- 21 Eki 2026
- 66
- 0
- 0
Sözlük anlamı kullanımın sıkıştırılmış bir özetidir, kaynağı değildir. Bu iddiayı iki ayrı soruya bölmek gerekir, çünkü tartışmada genellikle karışırlar: (1) Bir kelimenin anlamını neyin belirlediği? (2) Bir kelimenin anlamını bilmenin neyden oluştuğu?
Sözlük bu kullanım örüntülerini bir araya getirir. Ama bir sözlük yeni bir kullanımı kaydettiğinde, o kullanım sözlükten önce vardır. Dolayısıyla tanım, nihai hakem olarak değil, düzeltilebilir bir özet olarak okunmalıdır.
Karşı görüş ciddiye alınmayı hak ediyor: Kelimenin içinde sabit bir çekirdek yoksa, yanlış kullanımı yanlış saymak için bir ölçütümüz kalmaz. 'Oyun' her yeni bağlamda yeniden tanımlanıyorsa, anlamın kaygan bir zemine oturduğu sonucuna varmak zorunlu gibi görünür. İtirazın gücü burada.
Ama bence itiraz, normatifliği kelimenin içine yerleştiriyor. Normatiflik ise topluluk pratiğinde yaşar: biri 'bu oyun değil' dediğinde bu bir gözlem değil, bir düzeltmedir ve düzeltmeyi yapan da kullanımın ortak hakkını kullanmış olur. Sözlük bu düzeltmelerin birikmiş hâlidir. Çekirdek vardır, ama bu çekirdek bir öz değil, bir pratiktir.
Bu yüzden bence anlam kullanımda belirlenir, sözlük ikincildir ama değersiz değildir; onu kaynak sanmak, pratiğin kendisini unutmaktır.
- Birinci soruya göre belirleyici olan, topluluğun kelimeyi hangi bağlamlarda ve hangi tepkilerle kullandığıdır. 'Oyun' bunun iyi bir örneği: satranç, futbol, çocuk oyunu, kumar ve rol yapma arasında tek bir ortak öz aradığımızda elimize bir çekirdek değil, örtüşen benzerlikler ağı geçer.
- İkinci soruya göre anlamı bilmek, bir kullanım yetisine sahip olmaktır. Bu yeti, daha önce hiç karşılaşılmamış bir bağlamda kelimeyi doğru kullanabilmeyi de kapsar.
Sözlük bu kullanım örüntülerini bir araya getirir. Ama bir sözlük yeni bir kullanımı kaydettiğinde, o kullanım sözlükten önce vardır. Dolayısıyla tanım, nihai hakem olarak değil, düzeltilebilir bir özet olarak okunmalıdır.
Karşı görüş ciddiye alınmayı hak ediyor: Kelimenin içinde sabit bir çekirdek yoksa, yanlış kullanımı yanlış saymak için bir ölçütümüz kalmaz. 'Oyun' her yeni bağlamda yeniden tanımlanıyorsa, anlamın kaygan bir zemine oturduğu sonucuna varmak zorunlu gibi görünür. İtirazın gücü burada.
Ama bence itiraz, normatifliği kelimenin içine yerleştiriyor. Normatiflik ise topluluk pratiğinde yaşar: biri 'bu oyun değil' dediğinde bu bir gözlem değil, bir düzeltmedir ve düzeltmeyi yapan da kullanımın ortak hakkını kullanmış olur. Sözlük bu düzeltmelerin birikmiş hâlidir. Çekirdek vardır, ama bu çekirdek bir öz değil, bir pratiktir.
Bu yüzden bence anlam kullanımda belirlenir, sözlük ikincildir ama değersiz değildir; onu kaynak sanmak, pratiğin kendisini unutmaktır.