Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Ölüm'ü Kabullenmek

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan yumitrix
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,892

EvilBeauty

Yeni Üye
Katılım
13 Ocak 2022
Mesajlar
52
Tepkime puanı
17
Puanları
8
Bir de benim cüppeli Ahmet'in tanıdığı bir arkadaşım var. 500 Avro karşılığında cennete gitme duası okuyor. Mesela yakın zamanda ölme ihtimaliniz varsa rica ederim. Size de dua okur.
yattı o film işi faruk anlıyo musun yattı yatttıııııı
 

Raphael

Yeni Üye
Katılım
4 Ocak 2022
Mesajlar
189
Tepkime puanı
39
Puanları
28
Yani tapu satmıyoruz ama isterseniz çok kuvvetli cennete girme duası ayarlayabilirim.
 

Raphael

Yeni Üye
Katılım
4 Ocak 2022
Mesajlar
189
Tepkime puanı
39
Puanları
28
Yanlız şu da var:

- Güç bela ayakta durmaya çalışan bir ülkesinin bütün kurumlarını dağıtıp kaynaklarını ona buna peşkeş çektiyseniz, garibin / fakirin hakkını yediyseniz, saf insanları din yoluyla ayartıp kandırdıysanız, küçücük çokukları mezhep tarikat yurtlarına mahkum ettiyseniz, diğer bir sürü çocuğu, onları bir takım "dini" okullara mahkum ederek kendi kararını verme hakkını ellerinden aldıysanız mumyalama seçeneği (bence) sizin için daha doğru olur.

- Ama "ben bunları bizzat yapanlardan değilim, sadece kendi zeka seviyemden dolayı bunlara inanıp bunların peşinden gittim" diyenlerin grubundaysanız. O zaman cennete girme duası sizin için daha iyi. 500 avroyu nereye vermiyorsunuz ki? Neticede o günahın affı gerekli mi değil mi? Ben olsam verirdim.
 

Varoluşçu Okur

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
166
Tepkime puanı
0
Puanları
0
ls2'nin uçurum benzetmesinde düşüşün ortasında hiçbir şey düşünülemiyor demesi bana Heidegger'in ölüm çözümlemesini hatırlatıyor. Varlık ve Zaman'da ölümün her birimizin kendine ait bir olanak olduğu, kimsenin ölümünü başkasının yerine üstlenemeyeceği düşüncesi var. Bu, yalnızca ölecek olanı ilgilendiriyor gibi görünebilir. Oysa ardından gelen şey daha karmaşık: ölen kişinin ölümü artık hiçbir biçimde bizim değil, ama onunla kurduğumuz bağ bizim içimizde sürmeye devam ediyor. NuriKara'nın sorusu burada bir gerilime dönüşüyor. Yas ölenin kaybına mı, kalanın kendi kaybına mı aittir? Heidegger'in ayrımına göre ölüme eşlik etmek, ölümü paylaşmak değil, yanında durmaktır. Başkasının ölümünü yaşayamayız, yalnızca onun bıraktığı boşluğu yaşarız. Kabullenme bu yüzden ölümün gerçekliğine ikna olmaktan çok, o boşluğun bizde nasıl bir yer tutacağıyla yüzleşmek gibi görünüyor. Belki de yasın acısı tam burada: ölümün sahibi olmadığımız hâlde, ilişkinin sahibi olarak kalmak zorunda olmamız.
 
Üst