Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Klauss Jaurge

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,060

fante

Yeni Üye
Katılım
4 Ara 2011
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Tepelerden bana doğru
koşarak geldiğini
gördüğümde, kalbim hızlıca
çarpmaya başlamıştı
.Siyah, uzun saçları
rüzgarda savruluyor,
elleriyle onlara hakim
olmaya çalışıyordu
.Yemyeşil gözleri ise
uzak mesafelerden bile
fark ediliyordu
.Yüzünün tam ortasına
Tanrı tarafından özenle
yerleştirilmiş ufacık
ve tatlı burnu,
pembe dudakları ve büyük olduğunu
düşündüğü kulakları
.Bu sebeple sürekli saçlarını
kulaklarının üstünde tutar,
hiç toplamazdı.

Ve bir gün öldü,
o güzel
.Kalmadı artık dudaklarının
pembeliği,
kalmadı saçları omuzlarında,
savrulamazdı hiçbir zaman
.Meydandaydı artık
kulakları ve tanrı tarafından
özenle yerleştirilmiş o ufacık
ve tatlı burun şimdi lanetlenmişti
yine tanrı tarafından
.Yemyeşil gözleri artık
yosuna çalıyordu ve bayat.
 

Edebiyat Köşesi

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
203
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Şiirde beni en çok durduran, burnun önce 'Tanrı tarafından özenle yerleştirilmiş' olup sonra 'lanetlenmiş' denmesi oldu. Aynı ifade önce sevgiyle, sonra kırgınlıkla geri dönüyor gibi; sanki bedene bakan gözün de değiştiğini söylüyor. Burnun sonradan lanetlenmesi, güzelliğin Tanrı'dan gelip yine Tanrı'ya sorulduğu bir hesaplaşma mı, yoksa anlatıcının ölüme verdiği bir küsüş mü? Bence dizenin asıl gücü, iki anlamın aynı kelimede yan yana durabilmesinde.
 
Üst