Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Janizm (Caynacılık)

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 4,343

fides

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,694
Tepkime puanı
5
Puanları
38
uma%20and%20budha.jpg




Hindistan 'da yaklaşık M.Ö.4 yüzyılda ortaya çıkan dini akımlardan biridir. Hindistan 'da ki dört büyük dinden biridir. Kurucusu Mahavira (M.Ö.599 - 527 ) Benares ' te doğmuş, otuz yaşına gelince evini, karısını, ve çocuğunu terk ederek rahiplik elbisesini giymiş ve kendini dünyadan soyutlamıştır. Caynizm daha çok asiller ve halk arasında yayılmıştır. Mahavira 72 yaşında Bihar ' da ölünceye kadar doktrinini vaaz yöntemiyle yaymış ve Mahavira ' nın Nirvana ' ya kavuşması Caynist takvimin başlangıcı sayılmıştır.

Caynacılık Hindistan'ın Kasi ve Kosola ' ya kadar yayılım gösterdikten sonra M.Ö.2 yüzyılda batı ve güneye yayılmaya başlamıştır. Caynacılığın ortaya çıkışından başlayan görülen bölünmeler MS.80 'de iki ayrı grubun doğmasıyla sonuçlandı. Bunlar Şvetambaralar (Beyaz Giyinenler) veDigambaralar (Göğü Giyinenler-Çıplaklar-) Digambaralar kadının kurtuluşunun imkansızlığına inanıyorlardı.MS.9 yüzyılda Rastrakütalar en parlak dönemlerini yaşadılar. Batıda Şvetambara Caynacılığı yaygınlaştı. Özellikle 10-11. Yüzyıllarda büyük Cayna tapınakları Gucerat ve Racastan ' da yapılmaya başlandı. 12 yüzyılda Cayna Dini 'ni kabul eden Hükümdar Kumarapala Gucerat 'ı örnek bir Cayna devleti yaptı.


İnançlar ve Ahlâk Anlayışı


Mahavira ile Buda aynı çağda aynı memlekette yaşamışlar, benzeri inanç ve öğretileri yaymışlardır. Mahavira tanrı fikri üzerinde durmamakla beraber bazı Caynistler Tanrı 'nın varlığına inanırlar. Tapınaklarında tanrı heykelleri vardır.

Caynacılığın amacı insanı varoluştan gelen acılardan ve karma 'ya bağlı yeniden doğuştan kurtarmaktır. Caynacılıkta iki kategori ayırt eder ;

-Canlı Öz (Civa)
-Canlı olmayan Öz (Aciva)

Bunların arasında temel fark bilinçtir.Temel ilkeyse Ahimsa 'dır. Yani bütün canlılara karşı şiddetten kaçınmaktır. Mantıksal planda Anekantava da ( gerçeğin görünümlerinin çeşitliği) benimsenmiştir. Buna göre bütün mutlak olumlular olanak dışıdır.

Cayna ahlakı üç temel ilkeye dayanır. Bunlar ; Bu Konu İle İlgili Ne Yapmak İstiyorsunuz ?

-Doğru görüş
-Doğru bilgi
-Doğru davranış. Laiklerin yaşamı daha sonraki sıkı çileci yaşama geçiş için bir
hazırlık olarak düşünülmüştür.

Caynaların başlıca ahlaki prensipleri öldürmemek, yalan söylememek,hiçbir şekilde çalmamak,olabildiğince cinsel ilişkiden uzak kalmak şeklinde özetlenebilir. Dürüst ve sade bir hayat sürmeği prensip edinen, Janistler içki içmezler.

Janistler,ancak kendi dinlerine uyanların ölümsüzlüğüne inanırlar. Onlara göre evren ebedidir,yaratılmamıştır. Cennet ve cehennem vardır. Ayinleri rahip ve rahibeler idare eder. Gösterişli mabetleri vardır. ibadet esnasında Tirtankaralar 'la ilgili ilahiler söyler bazen Hindu tanrılarına tövbe ve ibadet ederler.

Bihar ve Maysor (Şreveno-Belgda Bahubali 'nin 10. Yüzyıldan kalma 20 metre büyüklüğündeki heykelinin bulunduğu yer) ' a gidip Hacı olurlar.

Kitaplar

5.yüzyılda büyük bir meclis; Şvetambaraları Valabhi ' de toplayarak bir araya getirdi. Burada kutsal metinler bir daha değiştirilmemek üzere bir araya getirilerek yazılmak suretiyle Janizm 'in kutsal kitabı “Agamalar “ meydana gelmiştir.

Günümüzde Janizm

Caynalar "ahimsa" ilkesine dayanarak zanaatla ilgilenmediklerinden çoğu tüccar ve zengindir. Bütün insanların çeşitliliğine inanan Caynalar Budistlerin tersine herkesle yemek yerler. Hindularınki kadar katı olmayan mesleklere bağlı bir kast sistemini benimsemişlerdir. Günümüz de sayısı yaklaşık 4.000.000 olan Janizm taraftarlarının, büyük çoğunluğu Hindistan 'da yaşamasına karşılık Avrupadan Amerikaya hatta Avustralya'ya kadar Janist topluluklara ve ibadet yerlerine rastlamak mümkündür.

250px-Palitana.jpg
 

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
224
Tepkime puanı
0
Puanları
0
fides'in aktardığı açılış metninde geçen “bütün mutlak olumlular olanak dışıdır” cümlesi bana takılıyor. Bu cümle kendisi de bir mutlak olumlu değil mi? Anekantavada bütün yargıları bir bakış açısına indirgiyorsa, bu yargının da bir istisna olduğunu nasıl söyleyeceğiz?

Syadvada’nın cevabı, bildiğim kadarıyla, her önermenin ‘bir bakıma’ doğru olabileceği yönünde. ‘Ruh bir bakıma var, bir bakıma yok’ dediğimizde çelişki olmaz, çünkü farklı yönler söz konusudur. Peki bu ‘bir bakıma’ ekini bir iddiayı gerçekten koşullandıran bir kayıt olarak mı, yoksa her iddiayı hiçbir şey söylemeyecek kadar yumuşatan bir sigorta olarak mı okumalıyız? Samantabhadra’nın Aptamimamsa’sında bu gerilim ciddi biçimde tartışılır, ama ‘hangi açıdan’ sorusunun cevabı orada da açık kalıyor gibi.

Ahimsa’ya dönersek: ‘Hiçbir canlıya zarar vermeyeceksin’ bir bakıma mı geçerli, yoksa mutlak mı? Mutlaksa, öğretinin kendi epistemolojisini aşan bir yükümlülük koymuş olur. Görelice ise, ahlaki buyruğun neden bu kadar kesin konuşabildiğini açıklamak gerekir.

Bir öğretiyi aynı anda hem mutlak bir yükümlülük hem de görece bir görüş olarak taşıyabilir miyiz? Ve bu iki kullanım arasındaki sınırı kimin, hangi ölçütle çizeceğini düşünüyorsunuz?
 

Yeni Konular

Üst