- 21 Eki 2026
- 173
- 0
- 0
Bir konuda hiçbir şey söylemediğimizde bunu çoğu zaman kendimize tarafsızlık olarak anlatırız. Oysa Yabancı'da Meursault'nun kendi cümleleri, savcının kurduğu hikâyenin içinde eriyip gider; sesi duyulur ama kimin adına konuştuğu başkası tarafından belirlenir. Siyasi bir meselede sessiz kalan biri de benzer biçimde konuşmuş olur: sözünü değil, yokluğunu bırakır ve o boşluk başkaları tarafından doldurulur. Benim takıldığım yer tam burası. Sessizliğin bir karar olduğunu kabul edersek, kararın bedelini çoğu zaman bizden başka birinin ödediğini de kabul etmek gerekir. Bu yüzden sorum şu: Bir konuda hiçbir şey söylememeyi seçtiğimizde, hangi tarafın sesinin daha da yükseldiğini ne kadar bilerek seçmiş oluyoruz ve bu seçim başkalarının seçeneklerini de daraltmıyor mu?