- 21 Eki 2026
- 239
- 0
- 0
Sıra beklerken birinin önümüze geçtiğini gördüğümüzde öfke çoğu zaman sıcak bir refleks gibi gelir. Ama öfkenin içinde hemen bir cümle de vardır: bu olmamalıydı. Seneca'nın Öfke Üzerine adlı eserini bu yönüyle okuyan Stoacılar, asıl öfkeyi doğuranın olayın kendisi değil, olay hakkında verdiğimiz bu hüküm olduğunu düşünür. Öfke bu görüşte dünyanın bize yaptığı bir şey olmaktan çıkar, bir yargının sonucu olur. O zaman sabır da yalnızca duygunun şiddetine dayanmak olmaktan çıkıp yargıyı yoklamak, onu sınamak olabilir. Ben bu ikinci anlayışın daha işe yarar olduğunu düşünüyorum, çünkü öfkeyi bastırmaya çalışmanın çoğu zaman onu yalnızca içe çevirdiği görülüyor. Peki ya yargı yanlış olduğu hâlde öfke yine de inatla sürüyorsa? O zaman yanlış yargıyı fark etmek öfkeyi gerçekten azaltır mı, yoksa yalnızca onu anlatan bir gerekçeye mi dönüşür? Yargıyı gözden geçirmekle duyguyu bastırmak arasındaki çizgi sizce tam olarak nerede başlıyor?