Laetna Şiirleri

Laetna

Üye
Tuttum ellerinden
küçücüktün korktum,
nasırların törpülerken vicdanımı.

Nasıl rahat uyumuşuz bunca sene,
senin ellerin ekmek kazarken geceleri.

Sorsan bana adını, sokak çocuğu.
Elleri gül kokası çocuk,
bükme boynunu.

Hasretsen ana kucağına,
seni sarmayan anadolu utansın.
Hasretsen baba şefkatine,
yiğidim diye geçinenler utansın.

Sil gümüşlerini gözlerinden.
Gülüşlerin doğuracaksa güneşi,
yakınken tan vakitleri,
ağlamak düşmez sana,
halimize gülmen yanaşır.
 

Laetna

Üye
Gece siyah, ağaçlar yalnız.
Suda ölü bir kurbağa gibi dolunay
üstümüzden geçiyor, ışıksız.
Ölü bir ruh uzanmış çimlerin üzerine
beyaz mı, kızıl mı seçemiyorum.

Gözleri yıldızlara dikili,
beyaz ruh parçaları yağıyor,
beyaz ruh parçaları buharlaşıyor
ve kızıl bir ateş parçası gibi
damarlarımda geziyor yalnızlık.

Beyaz ruh parçalarıyla ıslanırken bedenim,
beyaz ruh parçaları buharlaşıyor dudaklarımdan...

Ve ağaç yaprakları üzerimde yıldız gibiyken,
her bir dalında ölü bir ruh yatıyor.
Beyaz mı, kızıl mı seçemiyorum.

2011
 
Son düzenleme:

Laetna

Üye
Gece yolcusu

Zift kokuyordu gece.
Ağır asfalt, yaz sıcağı,
yürek yoran yürüyüşler,
ve sonu gelmez samanyolları...

Ağaçlarda yaşıyordu dertsiz,
sen yaşayamadın.
Ne yolun bitti nede bıktın geceden.
Ağır atlar soluk soluğa öldü,
yorulmadı yüreğin.
Ver dese elini samanyolu,
beklemezsin güneşi bilirim.


Sevgilerimle, KuZeYs'e
 
Son düzenleme:

Laetna

Üye
Mavinin Sen Hali

Mavi bir ton daha koyulaşırken sen vardın.
Hissiz bir gecenin kucağı gibi şimdi mavi.
Ne neşeli gökyüzü ne de tam ortası gecenin.

Rengini kaybetmiş bir maviye büründüm.
Senin içine katıldığın her mavi gibi
Kaybolmaklı oldu kaderi.

Denizcilerden önce balıklar kaldı çıplak
Ve gemiler boşlukta,
Kuşlar gökyüzünde,
Ben gözlerinin kıyısında...
 

cvt154

Yeni üye
Şimdi gitme vakti...
Şimdilerde ölümü dileniyor ruhum...
Yoksun biliyorum.
Ama ümitlerim kemiriyor hala zihnimi.

Ölümsüzlüğü değil, ben sadece seni istedim.
Dokunduğum her yerin aklımda...

Artık yoksun!
Uzaklarda beni düşünen, hayallerimin sahibi olan kadın...
Sen, gözyaşlarımın prensesi, aşkımın tek şahidi, tanrıçam...
Nedense unutamıyor ellerini, hayallerini...
Sen yokken ne kadar da zor adımı hatırlamak...
Acıyı bana reva gören tanrılardan daha gaddarsın.

Evet, artık sensizim...
Sadece mezarıma getireceğin papatyaları bekliyorum,
Toprağıma akıtacağın her gözyaşında dirilmeyi ümit ediyorum...
Her kızıl şafakta seni düşlediğimi unutma, hep beklediğimi...

Ateş yakmıyor artık, korkutmuyor gölgeler, kandıramıyor şeytan...
Her yanımdan sarkan yalnızlık buzulları, üşütüyor kimsesiz bedenimi...
İşte sana bir erkeğin yalnızlık ritüeli...
Bunlar yaşamının gayesini yitiren bir adamın duası...
Uzaktan bakıldığında sadece bir yakarış...

Karanlığın ardı sıra yürürken sen nerelerdesin?
Evet, ölmeyi ezberliyorum,
Sensiz kalan şiirlerimin şafağında,
Sıradanlığın zehirli sularında...
Sürükleniyorum saçmalığın damarlarında...

