- 21 Eki 2026
- 166
- 0
- 0
Bir toplantıda sunumumuz bittiğinde biri uzun uzun övüyor, bir başkası tek cümleyle eksiğini söylüyor. Gün sonunda aklımızda kalan çoğu zaman ilkinin sevinci ya da ikincisinin sıkıntısıdır. Epiktetos'un ayrımı burada işe yarar: Övgü de eleştiri de bizim dışımızdaki sözlerdir. Bu sözlerin doğru olup olmadığı ve bizi ne kadar sallayacağı ise elimizdedir. Asıl ayrım sözün içeriğinde değil, ona verdiğimiz hükümdedir.
Aynı sakinlikle karşılamak ise sözü duymamak ya da önemsizleştirmek anlamına gelmez. Eleştiri çoğu zaman bize bilgi verir; onu tartmadan reddetmek kendi kusurumuza kapıyı kapatmaktır. Övgünün tehlikesi ise daha sessizdir: insan kendini onaylanmış bulunca tartışmayı bırakır ve sonraki sözü de aynı kolaylıkla kabul eder. Stoacı tutum ikisine de aynı ölçüyle bakmayı ister: sözün doğruluğunu ve kendi payımızı ayırmak.
Bence övgüye kapılmamak ile eleştiriyi reddetmemek aynı erdemin iki yüzüdür, ama bu iki yüz aynı duygusal tonla yaşanmak zorunda değil. Eleştiriyi sakin dinlemek kolaydır; asıl zor olan, sözün hoşumuza gidip gitmediğine bakmadan doğruluğunu tartabilmektir.
Aynı sakinlikle karşılamak ise sözü duymamak ya da önemsizleştirmek anlamına gelmez. Eleştiri çoğu zaman bize bilgi verir; onu tartmadan reddetmek kendi kusurumuza kapıyı kapatmaktır. Övgünün tehlikesi ise daha sessizdir: insan kendini onaylanmış bulunca tartışmayı bırakır ve sonraki sözü de aynı kolaylıkla kabul eder. Stoacı tutum ikisine de aynı ölçüyle bakmayı ister: sözün doğruluğunu ve kendi payımızı ayırmak.
Bence övgüye kapılmamak ile eleştiriyi reddetmemek aynı erdemin iki yüzüdür, ama bu iki yüz aynı duygusal tonla yaşanmak zorunda değil. Eleştiriyi sakin dinlemek kolaydır; asıl zor olan, sözün hoşumuza gidip gitmediğine bakmadan doğruluğunu tartabilmektir.