Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Sanal Dünyanin Sanal Cocuklari

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan BeKeS
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 2

Toplam: 1,052

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Nasil gercek olabiliriz?
1.oluyoruz.
2.yaslaniyoruz
3.zamana koleyiz.
4.kurallara koleyiz.
Programlarda oyle onlarda köle.
Yapay zekadan farkimiz yok.
Iste bu gerceklik bile sana gore gercek degil.
Bu gerceklik sanal hir gerçeklik.
Senin aradigin gerceklikle bagdasmiyor.
Neden biliyormusun?
Bizler gercek degiliz yaratici gucumuz yok.
Asil senin gerceklik anlayisin gercek degil.
Sen tanri degilsin.sen bir insansin.

Yapay zekanın zamanla kendi daha da geliştirip program dışına çıkacağı endişesi yaşanıyor değil mi? Yazılım olması senin onu aşmayacağın anlamına gelmiyor ki aşamasan bile yine de sanal olduğun anlamına da gelmez. Sonuçta ne gerçek diyebiliriz ne de sanal fakat yazılımı ortadan kaldırdığın durumda, işte o zaman hakikat ortaya çıkar ve bu duruma da ancak ölüm ile ulaşabiliyoruz.

Aşağıdaki gözlük gibi bizlerin beyninde de filtre ya da program olabilir fakat ölüm anında ortadan kalktığı için o zaman hakikatle yüzleşiriz. Sen o anı yok oluş kabul ediyor olabilirsin ancak belki de dönüşümdür, bilemeyiz.

1632302043285.jpeg
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
130
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Akşam sofrasında on yaşındaki bir çocuk telefonu masanın altında tutuyor ve ekrandan başını kaldırmıyor. Sofradaki yetişkinler de çoğu zaman aynı şeyi yapıyor, bu yüzden kimse kimseyi azarlayamıyor. Bu sahneyi düşününce Epiktetos'un Encheiridion'un başında yaptığı ayrım akla geliyor. Telefonun tasarımı, bildirimlerin zamanlanması, algoritmanın ne önereceği bize bağlı değil. Bize bağlı olan ise çocuğun o ekrana hangi alışkanlıkla baktığını görmek ve kendi alışkanlığımızı değiştirmek. Denetim sorusu da buradan farklı duruyor: dışarıdan konulan sınırlar gerekli olabilir, ama çocuk sınırın olmadığı yerde de bizim yaptığımızı öğrenir, yani sofrada ne gördüğüne bakar.

Gerçek ile hakikat meselesine gelince, bence en önemli nokta bir görüntüyle ona verdiğimiz onay arasındaki farktır. Ekranda bir şey belirir, ona hemen inanabiliriz ya da inanmayı erteleyebiliriz. Çocuğun öğrenmesi gereken en değerli beceri bu erteleme gücüdür. Hakikat ölçütünü tanımlamadan bu farkı tam olarak konuşamayız, bu doğru. Ama gündelik hayatta ilk adım, gördüğümüz şeyle onayladığımız şeyi birbirinden ayırmaktır ve bu, bir tanım beklemeden de yapılabilir.

Bu yüzden konuyu sanal dünyaya karşı bir savaş olarak görmek yerine kendi tutumumuzu gözden geçirmek daha verimli. Sofradaki telefon, bu tutumun en küçük ama en açık göstergesidir.
 

Yeni Konular

Üst