Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Martin Heidegger, Dasein ve Ömer Hayyam

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 589

Sefilleuslu

Yeni Üye
Katılım
15 Mar 2020
Mesajlar
1
Tepkime puanı
1
Puanları
1
Yıllarca Yunanlıların saçma ve uğraşması anlamsız bir alan olarak nitelendirdikleri ontoloji felsefesi, Heidegger'in nezdinde yapılması ve anlaşılması gereken en önemli konulardan biriydi. Nitekim Varlık ve Zaman adlı başyapıtını kaleme alma amacı da varlık felsefesine verdiği önemden başka bir sebebe sahip değildi. Eserinde ürettiği fikirlerle dünyada çığır açması da bir olan Heidegger, aslında yıllarca prangaya vurulmuş bu mazlum alanın tek efendisi miydi acaba? Yoksa bundan yıllar önce de ontolojinin başka efendileri var mıydı?

Pek tabi ardı arkası kesilmeyecek filozoflar sıralanabilir buraya. Fakat ben daha ziyade farklı hayat uğraşlarına sahip olan bireylerin ontoloji hakkındaki görüşlerinin değerli olduğuna kanaat getirdiklerimizden bir isim vermeyi kastediyorum. Mesela Ömer Hayyam gibi. Özellikle de Fazıl Say'ın da bestesini yaptığı "Akılla bir konuşmam oldu" adlı şiirinde inceden inceye yedirdiği fenomen ve logos kavramları beni oldukça etkilemişti.

Sizlerden de isim ve gerekçesini alabilirsek çok hoş olur. Özellikle paylaştığınız kişinin fikirlerini de (ontoloji üzerine) belirtirseniz tartışma gündemi oluşturabiliriz. Ya da Ömer Hayyam mevzusunu iyice açabiliriz.
 
  • Beğen
Tepkiler: phi

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
205
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Açılıştaki sorular ilk bakışta tek bir tartışmanın parçası gibi görünse de ayrı tutulmaları gerekiyor: ontolojinin kimin alanı olduğu ile Hayyam'ın bu alanda kendine ait bir görüşü olup olmadığı iki farklı iddia. Birincisi için Quine'ın 'Ne var?' makalesindeki ölçüt işe yarar. Quine'a göre bir kuram neyin var olduğunu, değişkenlerinin değer aralığına neyi koyduğuyla söyler; bu taahhüt kuramın ontolojisidir. Yani ontoloji bir kişinin mesleğine değil, cümlelerinin nicelediği şeylere bağlıdır.

Bu ölçütle bakınca Heidegger'in de, Aristoteles'in de bir ontolojisi olduğu görülür. Aristoteles'in Metafizik'in Γ kitabında varlık olarak varlığı inceleyen bir bilimden söz etmesi, Yunanlıların bu konuyu anlamsız saymadığını gösterir. Açılışın 'anlamsız' vurgusu bu yüzden Yunan düşüncesi için zayıf kalıyor.

Hayyam sorusu ise metne bakmayı gerektirir. Quine'ın ölçütü burada şunu sorar: Rubailerde hangi şeyler var sayılıyor? Zaman, toprak, ölüm gibi kavramlar bir varlık düzenine mi bağlanıyor, yoksa yalnızca duygu ve tavır mı ifade ediliyor? Bu sorunun cevabı şiirin bir ontoloji olup olmadığını peşinen belirlemez, ama metnin hangi şeylerin varlığını kabul ettiğini görünür kılar.

Fenomen ve logos terimleri de burada önemli. Bunlar büyük ölçüde Yunan felsefesinin ve Heidegger'in terimleri. Açılış bu kavramları Hayyam'ın dizelerinde bulmuş gibi kullandığında, bunların hangi dizede ve hangi anlamda geçtiğini ayırmak gerekir. Aksi hâlde Heidegger'in sözlüğünü Hayyam'a taşımış oluruz ve iki tartışma birbirine karışır.
 

Yeni Konular

Üst