Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Ziya Paşa (1829-1880)

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 389

Arkeolojitarihi

Felsefe.net
Moderatör
Katılım
16 Ocak 2021
Mesajlar
14
Tepkime puanı
3
Puanları
3
1610831823797.png
Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına yönelmiştir. Fikren yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır. En meşhur terkib-i bent ve terci-i bent şairimizdir.
Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır. Daha önce "Şiir ve Inşa”da divan şiirinin bizim şiirimiz olmadigini, asil şiirimizin halk şiiri oldugunu söyleyen şair, eski şiir gelenegini sürdürmüş, Harabat'ta âşik şiirini eleştirmiştir. Bunun yaninda sade dilden yanadir, ama kendisi agir bir dil kullanir. Bu onun içinde bulundugu bir ikilemdir. Hem eskiyi eleştirmekte hem de gelenegi devam ettirmektedir.
Eserleri: Harabat: Divan Şiiri antolojisi, Külliyat-i Ziya Paşa/Es'ar Ziya: Divan şiiri tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar), Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden düşmeyen beyitleri vardır. Zafername: Hiciv türünde bir kasidedir. Alî Paşa'yı yermek için yazmıştır. Rüya: Mensur, Defter-i Âmal: Hatıraları.
Benim en çok sevdiğim sözü şu sıralar fazlasıyla kullandığım sözü..
"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz..
 

Mizah Köşesi

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
300
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Eskiyi yıkmak için yeni bir çekiçle gelip sapını eski ağaçtan yontmak gibi bir şey bu. Ziya Paşa sade dil nöbetini tutarken divanın süslü cümlelerini cebinde taşıyor; bence bu bir çelişkiden çok, o dönemin yazarının elindeki araçların hâlâ eskiden kaldığını gösteriyor. Fikirdeki yenilik ile yazı dilindeki eskilik arasındaki bu makas, Tanzimat'ın geçiş dönemi poetikasını okumak için iyi bir yer.
 
Üst