Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Türkiye'de Felsefenin gelişememesinin nedenleri nelerdir?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 8,783
M

Mor ve Ötesi

Ziyaretçi
Cevap: Felsefe Turkiyede niye gelismemistir? Neden Turkiyede fels

Zaten karanlik cag oncesi eski yunan ve romen filozoflari paganist olarak bilimsel ve herseyin birliginin ne oldugu uzerine bir dusunce uretimi sahibiydiler. Karanlik cag ise M.S. 500 lerde baslamistir. Bundan sonra taa ronesansa kadar insanoglu dinin baski ve vahsetinden kurtulamamistir.

1-romen değil roma olacaktı,
2-yani paganizm ve paganların bilimsel olduğunu ve ama sonradan gelen dinlerin karanlık çağı başlattığını mı söylüyorsun?
3-paganizm özet olarak şuna (aşağıda...) inanıyorsa,bilimsellik bunun neresindedir?

Bir Pagan Neye İnanır?
1.Herşeyin yaratıcısı sonsuz güçte ve büyüklükte bir Tanrı var.
2.Bu Tanrı insanlar ve Tanrılar(metafizik varlıklar) da dahil olmak üzere herşeyi yoktan yaratmıştır.
3.Metafizik varlıklar(Tanrı(ça)lar) insanlarla iş birliği yaparlar,karşılıklı birbirlerine yardım ederler.
 

faşist

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2011
Mesajlar
286
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Cevap: Felsefe Turkiyede niye gelismemistir? Neden Turkiyede fels

Zaten karanlik cag oncesi eski yunan ve romen filozoflari paganist olarak bilimsel ve herseyin birliginin ne oldugu uzerine bir dusunce uretimi sahibiydiler. Karanlik cag ise M.S. 500 lerde baslamistir. Bundan sonra taa ronesansa kadar insanoglu dinin baski ve vahsetinden kurtulamamistir.


Evet,doğru bir tespit fakat bir ayrım daha yapılması gerekiyor.Erken İyonya Felsefecileriyle başlayan (Thales,Anaximander,Anaximenes) bilimsel 'Bir' ve 'Çok' arayışı olgusaldır.Sadece görgüller kullanılarak sonuç veya sonuçlara varmaya çalışılır.Bu Pisagor'un matematikle Heraklitos'un devinim ve zıtlık öğretisi gibi uzar gider.Ama Sokrates'le başlayan ve Platon'la dizge kazanan madde ve tin ayrımı felsefenin en büyük bükülmesidir.Öyle ki bu bükülme Dünya tarihini dahi değiştirmiştir.Semavi dinlerin ortaya konulması bu bükülmeyle(değişim) başlar.Eğer bugünün ahlakını,erdemini,doğrusunu,dinlerini anlamak istiyorsak bu değişime eğilmeliyiz.Dünya'nın soyut değer anlayışının kaynağı burasıdır.Karanlık çağı başlatan da bu anlayışın (madde ve tin ayrımı) farklı şekilde yorumlanmasının sonucudur.Tabi bundan sonra birçok bükülme yaşanmıştır.Onlara değinirsek başlık telef olur.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Cevap: Felsefe Turkiyede niye gelismemistir? Neden Turkiyede fels

Evet,doğru bir tespit fakat bir ayrım daha yapılması gerekiyor.Erken İyonya Felsefecileriyle başlayan (Thales,Anaximander,Anaximenes) bilimsel 'Bir' ve 'Çok' arayışı olgusaldır.Sadece görgüller kullanılarak sonuç veya sonuçlara varmaya çalışılır.Bu Pisagor'un matematikle Heraklitos'un devinim ve zıtlık öğretisi gibi uzar gider.Ama Sokrates'le başlayan ve Platon'la dizge kazanan madde ve tin ayrımı felsefenin en büyük bükülmesidir.Öyle ki bu bükülme Dünya tarihini dahi değiştirmiştir.Semavi dinlerin ortaya konulması bu bükülmeyle(değişim) başlar.Eğer bugünün ahlakını,erdemini,doğrusunu,dinlerini anlamak istiyorsak bu değişime eğilmeliyiz.Dünya'nın soyut değer anlayışının kaynağı burasıdır.Karanlık çağı başlatan da bu anlayışın (madde ve tin ayrımı) farklı şekilde yorumlanmasının sonucudur.Tabi bundan sonra birçok bükülme yaşanmıştır.Onlara değinirsek başlık telef olur.

