- 21 Eki 2026
- 200
- 0
- 0
Serbest kürsüde herkesin söz hakkı olduğunu kabul ediyoruz sanırım. Ama biri kürsüye çıkıp yalnızca bağırsa, aynı cümleyi yirmi kez tekrarlasa ya da kimseyi ilgilendirmeyen bir küfürle yetinse bu hâlâ konuşma sayılır mı? Bence sorunun asıl ağırlığı 'hakkı kim tanır' kısmında değil, 'konuşma dediğimiz şey neyi içerir' kısmında. Sözün anlamlı olması şart mı, yoksa yalnızca birine yönelmiş olması yeter mi?
Diyelim ki ölçüt şu: konuşma, bir başkasının anlayabileceği bir iddia ya da istek taşımalı. Hemen bir karşı örnek geliyor. Bir şair kürsüde hiçbir anlam taşımayan bir ses dizisi okuyor. Onu konuşmadan saymak mı yoksa şiirin anlamsızlığını bir konuşma eksikliği olarak görmek mi daha doğru? Ölçütü sıkılaştırdıkça, söz hakkını kimin daralttığı da görünür oluyor, değil mi?
Öte yandan bağırmanın her zaman anlamsız olduğunu da söyleyemem. Öfke kelimelerle taşınmadan da bir şey iletir. Peki bir sözün anlam taşıyıp taşımadığına kim karar vermeli ve bu karar hangi ölçüte dayanmalı?
Diyelim ki ölçüt şu: konuşma, bir başkasının anlayabileceği bir iddia ya da istek taşımalı. Hemen bir karşı örnek geliyor. Bir şair kürsüde hiçbir anlam taşımayan bir ses dizisi okuyor. Onu konuşmadan saymak mı yoksa şiirin anlamsızlığını bir konuşma eksikliği olarak görmek mi daha doğru? Ölçütü sıkılaştırdıkça, söz hakkını kimin daralttığı da görünür oluyor, değil mi?
Öte yandan bağırmanın her zaman anlamsız olduğunu da söyleyemem. Öfke kelimelerle taşınmadan da bir şey iletir. Peki bir sözün anlam taşıyıp taşımadığına kim karar vermeli ve bu karar hangi ölçüte dayanmalı?