Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Bizi düşünmeye sevkeden nedir???

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,453

ellanore

Yeni Üye
Katılım
30 Ocak 2010
Mesajlar
8
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
...İnsanın hayatını idame edebilmesi için bir çok şey gerekli o bir çok şeyi belirleyebilmesi onları faydasını maximize edecek şekilde kullanabilmesi için ise bunu tasarlaması gereklidir...Bu tasarı düşünce eylemini gerçekleştirmekle mümkündür. Fikir sahibi olmak isteyen her insan düşünmek zorundadır...

İnsan varlığını düşünceyle ispatlamak zorundadır. Dünya üzerindeki onca insanın içinde varlığını zikredebilmek için fikre muhtaçtır ve fikir düşünebilenin eseridir...
 
M

monaliza

Ziyaretçi
İnsan olmamızın doğasıdır diyeceğim,fakat eksik olacak. "DÜŞÜNME" eylemini, "DOĞRU DÜŞÜNME" olarak ele aldığımda farklılaşıyor durum. Çünkü her insan kendi çapında bir şeyler düşündüğünü iddia ediyor. Önemli olan "DÜŞÜNMEK,BİR VERİME HİTAP EDİYORSA DÜŞÜNMEKTİR" ilkesi. İnsanın doğasında var,düşünmek. Kimileri yararlı,üretken düşünürken,kimileri; zararlı,tüketken ve yok edici düşünüyor. Kimisi de;tabir cazi ise;ipe sapa gelmez şeyler düşünüyor.

İnsanı düşünmeye sevk eden; "SOSYAL VARLIK" oluşu, "YAŞAMINI DOĞRU İDAME ETTİRME GÜDÜSÜ", "TÜMLERE,GÜZELLİKLERE KATKILI VE YARARLI OLMA ARZUSU" dur. En önemlisi "İNSAN OLDUĞUNU HİSSETMEK"tir.

Bence "DÜŞÜNME" eylemi kadar, "DÜŞÜNCEYİ,FİKRE, ZİKRE ve EYLEME DÖNÜŞTÜRME YETENEĞİ" önemli. Her ne kadar doğru düşünme yeteneği, yaşamı doğru okumakla ilgili olsa da, düşünceyi doğru ifade etmek, yaşamsallığını doğru kanalize etmek de ayrı ve önemli bir marifet.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
250 milyon yıl önceki insanımsılar ile günümüz insanı açısından sorulan soruyu değerlendirmek gerekirse, insanı düşünmeye iten olgular rahatlıkla görülebilecektir.
 

endlesslive

Yeni Üye
Katılım
23 Haz 2010
Mesajlar
155
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
65
yumurtanın sarısı

besleyicidir yumurta
kabuk içinde akı sarısı
düşündürür insanı
tavuktan düşünce

sesleyicidir düşünce
kafa içinde akı karası
süründürür insanı
karasını seçince
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
kararan düşünce
karanlığa düşünce
ayazın içinde
kalır güne gebe...
 

coco1903

Yeni Üye
Katılım
9 Eki 2011
Mesajlar
13
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
38
hayatımızı sürdürübilmek için. . .
 
E

evrensel-insan

Ziyaretçi
Bizi dusunmeye sevkeden, her turlu numenal yeti kullanim ve paylasimimizin kendi ya da etrafimiza verdigi zarari, rahatsizligi sorunu algilamak, farkina varmak ve bilince cikarmaktir.

Sonucta beyin, qualm yoluyla,rahatsiz kalamaz. Beyin kendini rahatsiz hissederse,bunu bir cesit ruya dahil; kedi bunyesinde ve bilinc alti olarak halleder. Ama bu beynin dusundugu anlamina gelmez.

Ya da beyine kaydedilen her turlu data, veri, deger v.s. ilelerle yasam surmek te beynin dusundugu anlamina gelmez.

Beynin dusunmesi demek, kisinin kendi beynini bilincli ve farkinda olarak dusundurtmesi ve bir "ic ses" dialogunu beyni ile kurmasi demektir.

Halk arasinda bu beyin jimnastigine, eger sesli olursa "kendi kendine konusuyor, delimi ne!" yakistirmasi yapilir.

Halbuki kisinin ic sesi ve kendi kendine konusmasi ve bunu bilincli ve farkinda olarak bir olay ve/veya bir yasanmislik degerlendirmesi olarak yapmasi beyninin normal isleyisine bir alternatif ses yaratmasi demektir.

Bu ayni zamanda beynin "hazirdan yemesini" de onler.

Ama butun bunlarin olabilmesi icin,birey bilinci ve varlik farkindaligi gerekir.
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
195
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir sabah işe çıkarken kapıyı kilitleyip kilitlemediğini hatırlamayan biri düşünelim. Otobüs durağına varana kadar bu küçük şüphe zihninin bir köşesinde durur. Evrensel-insan'ın tarif ettiği rahatsızlık tam olarak budur: bir şey yerinde durmuyor ve zihin onu bırakmıyor. Ama bu huzursuzluğun kendisi henüz düşünme değildir.

Epiktetos'un Enchiridion'da yaptığı ayrım burada işe yarıyor. Dışarıdan gelen izlenimler bizim elimizde değil, onlara verdiğimiz yargı ise elimizde. Kapının kilitli olup olmadığı bir olgudur. Ama bu dikkatsizliğim, gün kötü başlayacak demek ise bizim eklediğimiz bir karardır. Huzursuzluk bizi bu kararın önüne getirir, düşünce ise kararın bizim olup olmadığına bakmakla başlar.

Bu yüzden bence sorunun cevabı rahatsızlığın varlığında değil, o rahatsızlığı taşıyan yargının sınanmasında aranmalı. Bilinçli iç ses dediğimiz şey de bu olabilir: rahatsızlığı izlemek yerine ona bir hüküm bağlayıp o hükmün bize ait olup olmadığını tartmak.
 

Yeni Konular

Üst