Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Tertullian

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,844

mavimor

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Yaş
46
Tertullian


(Tahminen 155 - 220) Hıristiyan kilisesi, Gnosis'in tam karşıtı olarak, dogmayı her zaman bilgiden üstün saymıştır. Ancak bu konuda da kilise çerçevesinde çeşitli eğilimler; felsefeye dost olan, felsefeye düşman olan akımlar vardır. Felsefeye karşı olumlu bir tutum alanlara düşman olanlardan birisi de Tertullian'dır.

Ona göre dogmaları, içeriği ne olursa olsun, yalnızca "iman" ile benimsemek gerektir. Biz dogmayı yorumlamak, ona göre bir anlam vermek hakkına sahip değiliz. O kadar ki Tertullian daha da ileri giderek, dogmanın akıla tümüyle "aykırı" olabileceğini de savunur.

Söz gelişi Hıristiyanlıktaki Allah'ın insan biçimine girdiği ve bir insan olarak acı çektiği dogması, akla tümüyle aykırı olan bir düşünce, bir paradokstur. Buna rağmen dogmalara inanmak gerekir, çünkü dogmalar aklı alçak gönüllü olmaya zorlar. Böylece Tertullian, dogmaların felsefî yorumunu tümüyle reddeder.

Ona göre dinî inanç ile felsefî bilgi birbirinin karşıtıdır. "İmkânsız olduğu için inanıyorum", yani inandığım şeye, akıla karşı olduğu için inanırım sözü, doğrudan doğruya Tertullian tarafından söylenmemişse bile, onun anlayışını çok güzel açıklar. Ancak tüm bu anlayışlar Tertullian'ın, aynı zamanda, Antik felsefenin de etkisi altında kalmasına engel değildir. Nitekim Tertullian'ın Stoa'nın etkisiyle yazılmış olan ruh ile ilgili bir kitabı vardır. Tertullian, imanı bilgiden "üstün" tutan bir düşünce akımına önderlik etmiştir.
 

Varoluşçu Okur

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
125
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaz\u0131n\u0131n en \u00e7ok tak\u0131ld\u0131\u011f\u0131m c\u00fcmle, akl\u0131n 'al\u00e7ak g\u00f6n\u00fcll\u00fc olmaya zorlanmas\u0131'. Bu ifade inanc\u0131 bir kan\u0131t\u0131n de\u011fil bir tutumun sonucu gibi g\u00f6steriyor. Kierkegaard bu tutumu a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00fcstlenir. Tanr\u0131'n\u0131n insan olmas\u0131 gibi bir paradoksla kar\u015f\u0131la\u015fan ki\u015fi i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcnce bir yerde durur ve orada inan\u00e7 bir s\u0131\u00e7rayI\u015fa d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Bu, Tertullian'a yak\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcr, ama bir fark var: Kierkegaard i\u00e7in aykIrl\u0131k bir \u00f6v\u00fcn\u00e7 de\u011fil, \u00f6znenin kendi var\u0131\u015f\u0131yla \u00f6dedi\u011fi bir bedeldir.\n\nAs\u0131l gerilim buradad\u0131r. Aykir\u0131l\u0131k \u00f6znel bir se\u00e7imse, tart\u0131\u015f\u0131lan \u015fey do\u011fruluk de\u011fil samimiyet hâline gelir. Tertullian ise De Carne Christi'de Tanr\u0131'n\u0131n o\u011flunun \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc tam da ak\u0131l almad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in inan\u0131l\u0131r bulurken, ak\u0131 d\u0131\u015far\u0131da b\u0131rakmakla birlikte iddias\u0131n\u0131 herkes i\u00e7in ge\u00e7erli bir hakikat olarak sunuyor gibidir. Bence mesele ak\u0131 reddetmekten \u00e7ok, reddetti\u011fin \u015feyi kimin ad\u0131na konu\u015ftu\u011funda d\u00fc\u011f\u00fcmlenmesidir.
 
Üst