Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Milliyetçilik

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Kartal
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 4,851
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Türkiye'de kavramlar ve ideolojiler o kadar saptırıldı ki kimin ne olduğunu anlamak çok güç.Geçen gün kendini ulusalcı diye adlandıran bir arkadaşımla tartışma fırsatı buldum.O da sizin savunduğunuz insanoğlunun evrensel değerleri diye adlandırdığınız değerleri savunuyordu,aynı zamanda milliyetçi olduğunu söylüyordu.O konuşmanın etkisin de kalmışım kusura bakmayın.Son olarak Din ve Tanrı gibi milliyetçilikte aşılması gerekenlerin başında gelir.

Rica ederim, onemli olan verildigi gibi algilanmak. Etik yonlendirim ve yaptirimlarin yasami da hice sayan iki ana kavrami ve degeri ve de kurulan bagi, milliyetcilik ve dini inanctir.

Maalesef Osmanli'dan sonra dinin yanina din de ki ayni tek mezheplilik korunarak bir de milliyetcilik eklendi.

Ustelik Anadolu gibi tarihsel her turlu etik fark mozayigi yasayan halklarin olusturdugu bir topluma.
 

faşist

Yeni Üye
Katılım
25 Kas 2011
Mesajlar
286
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
34
Rica ederim, onemli olan verildigi gibi algilanmak. Etik yonlendirim ve yaptirimlarin yasami da hice sayan iki ana kavrami ve degeri ve de kurulan bagi, milliyetcilik ve dini inanctir.

Maalesef Osmanli'dan sonra dinin yanina din de ki ayni tek mezheplilik korunarak bir de milliyetcilik eklendi.

Ustelik Anadolu gibi tarihsel her turlu etik fark mozayigi yasayan halklarin olusturdugu bir topluma.


Ne güzel söylediniz.İşte bende bu forumda başından beri bunu söylüyorum.Nasıl ki farklı mozaiklere milliyetçilik kavramı kan uyuşmazlığı yaratıyorsa salt genel ahlak ve değerlerinde bireylerde kan uyuşmazlığı niteliğinde olduğunu düşünüyorum.Paralel bir örnek vede açıklayıcı olduğunu düşünüyorum.
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Ne güzel söylediniz.İşte bende bu forumda başından beri bunu söylüyorum.Nasıl ki farklı mozaiklere milliyetçilik kavramı kan uyuşmazlığı yaratıyorsa salt genel ahlak ve değerlerinde bireylerde kan uyuşmazlığı niteliğinde olduğunu düşünüyorum.Paralel bir örnek vede açıklayıcı olduğunu düşünüyorum.

Cok guzel de. Bu soylem sizin bireyci akilci ve "sadece ben" temelli egoist yanasiminiza ve dusunce dile getiriminize pek uymadi. Cunku bu soylem "Baskasindan bana ne, ben kendime bakarim" soylemi ile uyusmaz. Etik degerler o yuzden degisken ve goreceli kavram olarak evrensel olsa bile, anlam/icerik ve kurulan bag olarak kisisel, toplumsal, bolgesel, cografi, ailesel, ve etik temellidir. Tum insanoglu nufusunu ve tum insanoglu onayini kapsamaz.
 

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
46
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Tartışmada üç ayrı iddia birbirine karışıyor. Birincisi, insanın bir topluluğa ait olma gereksinimi vardır. İkincisi, bu gereksinimin hangi topluluğa yöneleceği doğal değil, kuruludur. Üçüncüsü, kurulu aidiyetin egemenlik talebine dönüşmesidir; yani ulusun devletle eşleşmesi gerektiği ilkesidir. glsezinrs'in şükran savı birinci iddiaya dayanıyor ve bu iddia makul görünüyor. Ancak oradan üçüncü iddiaya geçmek için ek bir öncül gerekiyor: doğal bağlılığın doğal bir siyasal talep doğurduğu. Kartal'ın afyon benzetmesi ise üçüncü iddiayı hedefliyor, fakat din ile milliyetçilik arasındaki benzerliğin hangi düzeyde olduğunu belirtmiyor. Afyon işlevi ikisinde de aynı şeyi mi yapıyor, yoksa yalnızca aidiyetin biçimi mi ortak? Anderson'ın hayali cemaat çözümlemesi bu ayrımı işe yarar hale getirir: ulus, birbirini hiç görmeyecek insanların kendilerini aynı topluluğa ait saymasıdır ve bu sayma matbaa dolaşımıyla mümkün olmuştur. Bu çözümleme birinci iddiayı destekler, ikincisini güçlendirir. Gellner ise ulus devletin sanayi toplumunun düzeninden doğduğunu ileri sürer; yani ulus, siyasi milliyetçilikten önce değil, ona eşlik eden toplumsal değişimle birlikte belirir. Buradan çıkan bir ölçüt şu olabilir: bir aidiyet, başka bir aidiyetin yerine geçmeden ayakta kalabiliyorsa gereksinimin ifadesidir; yalnızca belirli bir egemenlik talebiyle birlikte var olabiliyorsa siyasal bir üründür. Bu ölçüte göre 'milliyetçilik Osmanlı'da yoktu' iddiası savunulabilir, ama 'Osmanlı'da aidiyet yoktu' iddiası savunulamaz. Asıl ayrım, hangi aidiyetin doğal hangisinin kurulu olduğunu nasıl sınayacağımızdadır.
 
Üst