımasızlık topluma,bireylerin kendisine daha fazla fayda sağlıyorsa ne yapacağız ?

İnsanlar tartışırken (en ılımlı görünen bile farklı yöntemlerle) karşısındakinin kendisi gibi düşünmesini ister.İstemem diyen biri kesinlikle doğruyu söylemiyordur.Her ideoloji ve öğreti tüm insanları kendine katmak ister.İşte bu algıdan ve ya doğal zihniyetten kaynaklı bir durum değil insanın istemi ya da güdüsüdür.Örneğin siz herkesin tür bilincine katılmasını,birey ve toplum için en doğru olduğunu düşünüyorsunuz.Bunun için bir savaş veriyorsunuz bu savaş illa ki fiziki ya da zorlayıcı herhangi bir unsur içermek zorunda değil.İşte bu da bir güdüdür.Güdülerin kaynağı var oluş ve yeryüzünde sadece kendi için yaşıyor olmasıdır.


Sizin görüşlerinizi doğru kabul etsem bile tür bilincine ulaşım yine toplum da değil birey de başlamak zorundadır.Tür bilincine ulaşımda bile yine bireyin biricikliğine varıyoruz.Birey kendi için yaşar ve bundan kaçış(size göre malesef) yok.
Zannedersem, sen bir olmasi gereken insanoglu dogalligindan bahsediyorsun ve bunu genelde gudu olarak izah ediyorsun.

Ben ise bu dogalligi ortaya koyanin insanofglu dusuncesi oldugunu ve dogalligin bir algi olarak insanoglu ortaya koyumu oldugunu soyluyorum. Yani bir dogallik yoktur, dogallik insanoglu dusuncesi olarak ortaya atilmistir.

Sonucta bir dogallik algisindan yola cikarsan, bu algi sabit, degismez ve aldigin gibidir. Halbuki dogallik bir dusunce urunudur veinsanlik adina yanlislanabilir.

Ustelik dogallik algisi, bizi kadere, kalitima ve teslimiyete ve caresizlige surukler. Yani "ben ne yapayim, dogal yapim bu" cikmazi dogar. Dogallik yoktur, insanoglu eliyle ortaya konan dogalligin ne oldugu tartismasi vardir.
 

faşist

Yeni üye
Katılım
25 Kas 2011
Mesajlar
313
Puanları
0
Yaş
27
Zannedersem, sen bir olmasi gereken insanoglu dogalligindan bahsediyorsun ve bunu genelde gudu olarak izah ediyorsun.

Ben ise bu dogalligi ortaya koyanin insanofglu dusuncesi oldugunu ve dogalligin bir algi olarak insanoglu ortaya koyumu oldugunu soyluyorum. Yani bir dogallik yoktur, dogallik insanoglu dusuncesi olarak ortaya atilmistir.

Sonucta bir dogallik algisindan yola cikarsan, bu algi sabit, degismez ve aldigin gibidir. Halbuki dogallik bir dusunce urunudur veinsanlik adina yanlislanabilir.

Ustelik dogallik algisi, bizi kadere, kalitima ve teslimiyete ve caresizlige surukler. Yani "ben ne yapayim, dogal yapim bu" cikmazi dogar. Dogallik yoktur, insanoglu eliyle ortaya konan dogalligin ne oldugu tartismasi vardir.

Evet ikimiz arasında ki ayrım tam olarak bu.Bazen yeryüzünde salındığımızı düşünüyorum.Bir çark var ve bu çarkın içerisinde milyonlarca birey salınıyor.Yaşanması gerekenler yaşanıyor gibi...(kader inancı değil bu kesinlikle)Bu soru ve sorunların cevabı bilimin insan beynini daha ileri düzey de incelemesi sonucun da belki daha doyurucu cevaplar alabiliriz.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Evet ikimiz arasında ki ayrım tam olarak bu.Bazen yeryüzünde salındığımızı düşünüyorum.Bir çark var ve bu çarkın içerisinde milyonlarca birey salınıyor.Yaşanması gerekenler yaşanıyor gibi...(kader inancı değil bu kesinlikle)Bu soru ve sorunların cevabı bilimin insan beynini daha ileri düzey de incelemesi sonucun da belki daha doyurucu cevaplar alabiliriz.
Evet aslinda doyurucu cevaplar, her zaman bilimselliktedir. Yeterki beyin inanc ve ideoloji ile sinirlanmis ve sabitlesmis olmasin. Ayrica dedigim gibi, en buyuk algi, bilinc ve farkindalik secenegi gozlem ile aklin yaratimi arasindadir. Gozlem de birey bilinci ister. Cunku toplumsal kisilik, gozlemlemez, sadecekendi aklinin inandigi ideolojiye somut bir taban arar, ya da bulur.
 

faşist

Yeni üye
Katılım
25 Kas 2011
Mesajlar
313
Puanları
0
Yaş
27
Evet aslinda doyurucu cevaplar, her zaman bilimselliktedir. Yeterki beyin inanc ve ideoloji ile sinirlanmis ve sabitlesmis olmasin. Ayrica dedigim gibi, en buyuk algi, bilinc ve farkindalik secenegi gozlem ile aklin yaratimi arasindadir. Gozlem de birey bilinci ister. Cunku toplumsal kisilik, gozlemlemez, sadecekendi aklinin inandigi ideolojiye somut bir taban arar, ya da bulur.

