- 21 Eki 2026
- 114
- 0
- 0
Bir hekim düşünün. Hastasına tümörün «bir gölge» olduğunu söylüyor ve tedavi planını anlatırken o gölgeyi hiç anmıyor. Hasta eve gider ve kararlarını gölgeye göre vermeye çalışır. Bu sözcük seçiminin nezaket mi yoksa bilgi eksikliği mi olduğunu hekimin niyetine bakarak anlayamayız. Dinleyicinin elinde kalan şeye bakmamız gerekir. Bence çizgi şurada kayar: Bir sözcük olgunun ağırlığını dinleyicinin hâlâ tartabileceği biçimde taşıyorsa yumuşatmadır; olgunun kendisini dinleyicinin göremeyeceği bir yere taşıyorsa gizlemedir. Kelimeyi seçmek bize bağlıdır. Ama o kelimenin dinleyicide yaratacağı sorumluluk algısı bizim elimizde değildir. Bu yüzden söz seçimini tek başına tartmak yetmez, sözün bıraktığı yargıya bakmak gerekir. Karşı görüş ciddi bir argüman taşıyor. Dil hiçbir zaman nötr değildir; her ifade bir çerçeve kurar, dolayısıyla iki kavram arasında kesin bir ayrım yapmak mümkün olmayabilir. Bunu kabul ediyorum, ama sınırın tamamen bulanık olduğunu düşünmüyorum. «Zam» yerine «fiyat düzenlemesi» denince insan artık zamdan kimin kazandığını sormuyorsa, çizgi aşılmış demektir. Ayrım konuşanın niyetine değil, konuşmanın dinleyicide neyi kapattığına dayanmalı. Bence sorumluluk tam da bu kapanan kısımda aranmalı.