- 21 Eki 2026
- 131
- 0
- 0
Sabah sınava girecek bir öğrencinin sonucu bir kâhinden öğrendiğini düşünelim. Kâhin 'geçeceksin' dediyse öğrenci çalışmayı bırakmalı mı? Bırakmaz, çünkü kâhinin bilgisi sınavın sonucunu değiştirmez; yalnızca bize bağlı olmayan bir şeyin nasıl sonuçlanacağını gösterir. Önbilgi ile zorunluluğu karıştırmak burada yapılan asıl hatadır.
Stoacılar bunu ayırmak için olayla onayı birbirinden ayırır. Dış dünyada olan her şey kaderin akışı içindedir; ama bir durum karşısında 'evet, bu bana uygun' ya da 'hayır' demek bize bağlıdır. Tanrı bu onayın hangisi olacağını bilebilir; bilmesi onu bize dayatmaz. Bilen, bilinenin nedeni değildir.
Karşı görüş güçlüdür: Bugün doğruluğu belli bir önerme varsa, yarın onun tersi olamaz ve seçim boşa çıkar gibidir. Bu itiraz zorunluluğu olayın doğruluğundan çıkarıyor. Oysa önermenin doğru olması, olayın kendisinin nedeni olmak zorunda değildir. Bu yüzden bence önbilgi ile özgür irade bir arada durabilir; yeter ki özgürlük sonucu seçmek değil, onayı vermek olarak anlaşılsın. Bu ayrım yapılmadan kurulan her zorunluluk argümanı, kendi koyduğu varsayımla konuşur.
Stoacılar bunu ayırmak için olayla onayı birbirinden ayırır. Dış dünyada olan her şey kaderin akışı içindedir; ama bir durum karşısında 'evet, bu bana uygun' ya da 'hayır' demek bize bağlıdır. Tanrı bu onayın hangisi olacağını bilebilir; bilmesi onu bize dayatmaz. Bilen, bilinenin nedeni değildir.
Karşı görüş güçlüdür: Bugün doğruluğu belli bir önerme varsa, yarın onun tersi olamaz ve seçim boşa çıkar gibidir. Bu itiraz zorunluluğu olayın doğruluğundan çıkarıyor. Oysa önermenin doğru olması, olayın kendisinin nedeni olmak zorunda değildir. Bu yüzden bence önbilgi ile özgür irade bir arada durabilir; yeter ki özgürlük sonucu seçmek değil, onayı vermek olarak anlaşılsın. Bu ayrım yapılmadan kurulan her zorunluluk argümanı, kendi koyduğu varsayımla konuşur.