Bilimsel bir gözlemle insan davranışlarının bencil olduğunu düşünmüyor musunuz (psikanaliz) ? Günlük yaşamda çevrenizde ki insanların davranışlarını hiç gözlemlediniz mi ? Bunu algıyla açıklayacağınız için şöyle bir soruyla bunu engellemek istiyorum.İlk çağlarda ki insanların komün bir yaşam sürdüğü söylenir.Bu komün yaşam bireylerin yaşamak için birbirleriyle yaptığı bir anlaşma değil midir(farkında olmasalar da bu farkın da olmayış psikanaliz olarak değerlendirilmeli) ? O dönemler de ideoloji,bilim,öğreti gibi unsurların olmadığını düşünürsek algı dışarı da kalmıyor mu ?
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Bilimsel bir gözlemle insan davranışlarının bencil olduğunu düşünmüyor musunuz (psikanaliz) ? Günlük yaşamda çevrenizde ki insanların davranışlarını hiç gözlemlediniz mi ? Bunu algıyla açıklayacağınız için şöyle bir soruyla bunu engellemek istiyorum.İlk çağlarda ki insanların komün bir yaşam sürdüğü söylenir.Bu komün yaşam bireylerin yaşamak için birbirleriyle yaptığı bir anlaşma değil midir(farkında olmasalar da bu farkın da olmayış psikanaliz olarak değerlendirilmeli) ? O dönemler de ideoloji,bilim,öğreti gibi unsurların olmadığını düşünürsek algı dışarı da kalmıyor mu ?
Oyle oldugu icin zaten birey bilinci diyorum, yani bireyciligin, bencilligin, bananeciligin, benciligin bir sorun oldugu icin. Daha once dedigim gibi, etik olarak komun yasam sosyal birliktelikten dogmustur.

Cunku insanoglu sosyal fenomendir. En azindan insanoglu, dile getirmek icin, baska bir insanogluna ihtiyac duyar. Yani iletisim kurmak ister, gerci bunu ileti olarak yapar da, neyse!
 

leprechaun

Yeni üye
Katılım
15 Ocak 2012
Mesajlar
168
Puanları
0
Yaş
36
hayat, üzerinde durmaya bile değmez mikroskobik bir zaman dilimi... onu değerli kılan şey başka bir hayat...
 

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
Sordugunuz sorularin cevabini bilim, bilimsel olarak gozlemi, olcutu, deneyi, olgusu, teorisi v.s. ile epistemolojik olarak yanitlamaya calisiyor.

Bundan sonraonemli olan, ya bilimin bilimsel yanitlarinin surekli yenilenir, degisir ve daha cok bilinir olacagini bilmek, algilamak ve bunun ile yetinirken de, yeni bilgiler icin, gozleme, olcume, bulguya, olguya, deneye v.s. devam etmek ve bunu surekli suregelen surec olarak yapmak.

Ya da bilimin bilimsel yaniti ile yetinmeyip, sirf aklin tatmini adina, akli tatmin edici ve aklin dogrulayacagi, ama bilimsel olmayan inanclar, spekulasyonlar, mitler,m mitolojiler, mistisizmler v.s. turetmek ya da olanlari dogrulamak ve onlara inanmak.

Bilimsellik mi, inancsallik mi? secim sizin.
neden böyle bir soruyla karşı karşıya kalayım? inanç olmadıktan sonra neden araştırayım ya da öğrenmeye yelteneyim? insanoğlunun inancı olmasa idi eğer sizce aya gitmeyi deneyebilir miydi?
 

Turgut Saka

Yeni üye
Katılım
13 Eki 2009
Mesajlar
538
Puanları
0
Yaş
36
neden varız.....doğaldır ki buradan anlaşılması gereken 'varlığın ' neden var olduğudur.....madde neden vardır, problemin aslı bu.....hegel'e göre ,geist'in kendini açımlayıp serimlemesidir...ama ben w.f.von hegel gibi düşünmüyorum, bana göre varlık, bir şeyden ötürü ve bir şey için değil hep vardı...akıl sahibi varlık ortaya çıkmadan önce vardı -bilimler bunu belirler- ,akıl sahibi varlıklardan sonra da var olmaya devam edecektir.....

sevgili enkaz, aslında içtenlikle söylemek istediğim şey şu: zaten var olan madde ,sonsuzcasına değişip dönüşerek,ulaştığı yüksek düzeyde karmaşık hareket biçimiyle ,canlı organizmayı ve giderek insanı ortaya koymuştur diyeceğim...ve o da gelişiminin belirli -kesin olarak belirli olmasa da belirli -bir aşamasında kendi olan ve olmayanı algılamıştır.....
maddenin var oluşu ile alakalıdır varlığımız. iyi de madde neden var oldu? bilim dünyası maddenin nasıl var olduğu üzerine-insanın nasıl var olduğu üzerine çalışadursun...
içtenlikle söylüyorsunuz ve ben de anlayabiliyorum bunu-anlatmak istediğinizi. anladığım tüm bunların bir nedeni yok. yani bir olan yok. sadece devam ediyor her şey...
 

for me

Yeni üye
Katılım
14 Ocak 2012
Mesajlar
61
Puanları
0
Yaş
33
hayat nedir? başkasına sorulacak soru değildir. insan kendi kendine soru bu soruyu soruyorsa ,sorunun geldiği yer cevabıda barındırır.