- 21 Eki 2026
- 191
- 0
- 0
Bir akşam arkadaşına yarın sabah yürüyüşe çıkacağını söylersin, sabah olunca üşenip gitmemeyi seçersin. Arkadaşın hâlâ oradadır ve sözün bozulduğunu bilir; ama bu bozulmanın kaynağı onun varlığı değildi. Bağı kuran, sözü verdiğin andaki onayındı ve o onayı sürdürmek de senin elindeydi. Tanrıya verilen söz de bu yapıdadır diye düşünüyorum. Bağlayıcılığını karşı tarafın gerçekliğinden değil, sözü verenin kendi iradesini o söze bağlamasından alır. Buna karşı güçlü bir görüş var: söz bağlayıcıdır, çünkü Tanrı bunu emretmiştir ya da yaratıcı olarak yükümlülüklerimizin kaynağı odur. Bu görüşün ciddiyetini kabul ediyorum. Ama emri dinlemek de ona uymak da yine bizim onayımıza bağlıdır. Emrin kaynağı ne kadar yüksek olursa olsun, verilmemiş bir onayla kimse bağlanamaz. Epiktetos, yemin etmekten mümkünse tamamen kaçınmamızı öğütler. Çünkü yemin, bizi kendi dışımızdaki bir düzenin gerçekleşmesine bağlar ve bu düzen elimizde değildir. Tanrıya söz verirken de aynı dikkat gerekir: sözün verilmesi bizim elimizdedir, sonucu ise bize bağlı değildir. Bu nedenle söz bozulduğunda suçlama da en çok verene, kendi onayına karşı yapılmış bir ihmale yönelir.