Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Aşk-ı Rasül

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 995
Katılım
19 Kas 2012
Mesajlar
233
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Ekli dosyayı görüntüle 1159

Sahranın ateşi sönüyor gönlümde.
Mahşer-i hakikat bu, doluyor sineme.
Sevdanı gönlümde nedir kavuran?
Aşkın mı yarını hasrete adayan?

Alışık değil nabzım böyle bir mateme.
Nur cemalini görmek mümkün mü söyle!
Devrildi Kisra Sarayı senin nurun ile.
Şimdi yoksun ya Rasül, neyleyim bu alemde?

Bir tahammül daha kalmadı hicrandan.
Aştım diyar-ı masivayı varamadım ravzana.
Aşk kumuyla tutuşmuş bir bedevi gibiyim.
Yandım ey Şah-ı Rasül söyle sensiz neyleyim?

Kafeste çırpınan bülbül umursar mı şeb-i yeldayı?
Tutsak kalmış bu mücrim sebep görür aşkını.
Kızıl çöl güneşiyle şahlanan bir od gibi,
Divane olmuş gönül, arıyor gül Nebiyi(s.a.v)

Körüklenir durur aşkım katmerleştikçe yıllar.
Virane gönül söz dinlemez, sonsuz olsa da surlar.
Kelimeler lal kalır, taşar bu deli efgan.
Yakar sensizlik içimi, başlar sensizken hüsran.

Ecel kuşu kanat açıp yamacıma konmadan...
Beyaz örtü canım alıp boş tabut da dolmadan...
Hicranınla uyumayan şu gözümü yummadan...
Vuslatını tez erdir, son namazı kılmadan
.


Ümit Zafer Bağcı
 

Edebiyat Köşesi

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
218
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Ümit Bey, 'Kafeste çırpınan bülbül' dizesi ilk okumada bende durdu. Bülbül ile gülün çok eski bir eşleşme olduğunu biliyoruz, ama burada bülbül gülden çok kafesten söz ediyor gibi. Çırpınış yalnızca özlemi değil, aşılamayan bir engeli de duyuruyor. Sonraki dizelerde 'mücrim' ve 'sebep' gelince kafesin bir cezanın parçası mı yoksa gönlün kendi ördüğü bir yer mi olduğunu düşündüm. Sizce o kafes dışarıdan konmuş, yoksa içeriden mi örülmüş?
 

Yeni Konular

Üst