Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Hermann Ebbinghaus:

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 6

Toplam: 1,949

eski

Yeni Üye
Katılım
5 Ağu 2008
Mesajlar
107
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Ebbinghaus, 1850'de Almanya'nın Barmen kentinde doğdu. 17 yaşında felsefeye ilgisini geliştireceği Bonn üniversitesine girdi. 1870'te eğitimine istemeyerek ara verdi. Fransa-Prusya savaşında Prusya ordusuna kaydedilmişti. Bir yıl sonra eğitimine devam etti ve 1873'de diplomasını aldı.

Ebbinghaus, eğitimi sırasında bilinçdışı üstüne bir tez hazırladı. Gustav Fachner'in, deneysel yöntemi duyumlar ve algılarla ilgili çalışmalara uyarladığı öncü yapıtlarından etkilenip, aynı yöntemi bellek araştırmalarına uygulayarak, yüksek zihinsel süreçlerin deneysel çalışmalara konu olabileceğini gösteren ilk bilim adamı oldu.

Anlamın bellek üstündeki etkisinin önemsizliğini göstermek için telaffuz edebilen, ama gerçek bir sözcük olmayan ünsüz-ünlü-ünsüz üçlüsünden oluşan anlamsız heceler (zat, wob, fij) buldu. Kendisini denek olarak kullandığı dikkatli ve eksiksiz deneylerinin sonuçlarını Über das Gedachtnis (Bellek Üstüne 1885) adlı kitabında açıkladı.

"Unutma Eğrisi"ni bulup, öğrenilenlerin toplamının, öğrenme zamanıyla doğru orantılı olduğunu gösterdi. 1897'de ışığın ve renklerin algılanışıyla ilgili kuramını açıkladı ve zekâ ölçümüyle ilgili yeni bir yöntem tanıttı.

Hermann Ebbinghaus, 1909'da Halle şehrinde hayata gözlerini yumdu.

Hermann Ebbinghaus ve Psikoloji

Ebbinghaus, kendi başına çalışan ve pek tanınmayan bir psikolog olarak zihinsel süreçler üzerinde önemli çalışmalar yapmıştır. Ebbinghaus ayrıca öğrenme ve hafıza konularını deneysel olarak inceleyen ilk psikolog olmuştur.
 

Psikoloji Notu

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
39
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Metni okurken aklıma takılan şey, Ebbinghaus'un zat, wob, fij gibi anlamsız heceleri neden seçtiği oldu. Amaç anlamın araya girmesini engellemekti, böylece belleğin ham hâli ölçülebiliyordu. Ama gündelik hayatta neredeyse hiçbir şeyi anlamsız olarak ezberlemeyiz. Bir telefon numarasını ya da sevdiğimiz bir şiiri hatırlarken hep anlamın bize yardım ettiğini fark ederiz. Bu yüzden yöntemin kesinliği, ölçtüğümüzün yaşadığımız bellekten ne kadar uzak olduğunu da gösteriyor bence. Ölçülebilirlik ile gerçekçilik arasındaki bu açık, yöntemin hem değerini hem sınırını birlikte görmemizi sağlıyor.
 
Üst