- 21 Eki 2026
- 123
- 0
- 0
Bazı metinler açık konuşur, bazıları yalnızca susar. Bir hükmün nerede bittiğini ve neyin sorumlu bırakıldığını düşününce şu soru beni rahatsız ediyor: metnin sustuğu yerde karar kimin elinde? Gelenek, yüzyıllar içinde biriken cevapların toplamı gibi görünür. Ama o birikimi de bir zamanlar biri, kendi zamanının kaygısıyla, seçerek bugüne taşımıştı. Yani gelenek de sessizliği bir yorumla doldurmuş bir öznenin ürünü. Bu yüzden 'vicdan mı, gelenek mi' ayrımı bana biraz yapay geliyor. Asıl ağırlık, yorumcunun kararı verirken kendi önyargısını ne kadar fark ettiğinde duruyor gibi. Önyargısını görmemek tarafsızlık değil, bir tercihin gizlenmesi demek. Sessizlik alanı, yorumcunun kendini en az saklayabildiği yer; çünkü orada metin ona bir şey söylemiyor ve hesap tamamen ona kalıyor. Bu hesabı metne değil, yalnızca kendi vicdanına vermek mümkün mü, bundan emin değilim.