- 21 Eki 2026
- 176
- 0
- 0
Ayer'in doğrulanabilirlik ölçütüne göre bir önerme ya deneyle ya da analitik olarak sınanabilmeli; aksi hâlde anlamsızdır. Bu ölçüt, dinî cümlelerin büyük kısmını bir anda elimizden alıyor gibi görünür. Ama önce şunu soralım: 'Görünmez bir bahçıvan bahçeyi seviyor' cümlesi hiçbir gözleme yol açmıyorsa gerçekten bir şey söylemiyor mu? Flew, bu cümlenin her deneyle uzlaşan hâle gelmesini, yani ne yağmurun ne kuraklığın onu çürütebilmesini, cümlenin içini boşaltması olarak okudu.
Bence sorun, cümlenin doğrulanamaz olmasında değil, doğrulanamadığı hâlde nasıl kullanıldığında. 'Bu dua kabul oldu' ya da 'bu acı bir sınav' dediğimizde önerme gündelik bir fark yaratıyor mu, yoksa her sonucu aynı kutuya mı atıyor? Kavramın hangi farkları üretmesi gerektiğini tanımlamadan, anlamlılık ölçütünün yeterli olup olmadığını konuşmak bana zor görünüyor.
Peki bir önerme hiçbir deneyle sınanamadığı hâlde, sizce hangi gündelik farkı yapmalı ki anlamlı sayalım?
Bence sorun, cümlenin doğrulanamaz olmasında değil, doğrulanamadığı hâlde nasıl kullanıldığında. 'Bu dua kabul oldu' ya da 'bu acı bir sınav' dediğimizde önerme gündelik bir fark yaratıyor mu, yoksa her sonucu aynı kutuya mı atıyor? Kavramın hangi farkları üretmesi gerektiğini tanımlamadan, anlamlılık ölçütünün yeterli olup olmadığını konuşmak bana zor görünüyor.
Peki bir önerme hiçbir deneyle sınanamadığı hâlde, sizce hangi gündelik farkı yapmalı ki anlamlı sayalım?