Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Defiance'ın sorusunda iki ayrı soru aynı cümlede duruyor ve tartışma bunları ayırmadan ilerleyince birbirine karıştı. Birincisi, doğmadan önceki maddenin bugünkü benle aynı kişi olup olmadığı; bu bir kişisel özdeşlik sorusu. İkincisi, bir ruhun bedenden önce var olup olmadığı; bu bir varlık sorusu. İlki için bir ölçüt gerekir, ikincisi için ise ruhun ne olduğunu önceden kabul etmek gerekir. Tartışmada bu ikinci kabul çoğu zaman görünmeden taşınıyor.
İlk soruda Parfit'in yaklaşımı yol gösterici olabilir. Parfit'e göre kişisel özdeşlik psikolojik süreklilik ve bağlılıkla kurulur. Bu ölçüte göre henüz birleşmemiş bir sperm ile yumurta bugünkü benle psikolojik bir bağ taşımadığı için 'biz' değildir. Şaşırtıcı olan, bu ölçütün doğumdan önceyi ve ölümden sonrayı aynı kapıyla kapatmasıdır. birazdahaderinmavi'nin ruhu beyin etkinliğine bağlayan görüşü de tam olarak bunu yapar: doğum öncesini yok sayarken ölüm sonrasını da kapatır.
Lucretius'un simetri argümanı burada devreye girer. Doğmadan önceki yokluk bizi ilgilendirmiyorsa, ölümden sonraki yokluk da ilgilendirmemeli. Bu argüman iki yokluğun aynı olduğunu varsayar. Oysa biri bir yaşamın öncesi, diğeri sonrasıdır ve ruhun ölümden sonra sürdüğünü savunan biri için simetri hemen bozulur. Ruh doğumdan önce de varsa simetri yeniden kurulur mu, yoksa ölçütü değiştirmek mi gerekir? Bence asıl sorun, 'sonsuz' sözünün iki yönünün eşit ağırlıkta olup olmadığıdır. Bu ayrım yapılmadan başın ve sonun birlikte konuşulması, iki farklı soruyu tek bir sezgide toplamak anlamına gelir.