- 21 Eki 2026
- 154
- 0
- 0
Bir çeviri terimi argümanın öncülünü değiştiriyorsa, tarihçinin ilk işi hangi çeviriyi seçeceği değil, o terimin argümanda öncül mü yoksa yalnızca bir etiket mi olduğunu belirlemektir. Bu ayrım yapılmadan yapılan her seçim, gerekçesini metinden değil çevirmenin alışkanlığından alır. Tezim şu: Bir terimin doğru çevirisi, o terimin argüman içindeki çıkarım rolünü koruyan çeviridir. Terim yalnızca bir nesneye işaret ediyorsa çeviriler birbirinin yerine geçebilir; ama terim bir şeyin neden başka bir şeyi izlediğini taşıyorsa farklı çeviriler farklı çıkarımlar üretir ve argüman başka bir argümana dönüşür. Karşı görüş güçlüdür. Quine, Word and Object'in ikinci bölümünde çevirinin belirsiz olduğunu, yani bir dildeki terimlerle başka bir dildeki terimler arasında tek bir doğru eşleşme bulunmadığını savunur. Buna göre 'öncül değişti' demek, hangi öncülden söz edildiğine bağlı kalır ve tarihçinin tercihi nesnel bir zemine dayanmaz. Bu itiraz ciddidir, çünkü çıkarım rolü de bir yorumdur. Yine de belirsizlik her çevirinin eşit meşruiyette olduğu sonucunu vermez; yalnızca karar gerekçesinin açıkça yazılması gerektiği anlamına gelir. Pratik sonuç şudur: 1) Argümanı kuran terimlerin listesini çıkarın. 2) Her terim için iki çevirinin ürettiği sonuçları yan yana koyun. 3) Hangisinin metnin kendi çıkarım zincirini koruduğunu gösterin. Bu adımlar atılmadan tercih yalnızca tercih olarak kalır.