Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Kynikler Okulu

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,710

mavimor

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Yaş
46
KYNİKLER (KELBİLER) OKULU

Sokrat'ın ölümünün hemen ardından öğrencileri bazı okullara ayrıldılar. Bu okullardan birisi olan Kuzey Afrika'daki Kyrene kentinde Aristoppos'un kurduğu Kyrene okuluna kısaca değinmekle yetinmiştik. Bu okulun yanında bir de yine Sokratçı olan Atina'daki Antisthenes'in okulu bulunmaktadır. Bu okula Kyniklef (Kelbiler) Okulu demek alışkanlık olmuştur.

Sokratçıların ilgilendikleri başlıca iki konu vardı: Sokrat'ın öğrencileri öncelikle mutluluğun ne olduğunu ve nerede bulunduğu bilmek istemişlerdi. Hepsinin gözünde hocaları Sokrat bilge ve mutlu bir insan modelidir. Fakat Sokrat'ın kendisinin yaşadığı yaşam biçimiyle ulaştığı bu mutluluğun özelliği nedir?

Sokratçıların birinci ana sorunu budur. Sokrat gerçek mutluluğa erdem yolundan ulaşmıştı. O halde erdem, bir başka deyişle mutluluk gerçek bilgiye dayanır. Bu nedenle mutluluk, gerçekten neyin istenmesi ve neyin istenmemesi ya da gerçekten neden korkulması ve neden korkulmaması gerektiğini bilmektir. İşte Sokratçıları ilgilendiren ikinci konu da bu bilgi sorunudur.

Aristippos ve Antisthenes'in okulları bu iki soruyu hemen hemen aynı yönde cevaplandırırlar: Evreni değil de insanı kendisine konu yapan bilginin gerçek bilgi olduğu görüşü, her iki okul tararından da benimsenmiştir. Her iki okul "kendini bil" varsayımını kendilerine rehber edinmiştir. Her iki okul için de mutluluk, ancak bireyin mutluluğudur. Bir şeye bağlı olmayan, yalnızca kendine dayanan bir insan, gerçek mutluluğa ulaşır.

Her iki okula göre de üstad Sokrat bu ideali kendi kişiliğinde tam anlamıyla gerçekleştirmiştir. Öteki konularda bu iki okul biri ötekinden farklı düşünür. Söz gelişi Aristippos mutluluğun, hazzı elde etmek ve elemden kaçmakta bulunduğuna inanır. Ancak bu sorunun kritik bir yanı vardır: Haz ve elemin sınırları birbirine çok yakındır. Bir haz belli bir derecede hemen eleme dönüşebilir.

O halde sonuçta eleme dönüşmeyen, pişmanlık yaratmayan hazları elde etmeye çalışılmalıdır. Her tutkuyla yaşanmış haz, sonunda eleme dönüşür ve böyle bir haz insanı eninde sonunda tutkuya köle yapar. Bunun içindir ki erdemli bir insanın ulaşmak istediği a-maç, akıllıca yaşama becerisidir.

Sokrat'ın yaşamı, bu ustalıklı yaşam sanatının en canlı örneğidir. Böylece Kyrene okulu Sokrat'ın mutlulukçuluğundan (Eudaimonizm) bir hazcılık (Hedonizm) çıkarmıştır. Kyrene okulunun bu hazcılık anlayışı sonradan Epikür tarafından da benimsenmiştir. Dikkat çekici olan şey, Aristippos'un öğrencilerinin, sonuçta hocalarının ulaşmak istediği amaçtan kuşkuya düşmüş olmalarıdır.

Nitekim Aristippos'un öğrencileri arasında "Hegasias" adlı birisi vardır ki, ona ölümü bile inandırdığı için, "kandıran (kandırıcı)" ismi takılmıştır. Bu Hegasias'ın hareket noktası şudur: Sonunda eleme dönüşmeyecek hiçbir haz yoktur. Mutlu olmak için elemden kaçın, hazza ulaşmaya çalışın. Fakat bunu sağlamaya olanak yoktur. Çünkü yaşam böyle kurulmuştur. Bunun için yapılması gereken tek şey, gerek hazza ve gerekse eleme karşı, mutlak bir duyarsızlık durumuna geçmeye çalışılmaktır.
 

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
31
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Hegesias'ın duyarsızlık sonucu, mavimor'un aktardığı öncüllerden zorunlu olarak çıkmıyor. Argümanı açık hale getireyim: 1) Bazı hazlar belli bir derecede elem doğurabilir. 2) Sonunda eleme dönüşmeyen haz yoktur. 3) Mutluluk, hazzı elde edip elemden kaçmaktır. 4) Bu ikisi olanaksızsa geriye yalnızca duyarsızlık kalır. Sorun, birinci ve ikinci öncülde 'yakınlık' kelimesinin iki farklı iddiayı taşımasında. Birinci öncül yoğunlukla ilgilidir ve yalnızca olasılık bildirir: belli bir eşiğin ötesinde haz eleme dönüşebilir. İkinci öncül ise zamanla ilgilidir ve zorunluluk taşır: her haz, yeterince uzun sürdüğünde eleme dönüşür. Birinciden ikinciye geçmek için her hazzın aşılmaz bir eşiğe sahip olduğunu, yani eşiğin altında kalan bir hazzın bile sonunda bozulacağını göstermek gerekir. Bu gösterilmediği sürece ölçülü haz seçeneği ortadan kalkmaz. Üçüncü adımda da ikinci bir kayma var: bir hazzın süresiz olmaması, onu aramanın anlamsız olduğunu göstermez; yalnızca o hazzın kalıcı olmadığını gösterir. Metnin de belirttiği gibi akıllıca yaşama becerisi tam da hazzın tutkuya dönüşmesini önlemeyi amaçlıyor. Dolayısıyla duyarsızlığa geçmek için ya ikinci öncülün zorunluluğunu daha sağlam gerekçelendirmek ya da ölçülü hazzın neden imkânsız olduğunu ayrıca göstermek gerekir. Bunu yapmadan Hegesias'ın sonucu, öncüllerinden daha güçlü bir iddia olarak kalıyor.
 
Üst