Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Felsefe mutluluk verebilir mi?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,023

BayNietzsche

Yeni Üye
Katılım
3 Kas 2020
Mesajlar
5
Tepkime puanı
1
Puanları
3
Felsefe dediğimiz rasyonel bir etkinlik. Bu yüzden mutluluk getirmiyor gibi pek. Mutlu olandır vardır illa, ama ben olamıyorum.
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Başka bir başlığınızda da mutluluk ve felsefe arasıda bağ kurmaya çalışmışsınız, ben anlamadım bu bağı, ben mutluluğu aşkta,arkadaşlarımda birlikte bir şeyler yapmakta, sevdiğim birine yardımcı olabilmekte,kendi çapımda bir başarıda veya hayal ettiğim bir şeyi elde etmekte falan buldum hep. felsefede nasıl mutluluk yada mutsuzluk buluyorsunuz?
 

BayNietzsche

Yeni Üye
Katılım
3 Kas 2020
Mesajlar
5
Tepkime puanı
1
Puanları
3
Mutluluğun ya da mutsuzluğun felsefesi. Pesimizm ve optimizm de bir felsefe. Schopenhauer mesela... Umutsuz ve depresyona sürükleyen bir felsefesi var.
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
Mutluluğun ya da mutsuzluğun felsefesi. Pesimizm ve optimizm de bir felsefe. Schopenhauer mesela... Umutsuz ve depresyona sürükleyen bir felsefesi var.

o adamın tipinde meymenet yok ki zaten🙂

iyi hoşta bu adamlarında hepsi insan sonuçta hayat şartları,mizaç ve duygularıda illaki felsefelerine yansıyacak. bir filozofu yada düşünce akımını hayatının merkezine niye alacaksın, kendi aklını ve duygularını koy merkeze, bir yerden sonra bizene onlardan..
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Sanırım Stoacılar ya da ilk dönem felsefecileri/filozofları olarak aktarılanlar mutluluk kavramı üzerinde durdular hatta Katarsis, Epokhe ve Ataraksiya gibi kavramlar geliştirdiler.
Bugün insanın kronik çaresizliğine/çözümsüzlüğüne getirilen bir önermenin de; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yani bilgisel/bilişsel davranışsal/tutumsal yapılandırmasını bilişselci yeniden ele alma ve yeniden yapılandırma hatta bunun için varsa uzman yardımı alma olduğunu biliyoruz
 

Gustav Jung

Yeni Üye
Katılım
16 Şub 2021
Mesajlar
3
Tepkime puanı
3
Puanları
3
Buda öğretisinden faydalanır ve acının varlığını kabullenirseniz çok şey değişir.
Ayrıca mutlak mutluluk olmadığını iyice kavrayın. Mutluluk geçicidir ve mutsuzluk ile var olabilir. Genel bir mutluluktan söz edebilirsiniz ancak mutlak mutluluktan asla.
 

ÜstünKişi

Yeni Üye
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
744
Tepkime puanı
114
Puanları
43
Şeyleri düşünürken gelen "farkında olma hissi" beni hoşnut ediyor fakat buna mutluluk diyemem. Mutluluğu daha çok sevdiğim bir yemeği yediğimde oluşan his olarak tanımlıyorum.

Bunun dışında kişinin felsefeye bakış açısının bu konuda başlıca etken olduğunu düşünüyorum; ben felsefeye farkında olmak amacıyla başladığım için amacımda mutluluğu gözetmiyorum, ancak felsefeye mutluluğu bulmak amacıyla başlayan birisi muhtemelen felsefe aracılığıyla mutluluğa ulaşabilir.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Sorgulamak, farklı bakış açıları yakalamak, dünyaya farklı gözlerle bakabilmek bir bakıma insanı mutlu ederken diğer taraftan başkaları tarafından anlaşılamamak da biraz mutsuz ediyor ancak sonuçta mutluluktan ziyade, farkındalık yarattığı için en azından bilinçli bir hayat yaşama imkanı tanıyor diye düşünüyorum.
 

