- 21 Eki 2026
- 40
- 0
- 0
Bir hemşire her sabah hastalarına aynı sıcaklıkla gülümsüyor. Bu nezaket işinin gereği, ama içinden geldiği için de yapıyor olabilir. Sartre'ın garsonu ise hareketlerini o kadar kusursuz ayarlar ki bir mekanizmaya dönüşür. Varlık ve Hiçlik'te bu, kişinin kendi özgürlüğünü bir role gömüp inkâr etmesi, yani kötü niyet olarak okunur. Benim takıldığım yer şu: rolün kusursuzluğu bu inkârın kanıtı mı, yoksa yalnızca iyi yapılmış bir iş mi? Kusursuz oynamak yeterliyse, her iyi zanaatkâr kötü niyetli sayılır. Belirleyici olan, kişinin rolü reddedebileceğini bilip yine de sürdürmesiyse, o zaman ölçütün dışarıdan görülen bir davranış olmadığını, kişinin kendine anlattığı bir hikâye olduğunu kabul etmek gerekir. 'Mecburdum' cümlesi ne zaman dürüst, ne zaman kötü niyetli oluyor?