Neler yeni

Laetna Şiirleri

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Lapin'in Ölümü

Talihsiz bir balık oldun bu gün,
Başkasının nasibiymiş gibi oltaya takılan.
Lodos yemiş dudaklardan tuz tadı alırken
Çizmenin içindeki dalganın bedeli saydılar seni.

Sen bilmediğin atmosferde bocalayan balık,
Hep kanan, hep aldanan balık...
Diyemedim ki nasip ölüm demek,
Nasip senin solungaçlarından damlayan bir damlacık kan.

Ah Lapin! Senin masumluğun avcı bırakıyorsa hâlâ
Çekilme vakti gelmiştir vicdan bahsinden.

Renklerinden hep mutlu sanır seni resimde gören çocuklar.
Oysa sen hep dibe batmış, yosuna bulaşmış bir palyaço,
Üstelik en safından Pandomima hikâyesinden fırlamış...

Talihsiz bir balık oldun bu gün.
Aşk, nasip, kısmet... ne varsa alsın başını gitsin seninle.
Ah Lapin! Gökkuşağını kaybetti deniz,
Lodos dinmez artık buralarda.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Ahmak Boğan

Bir dalga daha, bir dalga daha kaldı boğulmama.
Afrikadan tuz getirdin, dişlerimin boşluğuna.
Biraz da yaratılıştan kalma su var dilimin altında.
Çöle düşen ilk damlanın yanından geçmiş,
Burnumun ucunda duruyor diğeri.


Soğuk getiriyorsun da kutupların ucundan,
Yüreğimin sıcağından al biraz, sen de kalsın.
Bir dalga daha, damla damla boğ beni.

Hiç saranım olmadı sen gibi
Damla damla öp beni, yağmadık yerim kalmasın.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Borç Harç Bir Teknede

Borç harç aldığımız teknemiz de oturup bekledik akşamı.
Sen ellerini suya değdirdiğinde güneş doğuyordu oysaki.
Tutup çıkarttın bu günü ellerinle sudan.

Sen de bekler miydin hiç,
Bir gün doğurmak zahmetini, bu mutlu günde.
Adını başkası koyacaksa bu günün sebebi sen oldun.

Ölümünü gördük sonra,
Mutlu mesut bir öğleden sonra akşama doğru.
Az az ağladık, gizli gizli biraz tuz eklendi bizden denize.

Sonra yıldızları çıkarttın tek tek ellerinle sulardan.
Sonra kocaman bir Ay...
Matem örtüsüne serdin tek tek.
Oturup izledik ya sonra saatlerce.
Saatlerce gözlerinden izledim onları.

Bir ninni gibi çalarken en sevdiğimiz şarkılar uyuyakaldım.
Bir hayat sonunda borç harç aldığımız bir teknede.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Hamal

Genişti omuzların,
Ezile ezile filede çürümüş soğan oldu.
Baktıkça korktular, korktukça kaçtılar senden.

Elinde elma şekeri olduğu yıllarda ne çok sevinmiştin,
İçinde ki elmayı görene kadar.
Ya o aslan kesilen kurdu...

Avlusunda serçelere ekmek kırıklayan vicdanın
Cüz çizdiğin taşa dönerken hiç görmedi seni imam.

Baharlar hep mutlu gelirken farkı yok çiçekle soğanın kokusunda diyorsun ya şimdi.
Şimdi gülmeyi unutan asık suratında bir musalla taşıyla mühürlü dudaklarında ki cenaze sessizliği kim peki, senden başka.

Kendine gökyüzünden tabut yapıp küfesinde kim taşır senin gibi,
Kim kaldırır ağırlığını kendi ölümünün.

Genişti omuzların,
Ezile ezile filede çürümüş soğan oldu.
Baktıkça korktun, korktukça kaçtın.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Deli de Deniz

Delirmiyorsam bu gün yalnızlık değil sebebi.
Sevmiyorsam insanı bencilliğimden.
Susamış su içiyorsam denizden kanasıya,
Bir parça beslemek için balıklarını senin.