Söyle sabah yıldızım,
Hangi geceden kaçarken unuttun beni,
Hangi gökyüzünde kaybettin gündüze hasret yüreğimi...
Yapma artık! Beni ruhsuz varlıklar diyarına terketme!

Hayatımın anlamını yok etme,
Sarılmama izin ver geceyi kıskandıran tenine...
Yaz bir yerlere, tarih at,
Bu gece sensiz yatan aşık bir adam var gökyüzünde,
Cennetini kaybetmiş bir melek gibi kanat çırpıyor,
Toprak kokan teninin kusursuz kadifesine.

Yapma!
Bir adam ağladığında ne olacağını iyi bilirsin
Ben senin koynunda gülmeye alışmışım.

Evet, ölmeyi istiyorum,
Issız ormanların cinnetinde,
Benim olmayan kadının son nefesinde...
İçime damlıyor hayat,
Sen yokken ne kadar da zor havayı solumak?
 

Laetna

Üye
Alarga

Bir bulut düşüyor gökyüzünden,
Gölgesi seni ararken yağmurları
Hicaza düşen.

Denizler dalga dalga boğarken köpüklerini,
Hışırtıları dinmemişken ağaçların,
Ormanda ateşböceği,
Dipte fenerbalığı,
Buralarda ben...

Bir bina yıkılıyor üzerime,
İçinde sen yoksun.
 
Son düzenleme:

Laetna

Üye
Pervanenin Gecesi

Tutuşturdu geceyi yıldızlar,
Denizleri yakamoz.
Çayırlar hep ateşböceği.
Bu gece yangın yeri ortalık.

Kara is kokusu karışırken
Havanın mavisine,
Buz beyazı ruhu bir pervanenin,
Ellerinde yükselir alevlerin.

Öldü derken bir kıvılcım...
Yanmış küller alevlenir.
Anka tek değil
Doğuyorken insan da küllerinden.
 

Laetna

Üye
Umut Tastan Taşıyor

Doymak değil bizimkisi,
Ekmek banıyoruz küçük umutlara.

Dibi bakır diyorsak tasın,
Ekmek yavan demiyoruz.
Taş doğup toprak yiyoruz.

Acısı tütünün,
Bayatı ekmeğin,
Taşı toprağın
Hep bizde.

Yok yok bizde
Ama
doymak değil bizimkisi be kardeşim,
Küçük umutlara ekmek banıyoruz.
 

KuZeYs

Yeni üye
bazen bırak yazmayı, konuşmayı düşünmeye mecalin olmaz.ve bazen yazmıştır biri senden önce seni..

"kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
“ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz

umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin

bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
“duyamadım”, derdim, “tekrar et! ”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
“olur öyle” dedi palyaço,
“herkes alçaktır biraz”
“otur ulan! ” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

“rakı doldur! ” dedim, “eksilmesin! ”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz

kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
“ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz

haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz"
Turgut uyar
 

Laetna

Üye
Öyle dolu dizgin bekledim bu gece.
Ölmek,
ölmek olmadı.
Ne de intihar gecesi balkonlar çiçek.

Korku kokladım, nefret suladım
Ve elleri yakamda yalnızlığın,
Salmadı gideyim.

Aşağıda yıldızlar,
Bir deli küheylân olmuş şaha kalkıyor.
Gidemem ben korku kokladım.
Ve elleri yakamda yalnızlığın,
Salmıyor gideyim.
 

Laetna

Üye
Kırmızı geceye yabancı

Geceyi bekliyordu ki
Yağmur yeni durmuş,
Kırmızı giymişti kadın.

Bir gölge çıkageldi pencereden.
Duvarların beyazını,
Çiçeğin yeşilini,
Masanın sarısını,
Halının gümüşlerini
Katrana boyadı.

Ve katran tutmadı kırmızı,
Yalnız kaldı kadın.
 

Laetna

Üye
Şairin Adaleti Yalınayak

Nasıl aksın gözlerim,
Yürüyorum umut çölünde yalınayak.

Denizin kokusu terketmiş buralarda kumları,
Benim kadar hasretken suya,
Nasıl aksın gözlerim, üzerlerinde yalınayak.

Düşmana dost diyip sarılıyor buraların kumları,
Akrebi, güneşi bağrında taşıyor
Ve benim ayaklarım üzerlerinde, yalınayak.

Adalet deme bana,
Benim şairliğim dilsiz kalır.
Dersen ki umut,
bir kum tanesi yalınayak.
 
