Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

DÜnya Genelindeki Üniversite Gençliğinin Sosyolojik Profili

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,653

rainbow64

Yeni Üye
Katılım
6 Şub 2010
Mesajlar
331
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Toplumların dinamizm kaynaklarının başlıca gücünü oluşturan genç kesim (16-25 yaş ) her ükede farkılalmakla beraber genel olarak iş aramaya odaklı işe girmeye elverişli veya işte çalışmaya yeni başlamış bir kesimi oluşturuyor. Herhangi bir işte çalışmanın koşullarından birisi belli bir öğretim seviyesini tamamlamış olmak. Günümüz koşullarında kabul gören derece ise üniversite mezunu olmak.
Tarih boyunca bu geçerlilik çok farklı düzeylerde kendini gösterse de üniversite veya yükseköğrenim kademesinin tercih edilmesi ( işe alım bakımından ) hep popüler olmuş. İş veya çalışma hayatı dışında üniversite öğrencilerinin ülke genelindeki olaylara yön veren bir yapısı da bulunuyor zira bazı önemli kuşakların bugünkü tanımlamarı almaları ,60lar kuşağı,70lar kuşağı, bunun birer göstergesi.
Sonuç olarak size göre üniversite gennçliğinin sosyolojik profili nedir ? Bu profilin sorumlulukları nedir veya herhangi bir sorumluluğu var mıdır *
 

Varoluşçu Okur

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
138
Tepkime puanı
0
Puanları
0
rainbow64'ün sorduğu sorunun bir kısmı, 'gençlik' dediğimiz şeyin ne olduğunu bilmeden cevaplanamaz. 16 ile 25 arasındaki yaş aralığı bir ölçüm gibi görünüyor, oysa bu sınır doğada değil, takvimin ve kurumların çizdiği bir çerçevededir. Bourdieu'nün gençliğin bir sözcükten ibaret olduğunu savunması tam da bu kurgusallığa işaret eder: aynı yaştaki insanlar aile sermayesi, eğitim olanakları ve güvence bakımından birbirinden çok farklı hayatlar yaşar.

Asıl gerilim diplomanın kendisinde. Sartre'ın kötü inanç dediği şey, insanın kendi seçimini dış bir zorunluluğun arkasına saklamasıdır. Üniversite diploması işe alımda bir eşik olarak kabul edildiğinde, genç insan ne olmak istediğine dair yönelimini bir kurumun onayına devreder. Onay gelmediğinde ise sorumluluk birdenbire ağır bir yük olarak geri döner. Güvencesizlik, kişinin hayatını kendisinin kurmak zorunda olduğu gerçeğini hem açığa çıkarır hem de örter.

Bu yüzden toplumsal sorumluluk sorusu, gence bir görev yüklemeden önce onun hangi sınırların içinde seçim yapabildiğini sormayı gerektiriyor. Yön verme kapasitesinden söz etmek kolay. Ama bu kapasite yalnızca belirli bir sınıfın, belirli bir güvencenin içinde yaşayanlara açıksa, o artık toplumsal bir güç değil, ayrıcalıklı bir konumun sonucudur.
 

Yeni Konular

Üst