Serinliğini derime işliyorsan
ve batmışsa güneş denizin kızıllığında,
Ölü bir bedene sarılıyorum şimdi.
Mos mos suların,
uçsuz bucaksız bir mezarın başında
anıları gömüyorum yanına boylu boyunca.

Matemine yanan yıldızlar kocaman bir türbeyken bile
Görmeyen gözlerle yanıbaşında uzanan ben...
Ölüler sevmez yaşayanları
Ve gidiyorum aklım sana emanet bir sandal.
Ne zaman kıyıya vursa bil ki içinde bulacaksın beni.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Omzunda Çiçek

Omzunda çiçek açtı bir damladan.
Sıkı sıkı su içti içine düşen sevdalardan.
Avlusunda boynunun,
çırpınan kuşları gölge bıraktı her gidişinde.
Ve yaprakları okşadı kanadını, ufak bir elveda.

Hüzün derlerse hangi ülkede çiçeklere,
Oralara göçtüler hep.
Senden bir renk arayıp durdular.
Gölgesizce bulamayıp soldular.

Çiçeğini omzunda gören mutlu sandı seni.
İçine büyüyen dikenler kanatmadı hiç.
Sen de pek ağlamadın, çıkmasın diye yenisi.

Avlusunda boynunun,
Çırpınan kuşları gölge bıraktı her gidişinde.
Ve yaprakları okşadı kanadını, ufak bir elveda.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Mavide Kayıp

Yanıbaşımda uyuyordun.
Ağaç yaprakları hışırdarken sola döndü omzun.
İşte o vakit tüm ağustos böcekleri sustu kulaklarımda.
Denizleri dünyamın karanlığa bulanmıştı uykundan önce.
Göz kapaklarının altındaki dalgaları görüyordum.
Kaç defa boğum boğum boğuldum.
Ne bir sandal ne bir kürek, sürüklendim
Saatlerce, günlerce, senelerce...
Ve biliyorum zamanın anlamını kaybettiği diyarlar var.
Ben oralara hep senin maviliklerinde uğradım.

Hep böyle oldu, yüzün bana dönükken göremeyişin.
Ve dilin bu kadar suskunken hiç farkı kalmıyor
Uyku ile ölümün.

Yaklaşan fırtınayı duyuyorum şimdi,
Hışırtıların yoğunluğundan.
Dalgalarının ve girdaplarının ucunda burun buruna
Boğulmaya hazır bekliyorum.
Kim bilir kaç zaman sürecek yine.
Ve biliyorum zamanın anlamını kaybettiği diyarlar var.
Ben oralara hep senin maviliklerinde uğradım.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
En Gerçek Yalan, Umut

Bir çocuk koşuyor,
temelini atan ustanın şimdi altına geldiği yolda.
Uzun uzadıya düşe kalka...
Diz kapakları yaralı bir evsiz gibi darma dağın.

Yol kenarında soluk aldığım ağacın dalı kırılmış.
Gökkuşağı düşmüş diyorlar geçen üstüne.
Hayalleri başına çalınmış, damsız ihtiyar gibi
Kalakalmış şimdi ortada.

Serçelerin su içtiği çukur kapkara.
Hizmet dolmuş diyorlar içine,
bir parça petrol artığından.
Ben gibi uzanmış yatıyor şimdi,
baş ucunda ağzı açık serçeler.

Bir çocuk koşamıyor artık.
Rengârenk bir araba kucakladı iki adım ileride.
Her kavuşma mutlu son deseler, seni söylerim.

Her şey iyi olacakmış dediler.
Bir parça umut doldu içime,
Baş ucumda ağzı açık serçeler.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Ölümün Onursuzu

İnsanlar öldürdü beni.
Bir zerre toz parçasından
Bir damla göz yaşına boğulmak,
boğulmak için atladım kucağına.
Bir balkondan atlar gibi
Baş aşağı, taşlaşmış yüreklerine.

