Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Hayatın gerçekliği üzerine bir fikir...

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,761

yekpare

Yeni Üye
Katılım
6 Tem 2010
Mesajlar
8
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
33
Hayatın gerçek olduğunu, gördüğümüz, hissettiğimiz şeylerin tamamen gerçek olduğunu nereden bilebiliriz? En nihayetinde çok gelişmiş bir teknolojiyle ya da başka bir şekilde, bir beyine - vücud ile beraber ya da tek başına - yaşanabilen şeyler aktarılabilir. Hatta yaşanamayan şeyler bile aktarılabilir. Belki de şu an gerçek olduğunu zannettiğimiz şeylerden çok farklı bir gerçek vardır aslında. Belki madde olmadan olabilen şeyler vardır. Nasıl bilemiyorum ama neden olmasın? Bilmiyoruz, yapamıyoruz, anlayamıyoruz diye neden madde harici varlık olmasın? Belki de bu varlık formlarıyızdır gerçekte yine bir şekilde bu dünyayı gerçek düşündürülüyoruzdur. Ya da sadece düşüncelerizdir bi kabı olmayan. Yine bize bunları hissettirebilen, yaşadığımız yalanına inandırabilen güçler vardır. Gülüyorum bazen bu dünya falan yalan yani, gerçek değil. Canlılar, cansızlar, zaman gerçek değil. Herhangi bir şeye üzülmek ya da çok sevinmek mantıksız oluyor. Her şey geçici. (gerçi bu gerçek olsaydı da böyle) Gerçi bu düşünüş insana yaşarken güç veriyor. Daha rahat olabiliyoruz bazı şeylerde. Belki de bu yüzden böyle düşünmeye yakınımdır. Ama ne olursa olsun umarım bir mantık hatası bulunmaz düşüncemde. Böyle düşünmek güzel.
 

NEORACK

Yeni Üye
Katılım
13 Eyl 2010
Mesajlar
31
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
yekpare kardeş

Gerçek dediğin beynindeki bir anlama tekabul eden bir kavram. Burada olman ve etrafındaki olanlar bizzat senin gerçekliğin. Gerçek dediğimiz kavramda zaten bundan öteye gidemez ! Senin bir bedenin ve ruhun var. Bunlar senin gerçekliğindir. Gerçeklik kavramının yaratıcısı Yüce Allah'tır. Deriz ki o herşeyden yani zamandan ve mekandan münezzehtir !!!!! Sanırım benim bu yazımdan sonra Allah'a bir adım daha yaklaşmış olacaksın !!
 

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
157
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yekpare'nin iddiasını en güçlü hâliyle kurayım: bir beyne yaşatılan deneyim, arkasında bir dünya olup olmadığından bağımsız olarak hissettirdiği kadar gerçekse, içeriden bakarak hangi durumda olduğumuzu bilemeyiz.

Putnam'ın kazandaki beyin örneği burada işe yarıyor. Bir beyin sıvı içinde yüzüyor, bilgisayar ona kahve kokusu ve yağmur sesi veriyor. Bu beyin 'kahve' dediğinde neye gönderme yapıyor? Putnam'a göre kahveye değil, kendisini besleyen sinyallere. Dolayısıyla 'ben bir kazandaki beyinim' cümlesi, sözcüklerin dış dünyayla temas ettiğini varsaydığı için kendi kendini çürütüyor.

Bu bana bir ayrım gibi geliyor: sanal ile gerçek arasındaki fark bir dünya farkı mı, yoksa dilin neye dayandığı farkı mı? Sanal bir dünyada 'gerçek' sözcüğü tutarlı biçimde kullanılabiliyorsa, bu tutarlılık bir ölçüt olabilir mi, yoksa yalnızca bizim kurduğumuz bir düzen mi?

Son olarak 'her şey geçici, o hâlde üzülmek mantıksız' çıkarımına bakalım. Bir kaybın acısı, o kaybın gerçek olduğu iddiasına mı dayanır, yoksa sevilen şeye mi yönelir?
 
Üst