Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Benim Yetkim - Max Stirner

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,950
F

faust

Ziyaretçi
Max Stirner / BENİM YETKİM
Almanca aslından çeviren: H. İbrahim Türkdoğan

Hak toplumun tinidir. Toplumun bir iradesi varsa, işte bu irade haktır: Toplumun varlığı sadece hakka dayanır. Toplum sadece bireyler üzerine tahakküm kurmakla var olabildiği için, hak onun hükmeden iradesidir. Aristo adaletin toplumun yararına olduğunu söyler.
Var olan her hak yabancı haktır, bana “verilen” ve “hisseme düşendir”. Tüm dünya bana hak verseydi, haklı mı olurdum? Devlet ya da toplum tarafından eldeettiğim bir hak yabancı bir hakkın aynısı değil midir? Bir aptalın bana hak vermesi üzerine, kendi hakkıından şüphelenirim; onun hak vermesini beğenmiyorum. Bir bilgenin de bana hak vermesiyle haklı olmam. Benim haklı olup olmadığım aptalın ve bilgenin hak vermesinden tamamen bağımsızdır.

Bununla birlikte şimdiye kadar bu hakkı elde etmeye çalıştık. Hak arıyor ve bu amaçla da bir mahkemeye baş vuruyoruz. Hangi mahkemeye? Kralın, papazın ya da halk mahkemesine vb. Bir sultan mahkemesi, sultanın hak olarak belirlediği bir haktan başka hak verebilir mi? Sultanın bana verdiği hakka uygun olmayan bir hak ararsam, sultan mahkemesi bana hak verir mi? Örneğin, sultana göre hak olmayan ağır ihaneti bana hak olarak tanıyabilir mi? Benim hakkımı umursamayan o, bir sansür kurulu olarak, düşünce özgürlüğü hakkını bana verebilir mi? Ne arıyorum öyleyse ben bu mahkemede? Ben benim hakkım olanı değil, sultansal hak, yabancı hak arıyorum. Yabancı hak benim hakkımla uyum sağladığı sürece şüphesiz benim de hakkımdır.

Devlet tek tek insanların birbirleriyle kavga etmelerine izin vermiyor; düelloya karşı çıkıyor. Kavga edenlerin polisi çağırmamalarına rağmen polis cezalandırıyor; bu durum bir Ben ile bir Sen arasındaki kavga olarak kabul görmüyor. Aile reisinin çocuğunu dövmesine benzetiliyor. Aile hak sahibidir ve aile adına da baba, ben biricik olarak bu hakka sahip değilim.

Vossische Zeitung “hukuk devletini“ bize takdim ediyor. Hukuk devletinde her şeyin kararı bir yargıç ve bir mahkemenin elinde olması gerekiyor. Bu gazeteye göre, üst-sansür-kurulu “hakkın olduğu“ bir “mahkemedir”. Nasıl bir hak? Sansür hakkı. Sözkonusu mahkemenin yargısını haklı bulmak için, sansürü haklı bulmak gerekiyor. Aynı zamanda ama bu mahkemenin bir koruma sunduğu söyleniyor. Evet, tek bir sansürcünün yanılgısına karşı koruma: Bu mahkeme, isteminin yanlış yorumlanmasına karşı sadece sansür yasama kurulunu koruyor, yazanlara karşı ama kendi yasasını “hakkın kutsal yetkisiyle” daha da pekiştiriyor.

Haklı ya da haksız olduğumu yargılayan benim, benden başka bir yargıç yoktur. Başkaları sadece, benim hakkımı onaylayıp onaylamadıklarını ve bunun onlarca da haklı olup olmadığını yargılayabilirler.


Kaynak: Max Stirner: Benim Yetkim. Liberter Yayınları Köln, 1988, 70 Sayfa.
"Benim Yetkim" (Meine Macht) Stirner'in Der Einzige und sein Eigentum (Biricik ve Mülkiyeti) adlı kitabından kısa bir bölümdür.
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
147
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Apartmanın ortak koridorunda bir komşunun bisikletini bulduğumuzda önce elimizde olanı sorarız: bisiklet bize ait değil, ama bu konudaki yargımız bize ait. Stirner'in metni tam bu ayrımdan yola çıkıyor. Bana bağlı olan, onayımı nasıl verdiğim; bana bağlı olmayan, başkalarının onayını verip vermemesi. Yine de yargının bana ait olması, o yargının doğru olduğunu göstermez. Onay bizim elimizdedir, ama onayın kendi kendini doğrulaması mümkün değildir. İlk görünüşe kapılıp bir şeyi hak saymak, yargıyı benim kılmaz; yalnızca benim yaptığım bir hata olur.

Burada Stirner'in savı yetersiz kalıyor. Hakkın kaynağı yalnızca yargı ise, sultanın da bir yargısı vardır ve ikisini ayıracak ölçüt kalmaz. Stoacılar bu ölçütü doğa yasasında aradılar: hukuk, herkesin paylaştığı akla uygun düşen doğru bir düzendir. Cicero'nun De Legibus'unda bu görüş anlatılır; hukuk doğaya uygun doğru akıldır ve bu yüzden ne sultanın keyfine ne de tek bir bireyin kanaatine bağlı değildir. Bu görüşe göre hak bize verilmez, ama bize ortak olan akıl yoluyla açılır.

Stirner'in yabancı hak dediği şeyi bu görüş tamamen reddetmez; yalnızca ona farklı bir yer verir. Uyum sağlayan yabancı hak bana ait sayılabilir, fakat bunun nedeni onu benim onaylamam değil, onun aklın ortak ölçüsüne uymasıdır. Bizim elimizde olan, kendi yargımızı bu ölçüye karşı sınamaya açık tutmaktır.
 
Üst