İnsanlar öldürdü beni.
Sevmek diye sarılmak için
Sarılmak dikenli göğüslerine,
Bir damla kan akar gibi
Bir damla kanda kızıllık içinde
Zehirleri gibi ağzımda tadını alarak öfkelerinin.

İnsanlar öldürdü beni.
Hiç yokken aklımda ölmek,
Güneşli bir günde
Işık içer gibi
Sıcacık öldürdüler beni.

Ve göğsümde ne varsa insanlık namına,
Yumuşacık elleriyle ayıklayarak
İnsanlar öldürdü beni.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Zerk

Gece kör bir yılan gibi koynuma sokulan.
Soğukluğu karnımın altındayken,
Sıcak kanıma yavaş yavaş karışan
Ve kıvranırken kabusların çıkmazında
Usul usul uzanıp giden, sen.

Ne ölüm yetiyor öldürmeye
Ne de yaşamak yaşatmaya.
Düşünmek seni en zehirlisi, güzel şeylerin.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Parmak İzinde Yanık Var Senin

Görecek neyin var, yokluğunda seni getiren.
Gözlerim ışıksız karanlıklar içinde iki kayıp, bir yolcu.
Ne kavuşmak fayda ediyor ne ayrılık,
İçindeyken bir kara kuru yalnızlık.

Kör olmuş, sağır olmuş,
Işık olmuş, ses olmuş...
Var olmak,
Dile sığmayan yokluğun geçmiş zamanı.

Yaprak yeşili bir mevsimde seçtin sen,
Sarısını en olmadık zamanda düşen rengi topraktan.
Ellerinle öpüp kokladın ölümün son demlerinde,
Meşe ağaçları altında kopan yaprakların soğuk tenini.


Hep böyle, olmadık işlerde var oldun sen.
Ellerin yokluğun habercisi oldu,
Gökyüzüne uzatıp elini
Samanyoluna değen parmakların
Bir bir yanarken.

Şimdiden sonra
Kör olmuş, sağır olmuş,
Işık olmuş, ses olmuş...
Var olmak,
Dile sığmayan yokluğun geçmiş zamanı.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Tohum Sustu

İntihar çiçek açtı,
Sonbaharın koynunda.
Birden bire kayıverdi eli,
Sonrası çiçek pazarı.
Kırmızı ne varsa alıp getirdi.

Soran oldu mu,
Notasını bestenin son düzlüğünde.
Küt notası, rengi kırmızı.
Ne belâ başında masmavi
Ne de dumandan sırılsıklam hasta.

İntahar çiçek açtı,
Saksısı dar geldi,
Kök saldı balkondan.
Yağmurlar altında çırılçıplak,
Bir çocuk bıraktık hasta olmadan.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Adı Çiçek

Bir ben olsam da daha olsam.
Tek yüreğe ağır geliyor sevdan.
Paylaşmalı sevecek seni seven.
Benimle bir çiçeği koklar gibi değil,
Dağ başında yalın ayak kardelenler
Üzerinde yosun ezer gibi.

Gezer gibi sevdiğin ilin bahçelerinde,
Su içer nehirlerinden gibi bir ceylanın alnı soğuk.
Deli demeye hakkı yok bana,
Seni ben de görmeyenlerin.

Dağ başında yabanıl bir çiçek oldun,
Adını hiç göstermeyen.
Ulaşacak kolum,
Gidecek dizim yok desem kopsun dilim
De gönlüme sığmaman bahanem oldu.
Git şimdi deliliğimden çiçek.
Yalnızlığım kutsal kalsın bana.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Soğuk Gecede Yalnız Gökyüzü

Gelmedi kuşlar,
Bekledim.
Sokağın soğuğu iz yaptı paltomun yakasına.
Omuzlarım saatlerin ağırlığı altında ezildi hep.
Ağır geliyor zamana hamallık, gücüme gitmiyor.
Dizlerim her şeyi taşıyor da ruhum yavana atılır yük değil.

