kendimizce/aforizmalar

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,546
Tepkime puanı
181
Puanları
63
Yaş
57
evren sonsuz olduğuna göre ve mutlak olmadığına göre bilgi de sınırsız olacak ve hiç bir zaman tümünün bilinmesi söz konusu olmayacaktır. bu durum bilgi ve inancın örtüşmesini gerektirmemektedir. bilmediklerimizin devasa çokluğu bildiklerimizi gölgeleyemez ve onu inanç düzetine indirgeyemez.
 

Muad'dib

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2018
Mesajlar
6
Tepkime puanı
3
Puanları
3
"İnanç düzeyine indirgeyemez" Talihsiz bir cümle olmalı, çünkü inanç, bilgiye muhtaçtır bilgi de inanca muhtaçtır. Kuru kuruya ben inandım hali bilgi eksikliğindan dolayı dalgalı bir ruh ve akla sebep olur. Inancı olmayan insanın da bilgiye ulaşma ihtimali azdır. Çünkü kolayca vazgeçebilir.

Ve bilgiden emin olma hastalığı değil midir zaten insanları birbirine düşüren ya da dayatmaya vesile olan. Peki, karşıt iki bilincin elde ettiği bilgilerden hangisi gerçek, ne ya da neler karar veriyor buna? Kanıtlar mı? Hangi bilgi ile elde edilen kanıtlar peki bunlar? Ya da kanıtların kabul görmemesi, bilgiyi değersiz mi kılıyor? Bilgi sahipleri de kanıtları görmezden gelmiyor mu? Onların bilgilerine olan inançları tam olmuş olmuyor mu?
 
Son düzenleme:

NuriKara

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
518
Tepkime puanı
98
Puanları
28
Şu ana kadar bildiğimiz ve doğru bellediğimiz her şey, mevcut ve her şeyi kapsayan bilgide bir zerreden fazlası değildir. Geriye kalan okyanus içindeki herhangi bir kap suya göre bizim bilgimiz inançtan öte değildir. O kap içindeki bilginin bile herhangi bir zerresi bizim bilgi dediklerimizi bir kenara atabilir. Bu durumda bizim bilmek zannettiğimiz hal, aslında bildiğimize inanmaktır. Cümlenin başındaki "her şeyi bilmeden" ön koşulu buna atıftır.
Yine de burada ince bir şey var. Neden inanacağımızı belirlerken, farklı sebeplere başvurabiliriz.

Ek olarak diğer bir incelik ise inandıklarının arasında çelişki olmamalıdır.

Bilgiden emin olamasak da çelişkilerden uzak ve de güzel sebeplerle edineceğimiz inançlara sarılmalıyız.
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,546
Tepkime puanı
181
Puanları
63
Yaş
57
bir şeyi gerçekleştirebileceğine dair bir inanç/ısrarlı irade, bilinmeyene duyulan inanç ile aynı değildir; bilmenin gücü inancın gücünden bana göre daha fazla olduğundan "indirgenemz" dedim; elbette katılmayabilir ve tam tersini düşünebilirsiniz, saygı duyarım; lakin sizin eleştirilerinizi dikkate alarak kendi doğrularımı açıklamaktan da sakınmam. örneğin iki hidrojen atomuyla bir oksijen atomunun tepkimesinden bir damla su tanecğininin oluşacağına dair bilgi inancı gerektirmeyecek kadar açıktır, bir adım daha ileri gidelim, mesela bir arkadaşınız size bir yerlerde olduğunu söylüyor ve siz onun gerçekte nerede olduğunu bilmiyorsunuz, inanabilirsiniz ancak buradaki inanç bilgi düzeyinde bir kesinliği içermez, yüzde bir de olsa içinde barındırdığı şüphe bilgiye yenik düşecektir...
 

Muad'dib

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2018
Mesajlar
6
Tepkime puanı
3
Puanları
3
lakin sizin eleştirilerinizi dikkate alarak kendi doğrularımı açıklamaktan da sakınmam
Tabi ki, açıklamamanız bana kötülük olur zaten.

Su örneğine şu şekilde de bakabiliriz. Elementlerin varlığının farkına varılmadan önce suyu bütün zanneden kişi ile hidrojen ve oksijeni bilen kişi, ondan sonra nötron protonların farkındaki, ondan sonra kuarklar vs. daha altlara gidince ne ile karşılaşılabileceği ve bu karşılaşılacak olanın yukarda neyi değiştireceği konusunda bilgi sahibi miyiz?
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,546
Tepkime puanı
181
Puanları
63
Yaş
57
kuantum fiziği olasılıklardan söz eder, bu durum çoklu gerçeğin aynı anda var olabileceğini gösterir, fotonun dalga ve parçacık özelliğini aynı anda gerçekleştirmesi bunun kanıtıdır ve gözlemlenerek atom-altı parçacık düzeyinde mikro dünyanın keşfi makro dünyanın keşfi ile örtüşmek eğilimindedir. bilim adımlarla ilerler, ne ile karşılaşacağı ihtimalini değerlendirse de bunu önemsemez, karşılaşacağı günü bekler ve filozofun dediği gibi "her çözüm ancak sorun ortaya çıktığında güncelleşir" o gün karşılaştığı ile ilgilenmeye başlar ve bu böyle devam eder gider...
 

Nejdet Evren

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,546
Tepkime puanı
181
Puanları
63
Yaş
57
Öfke, nefret, kin, düşmanlık ve sevgi, hoşgörü, barışık olma olguları bir diğerinden özde çok farklı olsalar da hepsi aynı ağacın ortak gövdesinden beslenen dallar gibi özne ile özdeşleşirler.