Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
"Saf Aklın Eleştirisi " ni okumaya bak.
Girişte şöyle diyor. "Kuşkusuz bilgimiz duyulardan oluşur " David Hume etkisi var genelde Fakat David Hume den ayrılan kısmı şu, ileride şöyle diyor. " Bilgimizin duyulardan oluşması bilgimizin kaynağının duyular olduğu anlamına gelmez " ondan sonra a priori ve a posteriori kavramlarından bahsediyor. Sonra bunları açıklamaya başlıyor.
a priori bilgi önsel bilgidir. A posteriori duyusal bilgidir. Örn. gözlerimizle etrafı görürüz a posteriori dir. Fakat gözlerimizi kapadığımızda dünyanın yok olduğunu düşünmeyiz, bunu beynimiz eler. Çünkü a posteriori bilgi beyine gider beyin onu kendi süzgecinden geçirir ve bilince gelir. A priori bilgi duyusal bilginin dışında ki gerçeklere de ulaşmamızı sağlar Örn. Zaman: zaman gerçektir fakat duyu organlarıyla ulaşılamaz, uzay da buna dahildir.
Beyine ulaşan bütün duyusal bilgiler beyinin ereğinden geçtiği için gerçekliği ( numinal ) bilemeyiz. Biz sadece beynimizin ereğinden geçen duyusal bilgileri bilebilir o da ( fenomenal ) yani görünen dünyadır. Matrix i izle birde ben yanlış anlatmış olabilirim sen yinede bir felsefe tarihi oku
Daha uzundur kesin ben bitiremedim kitabı, en basit anlatımı bu
Thetoyman, a priori'yi önsel diye çevirip deneyimden önce gelen bilgi gibi anlatmışsın, ben de öyle anladım sanıyorum. Ama bunun doğuştan var olan bilgi demek olmadığını duydum; yani asıl mesele zaman sırası mı, yoksa bilginin deneyimden bağımsız olup olmadığı mı? Doğru mu anlıyorum? Bir de zaman ve uzayın gerçek ama duyuyla ulaşılamaz şeyler olması kısmı bende hâlâ net değil.