Ya kuşlar,
Kanatları altında atan ufacık yürekleri
Yorgun düşmüş bir kurt gibi nefes nefese
Su içiyorlar kaf dağının ardında
Simurg'un bin delikli gagasından.


Ayaklarım altında ıslak dümdüz oldu.
Yorgun düşecek dünya taşımaktan beni,
Korkuyorum.
Bekledim,
Gelmedi kuşlar.
 
Son düzenleme:

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Sekizi Topladım Yüz Etti Kasım Ayında

Kasımda güller açar mı İran'da,
İsfahan Nato notasyonunda yok hükmünde;
Fakat ellerin beyaz güvercinler buluyor.
Ellerin kasımın ortasında kırmızı güller tutuyor,
Ellerin dağ başında Pers göllerinde.

Huzistan'nın gül yetiştirmeyen suları
Alkeyni'nin atlarını besledi, karasıyla.
Karasına kan karıştı sularının,
Kan içti toprak,
Kırmızı güller tutuyor şimdi ellerin,
Kasımın ortasında.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Yüreği Kırgın Çocuklar

Bir yaz günü mutlu, güneşli.
Elleri boş ve hüzünlü.
Gözlerinde yaş, ağzında gülüş.
Onurlu yürür, yüreği kırgın çocuklar.

İçinde duygular pranga.
Dilinde şarkıların en sessizi, hüzün.
Elleri cebinde yumruk,
Öfkesi kafeste kasırga.
Garip yürür, yüreği kırgın çocuklar.

Ciğerinde yaz sıcağı, İzmir tütünü.
Beş para etmez umutları.
Mutlu güneşli bir yaz günü.
Cebinde kibrit, içinde ateş.
Dumanlı yürür, yüreği kırgın çocuklar.

Ciğerinde yaz sıcağı, İzmir tütünü.
Beş para etmez umutları.
Mutlu güneşli bir yaz günü.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Tavlon

Varsa senden yana umutlar,
Bir yanı yamalı gökkuşağı,
Bir yanı yarıçıplak gökyüzü.

Uçurtması rüzgarda bocalayan çocuk telâşı
Tellerin gölgesinde, içine düşen bir parça paslı bakır.
Ellerinde yaraları, izleri iplerin.
Dizginlenemeyen tayların kanatlı hâli.

Bir yanı kanadı yaralı martı,
Bir yanı boyası çizik tekne.

Fırtınanın öncesinde bir deniz adamı telâşı
Teknenin gövdesinde, içine düşen bir damla acı tuz.
Ellerinde yaraları, izleri iplerin.
Dizginlenemeyen tayların denizli hâli.

Varsa senden yana umutlar,
Bir yanım solmaya yüz tutmuş çiçeklerin tohum sancısı,
Bir yanım ölümü bekleyen toprak.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Köşe Başında

Seni üşüyorum,
Gölgelerin karanlık izleri altında.
Bir duvar kenarında, gece.
Kediler yüz vermeden geçiyor ayaklarımdan.
Ellerim duvardan kireç,
Paltomun deliği büyüyor, aydan önce.

Ben seni üşüyorum,
Kalbimin titremesi bundan doğdum doğalı.
 

Laetna

Üye
Katılım
30 Tem 2008
Mesajlar
448
Puanları
18
Yaş
29
Karda Kadın Var Kayıp

Masmavi olmuştu soğuk,
Ayışığı altında.
Bir kâbus ürpertisi ile değdi ellerin
Rayların kara kaderine, ezilmekli olan.

Ellerin masmavi gecenin ortasında rayların üstünde iki gümüş külçe.
İstasyon köpekleri ileride soluk soluğa.
Vaktini doldurmuş trenin altında ellerin.
Bir harf çıksa ağzından buz olup
düşecek ellerinin tam ortasına.

Gülüyorsun, gülmek tam ortasında rayların üstünde yorgun bir ışığın mavisi çalarken dişlerinin arasında ki boşluklara.

Bir bülbül yolunu kaybetmiş,
İstasyon saçağında,
Gülüşünün ortasında kalbi atıyor.