- 21 Eki 2026
- 79
- 0
- 0
Bir araç önümüze hiç işaret vermeden girdiğinde kalbimiz bizden önce hızlanır, elimiz direksiyona bizden önce gider. Seneca, Öfke Üzerine'de bu ilk hareketlerin ne kadar bilge olursa olsun insanın üzerine gelen kısa sarsıntılar olduğunu ve irade dışında kaldığını kabul eder. Ama onun asıl üzerinde durduğu, sarsıntıdan sonra gelen onaydır. Birisi bize kaba bir söz söylediğinde, bunun gerçekten bir haksızlık olup olmadığına karar verip vermediğimiz sarsıntının kendisi değil, o yargıya katılmamızdır.
Bu yüzden tepkimizi denetleyemediğimiz anda bile seçtiğimiz bir şey vardır diyorum. Seçim çok kısa bir aralıkta olur ve büyük bir erdem istemez. Yalnızca olayın üzerine eklediğimiz yargıyı fark etmemizi gerektirir: bu bana yapılmış bir kötülük mü, yoksa yalnızca hoşuma gitmeyen bir durum mu? Bu ayrımı her seferinde yapamayız, ama tekrarla kurulan alışkanlık bu aralığı genişletebilir ya da daraltabilir.
Karşı görüş de ciddiye alınmayı hak ediyor. Refleksin ve mizacın onayı da çoktan belirlediğini söyleyenler haklı bir noktaya değiniyor. Ama alışkanlık da birikmiş seçimlerden oluşur; hangi yargıları tekrar ettiğimiz üzerinde çalışabiliyorsak, sarsıntının bize ne kadar hükmedeceğini de değiştirebiliriz.
Sorumluluk bu yüzden öfkenin en yüksek anında değil, hemen ardındaki kısa boşlukta başlar. Ne söyleyeceğimize karar vermeden önce olayı kendi iddiamızla değil, olduğu gibi tarif etmek bu boşluğu kullanmanın en sade yoludur.
Bu yüzden tepkimizi denetleyemediğimiz anda bile seçtiğimiz bir şey vardır diyorum. Seçim çok kısa bir aralıkta olur ve büyük bir erdem istemez. Yalnızca olayın üzerine eklediğimiz yargıyı fark etmemizi gerektirir: bu bana yapılmış bir kötülük mü, yoksa yalnızca hoşuma gitmeyen bir durum mu? Bu ayrımı her seferinde yapamayız, ama tekrarla kurulan alışkanlık bu aralığı genişletebilir ya da daraltabilir.
Karşı görüş de ciddiye alınmayı hak ediyor. Refleksin ve mizacın onayı da çoktan belirlediğini söyleyenler haklı bir noktaya değiniyor. Ama alışkanlık da birikmiş seçimlerden oluşur; hangi yargıları tekrar ettiğimiz üzerinde çalışabiliyorsak, sarsıntının bize ne kadar hükmedeceğini de değiştirebiliriz.
Sorumluluk bu yüzden öfkenin en yüksek anında değil, hemen ardındaki kısa boşlukta başlar. Ne söyleyeceğimize karar vermeden önce olayı kendi iddiamızla değil, olduğu gibi tarif etmek bu boşluğu kullanmanın en sade yoludur.