kavgala

Yeni Üye
Katılım
11 Ocak 2022
Mesajlar
7
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Mutluluk verir mi bilmem ama kafayı meşgul etmek açısından fayda sağlar. Günlük hayatın stresinden uzaklaşabilirsin. Sürekli günlük hayattaki sorunları düşünmek seni boğar. Entelektüel analizler yapmak lazım bazen.
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
Felsefe mutluluk verebilir mi?
Bilgi mutluluk verebilir mi? gibi soru-n-lar ne yazık ki subjektif
Bilgi ile, öğrenme ile (bunun dışında objektivite ile) çıkar uğrana ilgilenme (ya da işe baştan bir yatırım edasıyla ve bir beklentiyle girişme) gibi bir sorunu/varsayımı işaretliyor.
Özelde felsefe ve bilgi uğraşını bir dağcının dağcılık tutkusu ya da uğraşı gibi ele alalım.
Bilgi bir noktadan sona birey için gereklilik olur. Bilgi bir yerde kişi için çişi gelmek, acıktığında yiyesi gelmek gibi doğal bir ihtiyaç olur ya da gelişimin/edimin parçası olur ve bu doğal olur.
Dağcılık örneğinden gittik. Herkes dağcı olmak istemeyecektir. Herkes bilmek istemez bu basittir.

Bir dağcı için 3-5 temel zirve olduğunu varsayalım. Evereste tırmanma mutluluk verebilir ancak evereste tırmanabilecek y-etkinliğe ulaşma serüveni ve sürecinin bir mutluluk yolu olacağı (kolay olacağı) varsayılmamalı ve evet evereste tırmanırken düşme, donma, çığ altında kalma, bir yamaçtan yuvarlanma tehlikeleri vardır ve sonuç olaraksa tırmanışın tamamlanmasının üreteceği doygunluk tamamen kişisel.

Yani böyle bir soru kişinin beklenti, amaç ve hedeflerini işaretler ve ona ulaşma durumunda vereceği tepkiyi kestiremeyiz.

Objektivite size subjektif bir çıkar sağlamaz aksine sağlamayacağı gibi sizi subjektif çelişiklerden arındıracağı için başladığınız yeri bulamayabilirsiniz. Yani mutluluk arayışı ya da sizi mutluluk arayışına götüren mutsuzluk çelişkisi gibi aidiyetler ..
 
Son düzenleme:

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
114
Tepkime puanı
0
Puanları
0
BayNietzsche'nin iddiasını en güçlü hâliyle kurayım: felsefe akıl yürütmeye dayanan bir uğraş olduğu için sevgiyi, yakınlığı ve sıcaklığı besleyen şeylerden uzak kalır, dolayısıyla mutluluk getirmez. Peki satranç da rasyonel bir etkinlik değil mi? Hamle hesaplamak, varyantları tartmak, kendi hatasını görmek. Satranç oynayan birinin sık sık mutlu olduğunu da görüyoruz, belki tam da bu yüzden. Asıl sormak istediğim şu: mutluluk derken neyi kastediyoruz? ÜstünKişi'nin tarifi sevdiği bir yemeğin tadına denk düşüyor. ls2 ise sevdiği insanlarla kurduğu bağlarda ve birlikte yapılan işlerde buluyor. Bunlar aynı kelimenin farklı yüzleri mi, yoksa başka şeyler mi? Anlık bir hazzın yoğunluğu ile bir ömrün anlamlı bulunması aynı ölçüyle tartılabilir mi? Mutluluk bir his ise felsefenin o hisle ilişkisi zayıf görünür. Ama mutluluk bir yaşam biçimi ya da bir denge anlamına geliyorsa, felsefenin o dengeye hiç dokunmadığını baştan kabul etmek gerekir mi? Sizce bu tartışmada mutluluktan kastedilen hangisi?
 

Yeni Konular

Üst