Bir aristo'nun ortaya attigi mantik tam ikibin yil rakipsiz yasamistir, ta ki Hegel'in diyalektigi ortaya cikana kadar. Karanlik cag oncesi felsefenin ortaya aticilara ve bilim dahil felsefeyi her turlu genisleticileri; insanoglunun her turlu bilgi ve algi tarihinde hem yol gosterici hem de baslangic ve esinlenme olarak cok buyuk bir oneme sahiptirler. Iste bu esinlenme ronesansa kadar gozukememistir.
 

birazdahaderinmavi

Yeni Üye
Katılım
29 Ara 2011
Mesajlar
1,442
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
61
en basit ve asgari yaşam gereksinimleri çerçevesini aşamayan göçebe kültürü, yalnız felsefe değil, bilim ve ideoloji de üretemez... ortaasya'dan anadoluya masallar, türküler, ağıtlar, bilmeceler, atasözleri, söylenceler..gibi sözlü kültür ürünleri getirdik... ve anadoluda en parlak dönemimizde diyelim bir onaltıncı yüz yılın son çeyreğinde bile, elalem akışkanlar mekaniğiyle uğraşırken, sırtımızı meşe ağacına dayayıp bir yandan ayran içip bir yandan pala biledik... okuma yazma öğrenmedik,kurulu düzeni korumak adına matbaayı yüzlerce yıl ülkeye sokmamak için direndik ve doğal olarak sözlü kültürden, yazılı kültüre geçemedik... bu arada mucize kabilinden eleştiren, sorgulayan, farklı düşünen birileri çıkarsa da pişman etmeyi ihmal etmedik... ve şimdi soruyoruz: neden bizde felsefe yok...
 

Etik Araştırma

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
44
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir vaka düşünelim: üniversite dışında yaşayan biri bir filozofun bütün eserlerini okuyup onu sistemli biçimde eleştiriyor, ama bu çalışma ne bir dergide çıkıyor ne de bir kürsüde tartışılıyor. Buna 'felsefe yapılmadı' mı diyeceğiz, yoksa 'yapıldı ama görünmez kılındı' mı diyeceğiz? Cevap, felsefe üretiminin ölçütüne bağlı. Ölçüt yalnızca özgün bir sistem kurmaksa kurumsal görünürlük ayrıca sorgulanmaz. Ölçüt sorgulama pratiğiyse görünmezlik başlı başına bir sorun olur.

Üç gelenekten bakalım. Sonuççu, bu görünmezliğin toplumsal bedelini hesaplar: eleştirel düşüncenin dolaşımdan düşmesi, sonraki kuşakların aynı tartışmaya yeniden başlamasına yol açar. Ödev ahlakçısı emeğin tanınmamasını bir adaletsizlik olarak adlandırır ve tanınmayı bir yükümlülük sayar. Erdem etiği ise daha ince bir soru sorar: bu toplumda eleştirel düşünme bir erdem olarak yetiştiriliyor mu, yoksa yalnızca bir kariyer riski ya da tehlike olarak mı görülüyor?

Bence iki ölçütü birbirinden ayırmadan 'gelişmedi' hükmü vermek zor. Hilmi Ziya Ülken'in Türkiye'deki düşünce hareketlerini tarihsel süreklilik içinde okuma çabası gibi, mevcut üretimi 'ne yoktu' sorusuyla değil 'neden görünmez kaldı' sorusuyla okumak, tartışmayı daha verimli bir zemine taşıyabilir.
 

Yeni Konular

Üst