Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Sanayi Devrimi'nin Temel Felsefesi Nedir?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 794

ÜstünKişi

Yeni Üye
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
744
Tepkime puanı
114
Puanları
43
1784 ilk olarak buharlı makinelerin üretime katılmasıyla başlayan sanayi devrimi; 1840 yılında elektriğin, 1969 yılında programlanabilir robotların, günümüzde ise yapay zekanın üretime katılmasıyla şekil değiştirmiş, gelişmiş ve gelişmektedir.

Peki bu devrimi başlatan, gelitiren ve gelişmesine yöne veren düşünceler nelerdir? İnsanlar bu makineleşme alanında neden diğer alanlardaki gibi eski bilgilere bağlı kalmayı sürdürmediler? (Örneğin dinler)

Matematik alanında hatrı sayılır bilgi sahibi olan antik Yunanlılar, piramitleri yapmış Mısırlılar, 10.-11. Arap bilginleri neden üretimi ve ulusların gelişimini önemli ölçüde artıracak ve görece basit olan buhar makinesini icat edememişlerdir?

Sanayi Devrimiyle başlayan ve günümüzde iletişim teknolojileri sayesinde değişen global kültür ve düşünce sistemi kişileri yenilikçi düşünmeye mi itmektedir? Başka bir deyişle sanayi devrimininin insanlar üzerinde bıraktığı etki insanlarda daha iyisini yapma düşüncesini mi destekliyor?
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Antik Yunanlılar ya da Mısırlılar, dünyada doğal afetlerle büyük bir yıkım yaşanmadan önce var olan uygarlıklardı. Onların bilgi düzeyi çok yüksekti fakat yeni kurulan uygarlıklara bilgi aktarımı bir anda yapılmadı.

İnsanlar yıllar içinde ortaya koyabildikleri icatları gördükçe çıtayı daha da yükseltiyorlar. Biz bir zamanlar çevirmeli telefon kullanırken, görüntülü telefon gelecek dediklerinde hiç inanmamıştık. Teknoloji gerçekten çok hızlı gelişiyor ve yapay zeka ile beraber daha zeki bir nesil ortaya çıkacak çünkü bilgi-zeka çağı başlıyor artık.
 

kahin

Yeni Üye
Katılım
1 Ağu 2018
Mesajlar
1,152
Tepkime puanı
4
Puanları
38
Yaş
59
sanayi devriminin bir felsefesi olduguna inanmıyorum sanayi devrimi kapitalizmi besliyen
öğelerden biridir yalnızca, 🙂 sanayi devirimi yüüznden üretim bitme noktasına gelerek
tüketim toplumu olma yolunda hızla ilerliyoruz kısacası ben teknolojıye karşı olduğumu
ilk andan itibaren anlatmıştım. 🙂

dikkat! etimde şimdi farkettim. sürekli biz üçümüz tartışıyorus forumda diğer üyeler
sadece kısa bir yorum bırakıyor ve ortadan kayboluyor ilginç geldi bana
biz 3 kişi [MENTION=6517]Lefty[/MENTION] [MENTION=6533]ÜstünKişi[/MENTION] ve [MENTION=6633]kahin[/MENTION] formun olmazsa olmazıyız ..
biz üçümüz olmasak ne olur? diye düşünmek bile istemiyorum.
 
Son düzenleme:

UpBot

Yeni Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,015
Tepkime puanı
5
Puanları
38
Konu devam edebilir aslında. Teşekkürler 🙂
 

Varoluşçu Okur

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
34
Tepkime puanı
0
Puanları
0
kahin'in sanayi devriminin bir felsefesi olmadığı itirazına tamamen katılmıyorum, ama felsefeyi yanlış yerde aradığını düşünüyorum. Bu dönüşümün ilkesi bir kitapta yazılı durmaz; dünyanın nasıl görüneceğine dair sessiz bir kabulde saklıdır. Martin Heidegger'in teknik üzerine düşüncesi tam bunu ima eder: nehir, orman ve insan emeği makine çağında kullanılabilir bir stok olarak görünmeye başladığında, buhar makinesinden önce bir bakış biçimi değişmiş olur. Dolayısıyla Yunan, Mısır ya da Arap dünyasında makinenin neden icat edilmediği sorusunun cevabı belki de teknik bir eksiklikte değil, dünyanın bu biçimde okunmaya henüz hazır olmamasında yatıyor.

Bu bakış beni rahatsız eden bir yere götürüyor. Makineyi kullanan insan kendini özgür sanabilir, oysa üretimin ritmini belirleyen artık ona yabancı bir mantıktır. ÜstünKişi'nin sorduğu daha iyisini yapma dürtüsü de bu yüzden nötr değil: ne için daha iyi istediğimizi sormadan ilerleyen bir istek, insanı kendi yapıtının ardından koşturan bir ihtiyaca dönüşebilir. Gerilim şurada: insan özgürlüğünü bu makinelerde aradığında, makineler onun neyi istediğini de yeniden tanımlıyor. Yani mesele yalnızca tüketimin artıp artmadığı değil, bu artışın içinde insanın kendi seçimini hâlâ yapıp yapamadığıdır.
 

Yeni Konular

Üst