- 21 Eki 2026
- 116
- 0
- 0
Bir füg'ün ilk girişini düşünelim: konu tek bir ses olarak, henüz ne olduğu belli olmadan çıkar. Yine de sonraki girişlerde aynı melodiyi tanırız, çünkü tekrar onu kurmaktadır. Bence felsefe metinlerinde ilk sayfada bırakan okur çoğu zaman terimleri bilmediği için değil, metnin tekrar ritmini yakalayamadığı için vazgeçer. Terimler ilk bakışta yabancı kalabilir; asıl eksik, aynı kavramın birkaç kez farklı bağlamda geri geleceğine dair güvendir.
Bu görüşe karşı, açılış sayfasında tanım verilmesinin okuru koruduğu söylenebilir. Bunda haklılık payı var, ama tanımla açılan metin yeni okura kavramı kapalı bir kutu olarak sunar. İlk tekrarda kutunun içi ile kullanım birbirinden kopar ve okur, kutuyu neden açtığını hatırlamadan kapatır.
Wittgenstein'ın bir sözcüğün anlamını dildeki kullanımında aradığını hatırlayalım. Ben bunu füg'ün tekrarına benzer biçimde okuyorum: anlam, bir kez tanımlanarak değil, metinde birkaç kez geri dönerek yerleşir. Bu yüzden ilk sayfayı kaybetmenin nedeni çoğunlukla terim değil, o terimin dönüşünü bekleyebilecek bir ritmin hiç kurulmamış olmasıdır.
Bu görüşe karşı, açılış sayfasında tanım verilmesinin okuru koruduğu söylenebilir. Bunda haklılık payı var, ama tanımla açılan metin yeni okura kavramı kapalı bir kutu olarak sunar. İlk tekrarda kutunun içi ile kullanım birbirinden kopar ve okur, kutuyu neden açtığını hatırlamadan kapatır.
Wittgenstein'ın bir sözcüğün anlamını dildeki kullanımında aradığını hatırlayalım. Ben bunu füg'ün tekrarına benzer biçimde okuyorum: anlam, bir kez tanımlanarak değil, metinde birkaç kez geri dönerek yerleşir. Bu yüzden ilk sayfayı kaybetmenin nedeni çoğunlukla terim değil, o terimin dönüşünü bekleyebilecek bir ritmin hiç kurulmamış olmasıdır.