Son düzenleme:

Laetna

Üye
Yabancı

Ellerim dolaşmış ellerine.
Ah sıcak!
sen sıcak, ellerin soğuk.

Dişin değmiş dişime,
toprak yutmuşum.
Kan dokunmuş dilime,
al kırmızısı senin olsun.

Gözünün ucu görmesin beni.
Artık yabancıları sevmiyor insanlar.
 

Laetna

Üye
Siste Gelen

Önce sen göründün.
Ellerin dokunmaksız değdi yüreğime.
Üflesen uçacaktı bir nefeste yapraklarım.
Öyle sakin durdun ki
Uysal atlar su içiyordu
Yüreğimin tuzlu sahillerinden.

Ve gözlerin,
Dizboyu yağmurlar yağdırmış
Ormanlar gibi uçsuz bucaksız uzanırken
Ben sisli bir gecede bankta
Beklenmedik yağmurlardan muzdarip bir evsiz...

Gel desem korkarım,
Gel desem boğulurum,
Fakat öyle sakin durdun ki
Uysal atlar su içiyordu
Yüreğimin tuzlu sahillerinden.
 
Son düzenleme:

Laetna

Üye
Sesli Protesto

Çatılarda sigaralar içmek
sana en sesli protestom oldu hep.
Yağmur başlarında,
kar ortasında,
kaçak dam altlarında tek ben vardım.

Hiç üşümedi yüreğim,
hiç güneş görmedi hem
geçen senelerin aradından sızan.

Ve hiç ses getirmeyen eylemlerde
haklı, haksız dayak yiyen bir çocuk gibi inatçı ben.
 

Laetna

Üye
Vakit Tamam

Ver elini,
kalk gidelim artık buralardan.
Soğuk tren sirenlerinin iç titrettiği diyarlara gidelim.
Sabahların olmadığı diyarlar var diyorlar,
görmeden inanmam, ver elini.

Tiksindin insanlardan sen de ben gibi, biliyorum.
Açıkta kalmış yaramıza üşüşen sinekler onlar,
kanımız pıhtılaşmadan ver elini...

Yağmurları seversin sen.
Hiç bitmeyen yağmurlar var diyorlar,
görmeden inanmam ben, neyi bekliyoruz artık?

Titredi bak yine yüreğin,
sızladı inceden yine yaran.

Korkmak anlamını yitirdi artık ben de.
Kök salmış ağaçlar değiliz,
Ömrümüzde yok hem o kadar...
Bekletme beni daha fazla.
Ver elini yalnızlığım,
kalk gidelim artık buralardan.
 

Laetna

Üye
Adem Postu Düştü

Sana diyorum.
Bir varmış diyecekler yok olacağız.
Biz diyorum,
Biz hiç olacağız.

Kinimizi, sevgimizi,
Bulaştıracaklar toprağa;
Çocukluğumuzu, hayallerimizi sonra.

Sen çiçeklere renk olacaksın,
Ben yılana zehir.

Sen hiç olacaksın,
Ben hiç olacağım.
Sana diyorum.
Biz diyorum,
Biz hiç olacağız.
 

Laetna

Üye
Yolcuya Şiir

Kayboldum, senin geçtiğin diyarlarda.
Sana senin soluduğun hava,
Sana senin içtiğin su diyerek yürüdüm.

Bir ben kaldım,
bir ben kadim mermer soğukluğu tutan.
Sezar'ın, İskender'in, Şah Süleyma'nın
Kâh Yunus'un izinden su içtim.

Hiç sormadım neredesin,
Hiç bilmedim sen kimsin.
Sorana hiç dedim halime dair,
Sormayana selam olsun senden.
 

Laetna

Üye
Papatyalar Yalnız Ölür

Âdem kemiğinden çıkmıştın sen,
Duruyordun orada gözleri buğulu.

Kim değse papatya seven adamdı,
Bembeyaz olurdu elleri.
Ne çabuk büyüdün de kaybettin şapkanı.

Orman yeşili, henüz yaz vakti gibi
Çiçekli dallarında ağaçların
Hep meyvesizi oldun.

Bir o kadar da nasipsiz yağmurlardan,
Kıyıda köşede göz yaşlarıyla ıslanan.

Bırakıp inadı dök artık yapraklarını.
Sonbahar yakın, papatyalar yalnız ölür.
 
Üst