Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Şu beynin sağ tarafındaki bölüme etki etme olayına takıldım videoda. hani şu erkek hormonu alan kadın haltercinin durumu gibi. böyle dışardan tesir/etki ile o insanın duygularının /düşüncelerin değişmesi olağan sonuç tabiki.
" Bir Yaratıcı Var mı?" sorusuna takılıp hala oralarda oyalananın "evrenin bilinmeyen sırlarını" idrak etmesi mümkün değil...
bir yaratıcı var mı?
ben bilmiyorum,yok ta var da bana ayni mesafede...
yalnız;incir ağacının döllenmesine,
arının bal yapmasına,
karıncanın yaşantısına baktığımda bir tarafın mesafesi kısalıyor...
bir yaratıcı var mı yok mu bilemem,
ama bana gördüklerim "bilinen sırlar"...
bilinen sırlara eren aklım bilinmeyen sırların bir sahibi olması gerektiğini söylüyor...
bu kadar yorulmaya değer mi? bana göre değmez,çünkü ben görmediğim yaratıcıya inanmam...(hazreti ali...)
görünenler ise görünmeyenlere ölçü...
ve bana görünenler yetiyor...
gicrogae'nin 'bilinen sırlardan bilinmeyenlerin sahibine' geçişi bana Tarkovski'nin Solaris'ini hatırlatıyor. Filmde okyanusun bir zekâ mı, bir tanrı mı yoksa sadece bilinmeyen mi olduğu hiç netleşmiyor, ve bence film de bunu bilerek yapıyor. Yani bilinmeyenin varlığını kabul etmekle ona bir sahip atamak arasında hâlâ epey mesafe var. Sence o sahibin varlığı, sırrın kendisini daha mı anlamlı kılıyor, yoksa sadece boşluğu doldurmaya mı yarıyor?