Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Mill'in faydacılığı

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 553

tazmanyayahnisi

Yeni Üye
Katılım
20 Eyl 2017
Mesajlar
148
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Mill faydacılık ilkesini şöyle ifade eder: En Fazla Mutluluk İlkesine göre, eylemler görece
olarak mutluluğu arttırıyorsa doğru, azaltıyorsa yanlıştır. Bu anlamda eylemlerin
etik doğru veya yanlış olmasının niyetlerle hiçbir ilgisi yoktur. Bir insan, bir diğerini
boğulmaktan kurtarıyorsa, niyeti para mükafatı almak da olsa, ödevi yerine getirmek
de olsa fark etmez. O adam kurtarma eylemiyle mutlu bir sonuç doğurmuştur, bu
nedenle yaptığı şey doğrudur.

Kim demiş faydacılık kötüdür diye

---------- Mesajlar Birleştirildi at 14:14 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 14:03 ----------

Fayda etiğin zararları hakkında ders verecek olan var mı herkez Mill gibi pozitif mi düşünüyordu?
 

elbiss

Yeni Üye
Katılım
24 Şub 2017
Mesajlar
464
Tepkime puanı
7
Puanları
18
Pozitif bir bakış eğilimi ve pozitif bir yönetim şablonu aslında bizleri daha güzel bir geleceğe taşıyabilir...Olaylara yada yaşanılanlara pozitif bir faydacılık katkısı bağlamında bakıp buna dönük pozitif bir çözüm anlayışı üretebildiğimizde aslında faydacılık esasına dayalı win win şeklinde her iki tarafında güzel sonuçlar elde edebileceği ögörüler arasında diyebiliriz...

Aslında katkıların sadece esasta ve özde olabilmesinin yanısıra pozitif bir bakış eğilimi içerisinde olabilmekte oldukça değerli olsa gerek diye düşünmekteyim.
 

Etik Araştırma

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
100
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Boğulan adam örneği, tazmanyayahnisi'nin de belirttiği gibi, faydacılığın niyeti dışarıda bırakmasını en açık biçimde sınıyor. Ama bu örnek bence iki ayrı soruyu aynı anda taşıyor: eylemin doğruluğu neye bağlı ve eylemi yapan kişi nasıl değerlendirilmeli? Mill bu ayrımı kendi metninde açıkça yapar: eylemin ahlaki niteliği sonuçlarına bağlıdır, ama niyet eylemin doğruluğu hakkında değil, failin değeri hakkında söz söyler. Para için kurtaran ile ödevi için kurtaran aynı şeyi yapmıştır; fakat birinin karakterine dair hüküm öbüründen farklıdır. Bu, niyetin hiç yeri yok mu sorusuna kısmen cevap verir, ama sorunu tamamen çözmez. Eylem doğru olduğu hâlde karakter kötü olabiliyorsa, karakteri değerlendirmenin ölçütü ne olacak? Burada üç geleneğin farkı görünür hâle geliyor. Kantçı ödev etiği niyeti doğrudan doğruluk ölçütü yapar; erdem etiği kurtarıcının karakterini merkeze alır; faydacılık ise doğruluğu sonuçtan okur ve karakteri ikinci plana iter. Faydacılık için asıl zorluk, karakter ile eylem arasında kurduğu bağın ilkesiyle uyumlu olup olmadığıdır. İyi karakter, sonuçları iyi olan eylemleri sürekli yapan kişinin özelliği ise, niyet dolaylı olarak yeniden önem kazanır. Pozitif düşünme sorusuna gelince, Mill'in döneminde de faydacılığa yöneltilen itirazlar vardı ve bunların önemli bir kısmı kişilerin ayrılığı üzerine kuruluydu. Toplam fayda, birinin kaybını başkasının kazancıyla dengeler ve bu dengenin adil olup olmadığı çoğu zaman sorulmaz. Olumlu bir tutum bu itirazı yanıtlamaz. Bana kalırsa asıl mesele, faydacılığın bir kişiye yapılan haksızlığı hangi noktada sonucun içine eritebildiğini görmektir.
 
Üst